Antalya
05.02.2020
A
RÖPORTAJ
Birlikten ‘hammadde’ doğar!
Birlikten ‘hammadde’ doğar!

OSB’de gübre üretimi yapan Delta Tarım’ın sahibi Mustafa Yazıcı, Antalya’da 351 üretici, 550 de bayi olduğunu belirterek, “Hammaddelerin büyük bölümü ithal. Üreticiler bir araya gelip kendi hammaddelerini üretse, hem ekonomik hem de yerli üretim yapmış olurlar” dedi

Röportaj: Hasan YAVAŞLAR

HAMMADDE TESİSİ KURMALIYIZ

Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) 2. Kısım’da faaliyet gösteren Delta Tarım Kimya Şirketi Sahibi Ziraat Mühendisi Mustafa Yazıcı, gübre üreticilerinin bir araya gelerek hammadde üretimine başlaması gerektiğini söyledi. Antalya’da 351 gübre üreticisinin olduğunu, 550 de bitki koruma ürünü satan zirai ilaç bayisinin bulunduğunu belirten Yazıcı, “Neredeyse bir bayiye bir üretici düşüyor. Benim hayalim, bu üreticilerin en azından bir kısmının bir araya getirerek hammadde üretim tesisi kurmalarını sağlamak. Bunu başarabilirsek, hammadde konusunda dışa bağımlılığımız biter ve daha ekonomik ürünler üretiriz” dedi.

HOLLANDA-ALMANYA ÖRNEĞİ

Rusya coğrafyasının tarıma ciddi yatırım yaptığını ve bunu da Türk firmalarının desteği ile gerçekleştirdiğini belirten Mustafa Yazıcı, “Hollanda hükümeti, uzmanlarını başka ülkelere gönderirken, hammaddeyi kendi ülkelerinden alma garantisi alıyor. Distribütörlüğünü yaptığım Alman firması, fabrikasını gezmek istediğimde bana izin vermiyor. Türk firmaları da bu konuda hassas olmalı. Rusya’ya yatırım yapsınlar ancak gübre ve tohum üretimlerini Türkiye’de yapıp Rusya’ya satsınlar. BU firmaların hammaddeyi Türkiye’den almaları sağlanmalı” ifadelerini kullandı.

----

Mustafa Bey, sizi ve şirketinizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1989 yılından bu yana meslekteyim ve 1995 yılından bu yana bitkisel üretim yapıyorum.  Delta Tarım’da 50 çeşit bitki besin maddesinin üretimini ve dağıtımını yapıyoruz. Yurtiçi ve yurtdışındaki müşterilerimize yardımcı oluyoruz. Organik, orgamineral ve kimyasal harmanlanmış gübrelerin üretimini gerçekleştiriyoruz.

Müşteri portföyünüzden bahseder misiniz?

Yurtiçinde bayilere satış yapıyoruz. Yurtdışı satışlarımızı kendimiz direkt yapmıyoruz, ihracat yapan firmalar aracılığıyla satış gerçekleştiriyoruz.

Ürünlerinizin sektöre olan katkısı hangi seviyede?

Ürettiğimiz ürünlerin tarıma olan en büyük katkısı, birim alandan daha fazla ürün alınması. Yüzde 60 organik ve orgamineral gübreler üretiyoruz ve bu ürünler bitkilere yapraktan ve damlama sulama sistemi ile topraktan veriliyor.

Gübre sektörü, hammadde konusunda dışa bağımlı. Bu konudaki düşünceniz nedir?

Evet, birçok gübre fabrikası hammaddesini Çin’den alıyor. Çin’de üretim ucuz ve daha ekonomik oluyor. Şu anda hammaddeyi Türkiye’den alsak daha maliyetli olacak ve ürün pahalı olacak. Böyle olunca, çiftçiye daha pahalı gübre satmak zorunda kalacağız.

Dışa bağımlılığın önüne geçmek zor mu? Varsa çözüm öneriniz nedir?

Antalya’da toplam 351 üretici, 550 tane de bitki koruma ürünleri satan zirai ilaç bayisi var. Neredeyse bir bayiye bir üretici düşünüyor. Benim hayalim, bu üreticilerin en azından yarısının bir araya gelmelerini sağlamak. Bunu başarabilirsek, hammadde konusunda dışa bağımlılığımız biter. Her firma küçük bütçeler ayırıp hammadde üretecek tesis kurulumu için altyapı oluşturabilir. Görüştüğüm arkadaşlar da benimle aynı düşüncede. Umarım birgün bunu gerçekleştirebiliriz ve dışa bağımlılıktan kurtuluruz.

Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) var. Bu birlik, bu konuda öncülük yapamaz mı?

GÜİD’in bize katkı sunduğuna inanmıyorum. GÜİD’de yönetime gelenler daha çok kendi firmalarının sorunları ile ilgileniyor. Sektörün genelini ilgilendiren çözüm arayışlarına girmiyorlar. Ben de üyeyim, ancak son toplantılarına katılmıyorum.

Tarım sektörü sürekli gelişiyor. Bu gelişmeye paralel olarak hammaddede dışa bağımlılıkta azalma olmuyor mu?

20 yıl önce üretime başladığımızda, hammadde konusunda yüzde 90 dışa bağımlıydık. Şu anda yüzde 70 dışa bağımlıyız. Alkol ve maya fabrikaları, şeker fabrikaların ve mezbahanelerden elde edilen hayvansal atıklar gübre için hammadde haline getiriliyor. Zamanla yerli hammadde oranı daha da artacaktır. 10-15 firma bir araya gelip hammadde çalışması yapsa dışa bağımlılık daha hızlı sona erecektir. Bütün gıda sektörünün yoğun olarak kullandığı limon tuzu var. Limon tuzunu, limondan elde ederseniz çok pahalıya mal olur. Ancak şeker pancarının atığından elde ederseniz çok ucuza mal edersiniz. Türkiye limon tuzuna milyon dolarlar ödüyor. Sanayiciler bir araya gelse bunu kendimiz çok rahat üretebilir.

Gübre Takip Sistemi (GTS) için uygulanan bandrol sisteminden siz de şikayetçi misiniz?

Gübre takip sistemi akıllara zarar. İhalesiz ve tek bir firmadan alma zorunluluğumuz var. En az 500 tane alma ve her çeşit için ayrı sipariş verme zorunluluğu var. Akıllara zarar bir uygulama ve o bandrol olmadan satış yapamıyoruz. Üreticiler bir araya gelip güç birliği yapmadıkça bu tür uygulamalar devam eder. Bugün GTS olur, yarın başka bir uygulama yapılır ve sektör sesini çıkarmadan kabul eder.

Antalya’da, tarım sektörünün bileşenleri ile iletişiminiz nasıl?

Ben herkesle çok kolay iletişime geçiyorum ancak netice alamıyorum. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vural Şahin, oldukça çalışkan. Daha önceki yönetimlere göre son derece başarılı ve daha başarılı olacağını düşünüyorum. Diğer sektör temsilcileri ile de rahat iletişime geçebiliyorum.

Özellikle Rusya coğrafyasında ciddi tarım yatırımları var ve bu yatırımların çok önemli bir bölümünü Türk firmaları yapıyor. Bu yatırımlar sektöre nasıl etki eder?

Rusya, tarım ürünlerini dışarıdan almakla baş edemeyeceğini anlayınca yatırım yapmaya karar verdi. Tarımı bilmedikleri için de Türk uzmanlardan destek alıyorlar. Hollanda hükümeti, uzmanlarını başka ülkelere gönderirken, kendi hammaddelerini alma garantisi alıyor. Bizim firmalar bunu yapmıyor. Fabrikayı kurmadan önce bir Amerikan firmasının distribütörüydüm. Almanya’dan bir fabrika ile temasa geçip randevu aldım. Gittim, o fabrikanın distribütörlüğünü aldım. Sonra da distribütörü olduğum fabrikayı gezmek istedim, kabul etmediler. Türkiye olarak bizim de bu konularda hassas olmamız gerekiyor. Rusya’ya tarımı öğretebiliriz ancak gübre ve tohum üretimini orada yapmalarına karşıyım. Hammaddeyi Türkiye’den almalarını sağlamalıyız.

 

Delta Tarım’ın tarihçesi oldukça ilginç. Fabrikanın kuruluş aşamasını bizimle paylaşır mısınız?

Üretime, birçok insan gibi evimizin bodrum katında başladık. 1996’da linyit kömürünün, kömür olmadan önceki hali olan fosil halini sıvı hale getirmekle başladık. Kimyagerimiz yoktu ve kendi başıma yaptığım uzun çalışmalarla bunu gerçekleştirdik. Orası yetmeyince Akdeniz Sanayi’de üretim yaptık. Zamanla orası da yetmeyince, OSB’de yapmaya karar verdik ve 13 yıl önce buraya başladık. Üretim yapmaya başladığımda bugünlerin hayalini kurmuştum. Çok engellerle karşılaştık ve hepsini sabırla aştık. Hedeflerimizin yüzde 90’ını gerçekleştirdim. Firmamı Avrupa piyasasına açmayı hedefliyorum. Oğlum Denizhan Yazıcı bu yıl Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitiriyor. Onun da aramıza katılması ile bu adımı atmayı hedefliyorum. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: