Antalya
10.01.2020
A

 

Türkiye’de ilk zirai eğitimin başladığı tarih olarak bilinen 10 Ocak’ta, her yıl “Tarım Öğretim Günü” kutlamaları yapılır.

Tıpkı 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlamalarında olduğu gibi. Çalışan gazeteciler çalışmaya devam ederken, kutlamaları başkası yapar.

Tarımda da durum çok farklı değil.

Tarım öğretiminin başlamasını törenlerle, etkinliklerle kutlamayı ihmal etmezken verilen eğitimin niteliğini ve sonrasını çok sorgulamıyoruz.

Tarımsal eğitim konusunda samimi olunsa, Türkiye tarımda Dünya’nın ilk 3 ülkesinden birisi olurdu.

Geçtiğimiz günlerde Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin’in bir toplantıda açıkladığı tarımsal verileri tek tek not almıştım.

Çetin’in verdiği rakamlara göre, kara gürültüyle tarım yapıyor, bilimsel çalışmalara önem vermiyoruz.

Mesela; domates üretiminde dünya üçüncüsü olan Türkiye, ihracatta altıncı sırada. Elma üretiminde dördüncüyüz, ama ihracatta ilk 10'da değiliz. Kiraz üretiminde birinci, ihracatında dördüncüyüz. Yoğurt ve peynir ülkesiyiz, ama dünya peynir ihracatında dokuzuncuyuz. Diğer birçok üründe de durum çok farklı değil.

Çalışan ve üreten bir topluma sahibiz. Ancak katma değeri artıran, Pazar bulan, bilimsel çalışmalara önem veren tarafımız hep eksik kalıyor. O kadar geri kalıyoruz ki; bir ilimizin büyüklüğü kadar yüzölçüme sahip olan Hollanda’nın alay konusu oluyoruz.

Bu konuda Davut Çetin’in katıldığım tespitleri var: “Tarım sektöründe her alanda, tohumdan, ihracata kadar her aşamada inovasyona çok ihtiyacımız olduğu açık. Yerli tohumun ıslahı, organik gübre, biyolojik mücadele, su tasarrufu, toprak ve bitki izleme, erken uyarı, akıllı ambalaj, geri dönüşümlü malzeme, akıllı lojistik, pazarlama, e-ticaret, e-ihracat gibi çok sayıda konunun her birinde sınırsız yenilik potansiyeli mevcuttur. Tarımda yeniliğin sonu yoktur, fakat özellikle üç alanda yeniliklere de önem vermeliyiz.  Birisi ekoloji ve su alanıdır, diğeri dijital tarımdır, üçüncüsü de e-ticarettir”

Davut Çetin, aslında formülü hazırlamış. Çalışan ve üreten bir sektörden katma değerin nasıl sağlanacağını açıklamış.

Bugün Ziraat Fakültelerinde benzer tespitler yapılıyor. Tarım il müdürlükleri ve sektörde faaliyet gösteren STK’lar raporlar hazırlayıp yetkililere iletiyor.

Sorunu ve çözümünü herkesin bildiği bir sektörde çözümün gerçekleşmemesi ise yadırganacak bir durum.

Tarımda eğitimin başlamasının bu yıl 174’üncü yılını kutlanıyor. Eğitimin başlamasını, sadece bir tören olarak algılamak yerine, sektörü bilim ile buluşturup, hamallığını yapan vatandaşlara katma değerden hak ettiği payı vermeyi unutmayalım.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok