Antalya
29.01.2020
A
RÖPORTAJ
Müzikal drama ‘Pâyidar’ dönüyor
Müzikal drama ‘Pâyidar’ dönüyor

İlk gösterimi 10 Kasım 2019’da yapılan “Pâyidar” adlı müzikal drama, Adalet ve Demokrasi Haftası etkinlikleri çerçevesinde yeniden sahne alacak. Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda sergilenecek etkinliğin öncesinde oyunun yönetmeni Tuncer Çetinkaya ile bir araya geldik.

 

Röportaj: Mustafa KOÇ

 

Seyircinin karşısına ilk olarak 10 Kasım 2019 akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde çıkan ve büyük bir ilgiyle karşılanan “Pâyidar” adlı müzikal drama, Adalet ve Demokrasi Haftası etkinlikleri çerçevesinde yeniden sahne alacak. 1 Şubat akşamı saat 20.00’de Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda sergilenecek etkinliğin öncesinde, eğitimci ve yazar, aynı zamanda oyunun yönetmeni olan Tuncer Çetinkaya ile bir araya geldik.

Pâyidar projesi nasıl doğdu ve bu günlere geldi?

Oyunumuzun temellerinin, geçtiğimiz yaz aylarında, bir grup kültür insanıyla sohbetimiz sırasında atıldığını söyleyebilirim. Yönetmenliğini üstlenmem önerilen başka bir proje konuşulurken, iki yıl önce, Antalya Valiliği bünyesinde hazırlanan 10 Kasım anmasında kaleme aldığım “Bizden Biri” adlı oyunu geliştirmemiz konusunda mutabakata vardık. İçinde teatral sunumun dışında müziğin, şiirlerin ve dansların olacağı, geniş katılımlı bir proje hedefledik ve Ağustos ayının sonlarında çalışmalara başladık.

Tanıtımlarınızda amatör bir topluluk olduğunuza vurgu yapıyorsunuz ve “105 kişilik dev kadro” ibaresine yer veriyorsunuz. 

Kesinlikle öyle. Yola çıktığımız ilk günlerde böylesine kalabalık bir ekibe ulaşacağımız kuşkusuz öngörmüyorduk; ancak oyunun içeriğine katkı koymak isteyen kesimler hızla bir araya geldi ve sonuçta bizleri de şaşırtan kolektif bir yapı, “Pâyidar”ın bu günlere ulaşmasını sağladı.

Pâyidar’ı okuyucularımız için kısaca özetler misiniz?

“Pâyidar”, bir büyük ulusal önderin, sonsuza kadar yaşayacak olan eserini hangi koşullar altında ve ne gibi zorluklarla yarattığının hikâyesidir. Oyunumuz, Sarıkamış ve Çanakkale uğraklarından sonra Mondros’la yok olma noktasına gelen bir halkın, başkomutanlarıyla birlikte, dönemin tüm emperyalist unsurlarına ve yerli işbirlikçilerine karşı verdiği topyekûn mücadeleyi anlatmaktadır.

Oyunda tarihsel kişilere de yer veriliyor.

Evet. Ali Kemal’lerin, Damat Ferit’lerin dünyasında, bir taraftan her şeyin bittiğini düşünenler; diğer yandan ise Hasan Tahsin, Kara Yılan ve Halide Edip gibi tarihsel figürler aracılığıyla mücadeleye devam edilmesi gerektiğini savunanlar oyunumuzda yeniden buluşuyorlar. Pâyidar’da, Mustafa Kemaller hakkında idam fermanı yayınlayan Dürrizâdeler de, buna karşı çıkan Mehmet Âkif gibi kanaat önderleri ve Emire Âliye gibi yerel direnişçiler de yer alıyor. Karşı cephede ise işgal kuvvetlerini temsil eden Harrington ve Trikopis gibi askerler var. Tamamı, dönemi yaşayan insanların anılarına dayanan oyunda kimi zaman dram ve trajedi, kimi zaman da üstü örtülü bir mizah duygusunun var olduğunu söyleyebilirim.

Oyun aracılığıyla neyi anlatmak, izleyicilere hangi mesajları vermek istediniz?

Geçen yıl, bağımsızlık savaşımızın dönüm noktalarından olan 19 Mayıs’ın 100. yıldönümü idi. 2020’de ise, emperyalistlere karşı örgütlü direnişimizin merkez üssü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını kutlayacağız. Gelinen noktada, kimi tarihsel gerçeklerin ya tartışmalı bir zemine dönüştürülmeye çalışıldığını ya da içi boşaltılmış hamasi bir rüzgâra teslim edildiğini gözlemliyordum. Tiyatronun bizleri yarına ulaştıracak nefesi, türkülerimizin evrensel sesi aracılığıyla, koşullar ne denli zor olursa olsun, bu topraklarda yeşeren bağımsızlık duygusunun ne kadar kalıcı olduğunu anlatmak istedim.

Dilerseniz biraz da oyunun kadrosunu tanıyalım.

Hemen her meslek grubundan insanın temelini oluşturduğu, yürekleri Mustafa Kemal’in devrimleri ve öğretisiyle çarpan muazzam ve coşkulu bir ekiple çalışıyoruz. Tiyatro sorumlularımız arasında, çalışmalarını yıllardan bu yana ilgiyle takip ettiğimiz Mustafa Murat Erke, koromuzda kentimizin deneyimli şeflerinden İsmet Aydın’ın imzası var. Orkestramız, Güzel Sanatlar Lisesi’nden Ercan Işkıncı ve arkadaşlarına emanet. Aramızda, Ted-Yar Der’in tecrübeli oyuncuları da, bu oyun aracılığıyla ilk kez sahneye çıkan isimler de mevcut. Dekorcumuzdan koreografi sorumlumuza, teknik altyapı uzmanlarından görsel tasarımcımıza kadar bütün ekip aylardır özveriyle çalışıyor. Sonuçta ve her birinin sayesinde zeybekten semahlara, tangoya ve modern dansa uzanan bir müzikal altyapı ekseninde, Nâzım’dan Ahmed Arif’e uzanan şiirler okuyor, korist ve oyuncularımızla özgün bir oyunu yorumluyoruz. 

10 Kasım’daki prömiyerinize göre kimi farklılıklara dikkat çekiyorsunuz.

Pâyidar’ın yaşayan, eleştiriler ve yeni görüşler eşliğinde ilerleyen bir oyun olmasına özen gösteriyoruz. 1 Şubat gösteriminde bu anlayış gereği bazı değişiklikler yapmayı uygun gördük. Seyircimizi Carmen operetinden bölümlerle ve ünlü Tekâlif-i Milliye kararlarıyla da buluşturmayı planlıyoruz. Finalimizde ise Demokrasi Haftası’nın anlamına uygun bir sürprizimiz olacak.

Ekibiniz kalıcı olacak mı? Yeni çalışmalarınızla ilgili bilgi verir misiniz?

Oyunumuzun gösterimleri devam edecek. 14 Mart’ta Burdur’da, bahar aylarında ise ilçelerde “Pâyidar” gösterimlerini planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde ise, Erhan Gökgücü’nün muhteşem eseri “Promete 1940”tan uyarladığımız, Köy Enstitüleri’ni konu alan, yine geniş kadrolu bir oyunun hazırlıklarına girişeceğiz. Ayrıca 1 Şubat’taki gösterim, ayrıntılarını önümüzdeki günlerde paylaşacağımız sanat derneği girişimimiz Modern Zamanlar’ın çıkış etkinliği olacak. Pâyidar ruhunu yaşatmaya kararlıyız kısacası.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Oyunumuzun 10 Kasım prömiyerini Eğitim İş Sendikası bünyesinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi’yle işbirliğiyle gerçekleştirmiştik. Bugün Atatürkçü Düşünce Derneği ve Muratpaşa Belediyesi katkılarıyla sahne alıyoruz. Bu süreçte bizimle birlikte yürüyen tüm kurum ve kuruluşlara teşekkürü borç biliyoruz.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: