Antalya
16.01.2020
A

 

(K.O.P), Kamu Ortaklık Payı düzenlemelerinin kısaltılmışı.

Muratpaşa Belediyesi Yönetimi, Planlama ve parselasyon çalışmalarında oluşturulan, kamusal hizmete ve kamusal yapılaşmaya ayrılmış alanlar hakkında getirmek istediği düzenleme çeşitli tartışmalara neden oldu.  

 

İlçe Belediyesinin 2019 Haziran ayında aldığı karar, askı aşamasında itiraz edilince, konunun Büyükşehir Belediyesi Meclisinin gündemine taşınması ve 10 Ocak tarihli meclis toplantısında da AK Parti, MHP ve İYİ Parti gruplarının oylarıyla plan notu değişikliği önerisinin ret edilmesi farklı yorumlara neden olmuştu. 

İlk tepki, ittifak çatırdıyor mu ? sorusu oldu. Ümit Başkan AKP il başkanını ve diğerlerini neden aramıştı ? Bu değişiklikle ne yapılmak isteniyordu ve kimler nemalandırılacaktı ? Basın açıklamaları ve basın toplantıları ile konu karşılıklı suçlamalara dönüştü... 

 

Muratpaşa Yönetiminin resmi açıklamasına göre, ,  1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan notu değişikliğine gidilerek “Muratpaşa sınırlarında hem vatandaşların mülkiyet haklarını kullanabilmesi hem de kamu kurum kuruluşlarının uğradığı haksız kamulaştırma külfetini en aza indirerek kamu zararının önüne geçmek istediklerini,  iddia edildiği gibi ‘ticari’ ve ‘konut’ alanları oluşturma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu alanlarda yapılacak imar düzenlemesinde, ilgili kamu kurumların ‘uygunluk’ görüşünün bulunmasının şart olduğunun plan notlarında yer aldığını, değişikliğin K.O.P kapsamında değerlendirilen toplamda 1 milyon 35 bin m2 büyüklüğündeki 300 adet parselin tamamı için önerildiğini, her bir  parselin maliklerinin mutabakata varması durumunda, o parselin planında gösterilen  fonksiyona ilişkin özel işletmecilik yapabilmesinin önünün açılacağı, böylece mezbelelik alanlardan kurtulmak istediklerini, ayrıca bu durumdan yararlanan fırsatçıların, hisse toplayıp kamulaştırma davası açanların kamuyu uğrattığı zarardan kurtulma imkanına da kavuşabileceklerini dile getirildi.

 

Belli ki Muratpaşa Yönetimi meclis çoğunluğu bakımından süreci iyi yönetemedi veya nedenini bilemediğimiz başka hesapların araya girmesi sonucunda konu, kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalara dönüştü. Oysa kent dinamiklerinin en baştan itibaren bu sürecin içinde yer alması sağlansaydı mesele daha şeffaf halde yürütülebilir, kimin ne yapmak istediği ve konunun esası üzerine tartışma imkanları sağlanabilirdi. 

 

Zira, bu konu 04.07.2019 günlü resmi gazetede yayımlanan İmar Kanunu değişiklikleriyle zaten gündemde yerini almış, nasıl uygulanacağı ve sonuçlarının neler olabileceği konusunda değerlendirmeler yapılması aşamasındaydı.

 

Cumhurbaşkanınca yürütülecek bu kanun değişikliğine göre, kamu ortaklı payı (KOP) artık düzenleme ortaklık payı (D.O.P) kapsamında ele alınacak ve mülk sahiplerinden arsalarının %45 ine varan kesintiler söz konusu olacak. Umumi hizmetlere ayrılan alanlar ilgili idarenin veya hazinenin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılacak veya satın alınma suretiyle en fazla 6 yıl içinde kamulaştırılması zorunlu olacak. Aynı değişiklikte düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilecek.  Bu yeni düzenlemelerle her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi de yapılabilecektir. Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, düzenlemenin gerçekleştirilebilmesi için yapılacak kamulaştırmada kullanılmak üzere bedele dönüştürülebilecektir.

 

Görüleceği üzere merkezi yönetim çoktan kentsel yaşama müdahalede bulunmuştur. 

Kamusal kaynakların sermaye dünyasına transfer edilmesini sağlayan politikaların bir parçası olarak, arazi kullanımını toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda değil de emlak ve inşaat sektörünü hareketlendirmek üzere kurgulayan,

kentsel düzenlemeleri ve kent sakinlerinin yaşamını sahip olduğu paranın alım gücüne göre yönlendirmek isteyen,

belediyeciliğin kamusal niteliğini zayıflatmakla kalmayıp, dar ve sabit gelirli yurttaşların planlama ve parselasyon çalışmaları yapılan alanların dışına sürüklenmeleri sonucunu yaratacak olan bu imar yasası değişiklikleri;  

emlak vergisi düzenlemeleri, değerli emlak vergisi girişimleri ile birlikte ele alındığında,  neo liberal düzenin acımasız saldırılarının birer parçaları olarak hayatlarımızda yerlerini almaktadırlar. 

 

O nedenle Muratpaşa Belediyesi yönetiminin konuyu sorun olarak ortaya koyması olumlu bir gelişme olmuştur. Ama ortaya konulan sorunun boyutları, ifade edilenlerin çok daha ötesinde  kabul edilemez gelişmeleri içinde barındırmaktadır. 

 

Doğal olarak her sorunun nereden baktığımıza göre farklı çözüm yöntemleri olacaktır. Yöneticiler nezdinde başka, düzenleme yapılacak alanlarda yer alan mülk sahipleri ve bir bütün olarak kent sakinleri nezdinde bambaşka boyutları olan bu konu, planlama ilkelerinin ve toplumcu değerlerin birlikte ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

 

O nedenle kent dinamiklerinin bu tartışmaya dahil olmaları, görüşlerini ortaya koymaları, özellikle son imar yasası değişikliği ile beraber kentsel yaşamımızı bekleyen gelişmelere karşı  tutum almalıdır.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok