Antalya
03.03.2020
A
GENEL , EKONOMİ
İş cinayetleri son bulsun
İş cinayetleri son bulsun

TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu tarafından 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü için düzenlenen basın toplantısında, iş cinayetlerinin son bulması için gerekli düzenlemelerin yapılması istendi.

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sözcüsü Özge Köksal, 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu Kömür Ocağında meydana gelen grizu patlamasında 263 emekçi hayatını kaybettiği gün olan 3 Mart'ın iş cinayetlerine dikkat çekebilmek, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin önemini vurgulamak için “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü" olarak ilan edildiğini vurgulayarak,  Aradan yıllar geçti, 2020'ler Türkiye’sinde emekçiler, işyerlerinde can vermeye devam ediyor. Her yıl, Kozlu faciasında kaybettiğimiz yurttaşlarımızın en az 6 katı iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. İşyerlerinde insanlar ölüyor; işverenler ve devlet ölümleri seyrediyor. Önlem almayan işverenlere yaptırım uygulanmıyor, işyerleri yıllardır, işçi sağlığı, iş güvenliği yönünden denetlenmediği gibi, ölümlü iş kazalarının olduğu işyerlerinde, iş kazalarını incelemek üzere bile iş müfettişi görevlendirmiyor. Her gün en az 5 işçinin işyerlerinde iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi artık haber niteliği bile taşımıyor. Hükümet yetkililerinin iş cinayetleri ile ilgisi baş sağlığı dilemenin ötesine geçmiyor" dedi.

2018 - 2019 KORKU UYANDIRMAKTA

SGK tarafından 2017 yılına kadar açıklanan istatistiklere göre 2012 yılında 74 bin 871 kazada 744, 2013 yılında     191 bin 389 kazada 1360, 2014           yılında   221.336 kazada 1626, 2015 yılında 241 bin 547    kazada 1252, 2016 yılında 286 bin 68 kazada 1405, 2017 yılında 359 bin 766 kazada 1636 emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirten Özge Köksal,  "2017 yılına kadar açıklanan rakamların seyrine baktığımızda henüz açıklanmamış 2018 ve 2019 verileri korku uyandırmaktadır. Bu verilerin SGK tarafından açıklanamamasının sebebi nedir? Ülkemizde emekçilerinin hayatlarının önleyici çalışmalardan daha ucuz olduğu kamuoyundan gizlenmek mi istenmektedir? Bir kez daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nu göreve, emekçilerin hayatını ilgilendiren bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyoruz" sözlerine yer verdi.

İŞVEREN SORUMLU OLMALI

2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu'nda "İşyerlerinde iş sağlığı güvenliğinin sağlanması işveren yükümlülüğündedir” denilmesine rağmen, uygulamada iş sağlığı güvenliği hizmetlerinin piyasalaştırılarak sorumluluğun iş güvenliği uzmanlarına yüklendiğini belirten Özge Köksal, "Her kazadan sonra mutlaka iş güvenliği uzmanları gözaltına alındı, hatta tutuklandı. Oysa iş güvenliği uzmanlığı hizmeti 'İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak' ve işverene 'profesyonel yardım' kapsamındadır. Bu hükümlere rağmen ikincil mevzuatta iş güvenliği uzmanının görev kapsamını rehberlik dışında değerlendiren hükümler değiştirilmelidir. İş Güvenliği Uzmanları; işverenin yapmadığı veya yapamadığı çalışmaların takipçisi ve sorumlusu olmamalıdır" diye konuştu.

UZMANLAR GÜNAH KEÇİSİ DEĞİLDİR

"İş güvencesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliğinin birbirini tamamladığı gerçeğinden hareketle, tüm çalışanlar insana yakışır norm ve standartta bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalıdır. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmeli, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı, çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamları iyileştirilmelidir" diyen Özge Köksal şöyle devam etti: İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda iyileştirici adımlar atılabilmesi için öncelikle işverenlerin sorumluktan kaçmasının önünde geçilmelidir. İşverenlerin temel sorumluluklarından kaçtıkları, kendi yerlerine birer günah keçisi olarak iş güvenliği uzmanlarını koydukları bir çalışma yaşamında, önleyici ve engelleyici hiçbir çalışmanın yapılamayacağı açıktır. İş kazaları ve iş cinayetleri ile mücadelenin temel bir kültür olarak topluma kazandırılması gereklidir."

ÖLÜM, YARALANMA KADER DEĞİLDİR

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanına ilişkin düzenlemelerin ve denetimin yalnızca Aile Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülmesi doğru kararların alınmasının önünde bir engeldir. Bu nedenle düzenleme ve denetleme Aile Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı yanında Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, sendikalar, TTB ve TMMOB'den oluşan idari ve mali yönden bağımsız bir enstitü tarafından yerine getirilmelidir. Çalışma yaşamına ilişkin tüm düzenlemeler bu enstitü tarafından yeniden ele alınmalı ve kararlaştırılmalıdır" diyen Özge Köksal, "Ölüm, yaralanma ve sakat kalma; esnek ve güvencesiz çalışma hiçbir emekçinin kaderi değildir. İnsan onuruna yakışır, güvenli ve güvenceli çalışma hakkımız için sesimizi yükseltiyoruz. İnsanlar işyerlerinde ölmemeli, her gün işyerlerinden cenazeler çıkartılmamalıdır. Tüm ülkede, tüm çalışma alanlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin artırılması, bağımsız denetim sisteminin yerleştirilmesi, iş cinayetlerinin ve iş kazalarının durdurulması için yılmadan mücadele edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz" dedi.  Mustafa KOÇ

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: