Antalya
27.02.2020
A

Anayasamızda güzel maddeler vardır. Mesela AY 43.maddede, tüm kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve kullanımda önceliğin kamu yararı  olduğu belirtilir.

Gelin görün ki bugün Antalya kıyılarından kamunun (yani halkın) serbestçe yararlanamayacağı, paranızla bile giremeyeceğiniz alanlar vardır. Mesela Kundu kıyıları beş yıldızlı otellere tahsis edilmiştir ve denize ulaşamazsınız bile. Göynük kıyıları öyle. Tekirova halkının son yararlanacağı günübirlik alan, Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle  özel şirketlere tahsis edilerek  ihaleye çıkmaya hazırlanıyor.

Geçen hafta Serik halkının denize girebildiği son noktalar olan Kadriye-Belek hattındaki 3 ayrı parselin daha turizme ve yapılaşmaya açılmasına Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onay verilerek imar planı değişikliği yapılmış. Neyse ki halk da unutulmamış, 500 metre bir kıyı bandı, tüm Serik halkının denize kavuşabilmesi için (carettalar misali) boş bırakılmış. Yöre halkı, haklı olarak buna tepki gösteriyor. Tıpkı Tekirova halkının yapılacak tahsise karşı çıkması gibi Serikliler de son kıyılarının turizm adı altında bazı şirketlere verilmesine karşı çıkıyor.

Bu tasarrufların hepsi Bakanlık eliyle yapılıyor. Malum, şimdiki Bakan, turizm sektöründe iş yapan, şirketleri olan bir şahsiyet. Yatırımcı gözüyle bakması normal. Normal olmayan turizm alanında aktif şirketleri olan birinin Bakan yapılması…

Kıyı yağması bu kadarla da kalmıyor, Antalya’nın korunabilmiş son güzel yerlerinden Gazipaşa’nın Selinus kıyılarına kadar geliyor. SİT alanı olan bu kıyılar, bu sefer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın SİT alanlarında  yapılması zorunlu koruma imar planı adı altında betona boğulmak isteniyor. Selinus plajlarında 50 dönüm üzeri arazide %80 emsalle yapılaşmaya açılması karşısında planın neyi koruyacağı açıkça belli. Rantı koruyacak. Gazipaşa’daki son güzellikler, Turizm Tanrılarına “istihdam sağlayacağız” kutsal sözleriyle kurban edilecek.

Burada arazi toplayan yatırımcılar, Bakanlık ve Belediye ile anlaşılan çoktan işbirliği içine girmiş. CHP’li olan Gazipaşa Belediyesi’nin, kıyıları betona boğacak, halkın kıyıdan yararlanmasını engelleyecek  bu plan ve projeye karşı çıkması beklenirken, tersine planın arkasında olduğunu söylüyor. Oysa, doğal güzelliklerin, SİT alanının, kıyıların halkın kullanımında olduğu bir planın arkasında olunması gerekirdi. Ama biliyoruz ki rant demiri keser.   

Böylece geliyoruz tekrar yazımızın başındaki Anayasa madde 43’e. Kıyılar yağmalanırken bu  maddelerin Anayasa’da olması ancak bir Yalanyasa ile yönetildiğimizi gösteriyor bize. Tıpkı Anayasa’nın 169. Maddesinde devletin ormanları koruması,  Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceğinin yazması gibi. Oysa Antalya’da 5 yıldızlı 400’den fazla otelin çoğu orman arazileri üzerine kuruludur ve ormanları yok eden maden ocaklarına orman sahası içinde binlerce ruhsat verilmiştir.

Tıpkı Anayasa madde 26’da  korunan düşünce ve kanaat  özgürlüğü gibi…

Kıyılar yağmalanırken kimi yağmadan pay almaya uğraşıyor, kimi kıyılarını savunmaya çalışıyor.

Mücadele sürüyor… 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok