Antalya
24.03.2020
A

 

Her gece yapılan açıklamalarla Covid 19 salgın hastalığındaki artışları izliyoruz.  Testlerin yaygın kullanımı halinde bu sayının daha da yüksek olacağı da yapılan açıklamaların arasında yer alıyor.

Bilim insanlarının tespitlerine göre tedrici olan ve aşamalı bir şekilde hayata geçirilen tedbirlerin yeterli olamayacağı bir sürece hızla ilerliyoruz.

 

İzolasyon koşullarının tavizsiz uygulanması hepimiz için hayati öneme sahip. Şurası açık ki yalnızca 65 yaş üstü değil, zorunlu olmadıkça hepimiz evlerimizde kalmalıyız. Daha önce 1 metre olarak açıklanan temas  sınırlaması 1,8 metre olarak düzeltildiğini dikkate almalıyız. Ve kişisel önlemlerimiz kadar özel işletmelerin ve kamusal kuruluşların da temas içinde olunan her alanda  hijyen ve mesafe koşullarını sağlamalarını talep etmeliyiz.

 

Toplum sağlığını bir bütün olarak ele alacaksak, devletin  ayrıcalıksız herkes için teşvik ve destek önlemlerini bir an önce hayata geçirmesinde ısrarcı olmalıyız. 

 

Öncelikle bu sürecin koruyucu hekimliği, teşhis ve tedavi yükünü sırtlayan sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarının daha etkin desteklenmesini ve kolaylaştırılmasını talep etmeliyiz.

KHK ile ihraç edilen 15.000 civarında olduğu söylenen hekim ve sağlık çalışanlarının da görevlerine iadesi küçümsenmeyecek bir açığı kapatacağından yetişmiş kadrolara sorumluluk vermekten  kaçınılmamalıdır.

 

Kamuoyuna da yansıdığı gibi sağlık alanındaki ekipman eksikliklerinin giderilmesi, test ve tanı imkanlarının artırılması; bütün sağlık birimlerinin tamamının kamusal amaçlar için kullanılır hale getirilmesi toplumun ortak çıkarları için son derece önemlidir.

 

Bilimi ve aklımızı kullanmaktan, dayanışma ve işbirliği içinde yol almaktan başka bir seçeceğimiz bulunmamaktadır. O nedenle bütün kamusal hizmetler ve kararlar bu amaca uygun olarak hayata geçirilmelidir. Üretim ve dolaşımda da kamu yararı ilkesi dışında hareket edenlere karşı engelleyici  önlemler almak kamu otoritesinin öncelikleri arasında olmalıdır.

 

Merkezi yönetim, herkes için yaşam ve geçim kaygısını tamamen ortadan kaldırmaya yönelik adımları bir an önce atmalıdır. Ne özel işletme ve işveren kesimini önceleme, ne de emeği ile geçinenlerin, dar ve sabit gelirlilerin iş ve yaşam güvenliklerini öteleme söz konusu edilmemelidir.

Önce sağlık, herkes için sağlık şiarı gereği, “evde kal” önleminin temennide kalmaması için, buna uygun pratikler ve kamusal destekler bir an önce hayata geçirilmelidir.

 

** Tedbirler devam ettiği sürece  kanuni takipte olan veya olmayan tüm borçlanmalar ertelenmeli, talep eden herkes için elektrik, su, ekmek, internet gibi en temel tüketim maddeleri  kamusal imkanlarla karşılanmalıdır.

** Çalışanlar, işten çıkarılma, ücretsiz izin tehdidi altında bırakılmamalı, Sosyal güvenceden yoksun bütün yurttaşlar güvence kapsamına alınmalıdır. İş kanununda ve ve SGK kanununda tüm yurttaşların sosyal güvencelerinin ve ödeneklerinin kamusal kaynaklarla karşılanmasına yönelik düzenlemeler ysapılmalıdır.

** Temas yoğunluğu olan işyerleri, okullar, eğlence, yeme içme, spor alanlarıyla, ibadet yerleri kapalı tutulmaya devam edilirken, hayati ve zorunlu temel ihtiyaç alanlarının faaliyet koşulları yeniden tanımlanmalıdır.

** Hapishanelerde bulunan tutuklu ve hükümlüler suç ve suçlu ayrımı yapılmaksızın öncelikle risk grupları esas alınarak ve infaz erteleme ve adli denetim seçenekleri değerlendirilerek tahliye edilmelidir.

 

** Endişe, kaygı, panik veya “tevekkülcü” yaklaşımlara izin verilmemeli, fevri davranış ve hurafelerle   önlemlerin uygulanmasına engel çıkaranlara karşı etkili önlemler alınmalıdır. Bu amaçla şeffaf ve etkin yönetim birimleri oluşturulmalıdır. Bu birimlerde başta Tabip odaları ve sağlık meslek kuruluşları ile sivil toplum dinamikleri mutlaka yer almalıdır. En yoğun yerleşimlerden başlayarak önlemlerin ciddi ve tavizsiz uygulanması ve yaşamsal ihtiyaçlarımızın karşılanması için dayanışma ve işbirliği elden bırakılmamalıdır.

** Siyasi partilerin, meslek odalarının ve çeşitli gönüllü kuruluşların kamuoyu ile paylaştığı önlem paketleri mutlaka dikkate alınmalı ve siyasi irade kamusal fayda sağlayacak önerileri uygulamama nedenlerini açıklamalıdır.

** İçlerinde Antalya’nın da olduğu turist akımı, umre ziyaretçisi veya başka nedenlerle risk oranı yüksek kentlerin bir an önce karantina koşullarına, sokağa çıkma yasağına hazırlanması konusunda boşa zaman harcanmamalıdır...

 

Hepimiz hayatı seviyoruz. Hayat da hiç birimize karşı boş değil. Yeter ki anlamlı dayanışma ve toplumsal olandan yana tutum almaktan kendimizi alıkoymayalım.

Nazım Hikmet’in dediği gibi “…

Bir gün eğer, benden uzak.

Karanlık bir yağmur gibi,

Canını sıkarsa yaşamak.

Aslolan hayattır

Beni unutma

… ”

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok