Antalya
09.12.2019
A
GENEL , GÜNCEL
Dolardaki artış ormanları vurabilir
Dolardaki artış ormanları vurabilir

Son 10 yılda 5 kat büyüyen ahşaba dayalı sanayi sektörü, hammadde ihtiyacını büyük ölçüde ithalatla karşılıyordu. Dolardaki artış yüzünden Türkiye ormanlarında odun hammaddesi üretiminin artırılması için baskı yapıyor

 

Haber: Yusuf Yavuz

Türkiye Ormancılar Derneği tarafından 13-14 Kasım 2019 tarihlerinde Antalya’da   düzenlenen Uluslararası İklim Değişikliği ve Ormancılık Konferansının (ICCCF’2019) sonuç bildirgesi açıklandı. IUFRO (Uluslararası Ormancılık Araştırmaları Birliği) Başkanı Dr. John Parrotta ve EFI (Avrupa Orman Enstitüsü) Başkan Yardımcısı Dr. Robert Mavsar’ın da katıldığı Konferansta 49 bildiri sunulurken bu bildiriler ve konuyla ilgili tartışmaların ardından hazırlanan sonuç bildirgesinde iklim değişikliği ve ormancılık konusunda çarpıcı değerlendirmelere yer verildi.

HER YIL 3,3 MİLYON HEKTAR ORMAN YOK OLUYOR

İngilizceye de çevrilerek katılımcı ülkeler ve uzmanlarla paylaşılan sonuç bildirgesinde iklim değişikliği ve ormanlar arasında karşılıklı ve karmaşık ilişkiler bulunduğuna işaret edilerek şöyle denildi: "Ormanlar bir yandan atmosferdeki CO2 miktarını azaltma yönünde etkili olurken, diğer yandan iklim değişikliği de ormanları olumsuz yönde etkilemektedir. Ormanlar halen atmosferdeki CO2’nin azaltılması için insanlığın elindeki en önemli araçtır. Buna karşılık dünya genelinde orman alanları sürekli azalmaktadır. Ormansızlaşma olarak adlandırılan bu süreç sonucunda dünya ormanlarında her yıl 3,3 milyon ha orman yok olmaktadır. Ormansızlaşma ve arazi kullanım değişiklikleri sonucunda karbon yutakları daralmakta ve bu yutaklardaki karbon atmosfere geri dönmektedir. 2017 yılında 11,2 milyar ton olan küresel karbon salımlarının 1,3 milyar tonu ormansızlaşma ve arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanmıştır. Sanayi devriminden günümüze kadarki kümülatif sera gazı salımlarının ise üçte ikisi fosil yakıt kaynaklıyken üçte biri ormansızlaşma ve arazi kullanım değişikliği yüzündendir.

ORMANLAR DÜNYANIN NEFES ALMASINI SAĞLIYOR

Ormansızlaşmanın çoğunun tropikal ormanlardan olması da oldukça önemlidir. Çünkü tropikal ormanlar karbonun en fazla depolandığı alanlardandır. Bu nedenle sera gazı salımlarının azaltılması yönündeki çalışmalarda ormansızlaşmanın ve arazi kullanım değişikliklerinin önlenmesi de göz ardı edilmeyecek bir faktördür. Buna karşılık orman ekosistemleri, bu ekosistemin ögeleri olan bitkiler ve topraklar, hatta ölü organik maddelerle dünya üzerindeki en önemli karbon yutak alanlarındandır. Ormanlaştırma çalışmaları ile orman alanlarının genişletilmesi son derece önemli olup, Paris İklim Anlaşmasında da bu yönde kararlar alınmıştır. Ormanlaştırma çalışmalarına ek olarak bozuk orman alanlarının iyileştirilmesi ve ormanlardaki karbon stoklarının arttırılması da iklim değişikliği ile mücadele için gereklidir."

KÜRESEL ISINMA KUZEY GÖÇÜNE NEDEN OLUYOR

Küresel sıcaklıkların artışına bağlı olarak gerçekleşen sıcak hava dalgaları, fırtınalar, yağışların düzensizleşmesi, kuraklık, sel ve taşkınlar ile heyelanlar ve deniz seviyelerindeki artışların orman ekosistemlerini ve bu ekosistemlerdeki canlıları olumsuz etkilediğine dikkat çekilen sonuç bildirgesinde, "Bu olumsuz etkilerin canlıları kuzey enlemlere ya da dağlık alanlarda daha yükseklere doğru göçe zorlaması beklenmektedir. Ancak değişimin hızlı olması nedeniyle göçlerin gerçekleşmemesi olasılığı da oldukça yüksektir. Ayrıca insan yapısı yollar gibi bariyerler de türlerin göç etmesini engellemektedir. Böylece göç edemeyen türlerin ya değişen koşullara uyum sağlaması ya da uyum sağlayamaması durumunda ise yok olma riski ortaya çıkmaktadır.

1 MİLYON CANLI TÜRÜ YOK OLMA RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

Ek olarak artan sıcaklıklar, uzun yaz kuraklıkları orman yangını riskini arttırmaktadır. Benzer şekilde böcek ve mantar zararlılarında artışlar da beklenmektedir. İstilacı türler olarak adlandırılan yabancı türlerin ekosistemlere girmesiyle doğal türler ortamdan uzaklaşmaktadır. Çeşitli projeksiyonlara göre habitat parçalanması, iklim değişikliği, istilacı türler, aşırı kullanım ve kirlilik gibi etkenlerin ortaklaşa etkisiyle dünya üzerindeki 1,7 milyon canlı türünün yaklaşık bir milyonunun yok olma riski ile karşı karşıya kalacağı IPBES (Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu) tarafından açıklanmıştır" görüşlerine yer verildi.

TÜRKİYE PARİS ANLAŞMASINI BİR AN ÖNCE İMZALAMALI

Konferansta iklim değişikliği ile mücadelede ormanların rolünün arttırılması ve orman ekosistemlerinin korunması için alınan kararlara da yer verilen sonuç bildirgesinde, konuyla ilgili atılması gereken adımlar ise şöyle sıralandı: "Halen TBMM tarafından görüşülüp onaylanmadığı için yürürlüğe girmeyen Paris İklim Anlaşması bir an önce imzalanmalı ve ülkemiz sera gazı salımlarını azaltmak için acilen önlemler almalıdır.Ülkemizde orman alanlarından maden, enerji, turistik tesis gibi onlarca farklı kullanım için izinler verilmektedir. Ormanlardan verilen bu şekildeki izinlerin miktarı 2018 yılı sonu itibarıyla 676 bin hektarı bulmuştur. Ek olarak Orman Kanunun 2-B maddesiyle 580 bin ha orman alanı orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Orman alanlarının azalmasına neden olan ve aynı zamanda habitat parçalanmasıyla çok daha geniş alanları etkileyen bu uygulamaların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Orman alanlarının başka kullanımlara tahsisi için zorunluluk ve üstün kamu yararı öncelik olmalıdır.

KORUNAN ALANLARDA YATIRIMIN ÖNÜ AÇILACAK ENDİŞESİ

Orman ve diğer doğal ekosistemlerde yapılacak faaliyetler için hazırlanacak ÇED raporlarında, faaliyetin ormansızlaşmaya neden olup olmadığı, sera gazı salımlarına katkısı gibi iklim değişikliği bakış açısını yansıtacak şekilde ÇED Yönetmeliğinde değişiklikler yapılmalıdır. Orman Kanununda yapılan değişiklikler, 2018 yılında çıkarılan 7139 sayılı kanun gibi çeşitli yasal düzenlemeler orman varlığımızı tehdit etmektedir. Uzun yıllardır değiştirilmeye çalışılan Milli Parklar Kanununa kamuoyundan korunan alanlarda yatırımlara izinlerin önünü açacağı nedeniyle karşı çıkılmaktadır. Bu nedenlerle orman ve diğer doğal ekosistemlerdeki baskıları arttıracak yasal düzenlemelerden kaçınılmalıdır.

SEKTÖR ODUN ÜRETİMİNİN ARTIRILMASI İÇİN BASKI YAPIYOR

Ülkemizde odun hammaddesi işleyen sanayi tesisleri plansız olarak büyümüş ve kapasitelerini son 10 yılda 5 kat arttırmışlardır. Uzun yıllardır hammadde ihtiyaçlarını ithalatla karşılayan sektör, dolar kurundaki artıştan sonra iç pazara yönelmiş ve ormanlardaki odun hammaddesi üretiminin arttırılması için baskı yapmıştır. Ormanlarımızdaki karbon stoklarının azalmasına neden olabilecek aşırı odun hammaddesi üretimi yerine sektörün hammadde ihtiyacını kendinin üretmesi yönünde önlemler alınmalıdır.

YANGIN SEZONU TÜM YIL OLARAK GÜNCELLENMELİ

İklim değişikliğinin en önemli olumsuz etkilerinden biri orman yangınlarıdır. Ülkemiz orman alanlarının önemli bir bölümü yangın açısından riskli kategoridedir. Bu nedenle yangın müdahale teknikleri yangın söndürme odaklı değil, yangın çıkmasını önleyici yönde olmalıdır. Bunun için günümüzde mayıs-kasım ayları arasındaki yangın sezonunun tüm yıl olarak güncellenmesi, yangın riski yüksek bölgelerde toplumun bilinçlendirilmesi, riskin yükseldiği zamanlarda uyarılar yapılması şeklinde önlemler alınmalıdır.

DOĞAL YAŞLI ORMANLAR KORUNMALI

Ormanlaştırma çalışmaları ile orman alanlarının genişletilmesi son derece önemlidir. Ancak tarım ve mera alanları gibi gıda üretimi açısından önemli alanlardaki ormanlaştırma çalışmalarının gıda güvenliği riski yaratmamasına dikkat edilmelidir. Doğal yaşlı ormanların korunması, korunan alanların dağların zirvelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekmektedir. Parçalanmış orman ekosistemleri ekolojik koridorlarla birbirine bağlanmalıdır. Ormanlarının iklim değişikliği kaynaklı afetlere karşı dayanıklılığını arttıracak silvikültürel uygulamalar yapılmalıdır.

İSTİLACI TÜRLERİN ÜLKEYE GİRİŞİNE KARŞI ÖNLEM ALINMALI

Orman ağacı türlerinin kuraklığa dayanıklı varyetelerinin belirlenmesi gereklidir. Bozkıra sokulmuş kalıntı ormanlar bu açıdan fırsat oluşturmakta olup, korunmaları gerekmektedir. Orman ekosistemlerindeki genetik, tür ve ekosistem çeşitliliği korunmalıdır. Tohum, fidan ithalatı ya da benzer yollarla ülkeye istilacı türlerin girmesinin önlenmesi için karantina önlemleri dahil gereken her türlü önlemler alınmalıdır. Ormanlaştırma çalışmalarında doğal türler kullanılmalı ve karışık ormanlar oluşturulmaya çalışılmalıdır.

MEVCUT ORMANLAR KENT ORMANI ADIYLA MESİRE YERİ OLMASIN

Kent ormanı uygulamalarında mevcut orman alanlarının mesire alanı olarak düzenlenmesi şeklindeki kent ormancılığı yerine belediyelerle iş birliğine gidilerek kent içinde ve yakınında yeni ormanlar oluşturulmalıdır. Kırsal yoksulluğun oldukça yüksek olduğu orman köylüleri iklim değişikliği ve çölleşme açısından oldukça kırılgandır Bu durumun önüne geçilmesi için kırsal refahın ve istihdamın arttırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Tarım, mera ve orman alanlarında arazi tahribatlarının önlenmesi, depolanan karbon miktarının arttırılması ve iklim değişikliğine uyum konusunda ekosistem tabanlı uyum, iklim, akıllı tarım ve ormancılık gibi yeni yaklaşımlar tanıtılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.

TÜRLERİN DEVAMI İÇİN ÖNEMLİ HABİTATLAR KORUNMALI

Türlerin potansiyel yayılış alanlarının modelleme çalışmaları ile belirlenmesi, iklim değişikliği projeksiyonlarına göre bu yayılış alanlarının belirlenmesi ve türlerin neslinin devamı için önemli habitatların korunması gerekmektedir. Sürdürülebilir Orman Yönetim kriter ve göstergelerinin iklim değişiminin önlemesine yönelik ekolojik, ekonomik ve sosyal göstergelerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Üretim yapılan ormanların ve yönetimlerinin sertifikalandırma çalışmalarına önem ve öncelik verilmelidir.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE EKOSİSTEM İLİŞKİSİ EĞİTİM MÜFREDATINA GİRMELİ

Orman alanlarından maden ve enerji yatırımları için verilen izinlerle orman yangınları toplumun ormanlar konusundaki hassasiyetini arttırmıştır. Bu nedenle topluma doğru bilgi akışı sağlanmalı, iklim değişikliği ve ormanlar da dahil doğal ekosistemler arasındaki ilişkiler konusunda eğitici çalışmalar yapılmalıdır. Uyum ve azaltım konularını da kapsayacak şekilde ilk ve orta dereceli okullarda iklim değişikliği konusunun müfredata girmesi için girişimlerde bulunulmalıdır. Bu bağlamda orman fakültelerinde de iklim değişikliği zorunlu ders olarak okutulmalıdır."

 

 

BİRİNCİ SAYŞFA

Türkiye'de ahşaba dayalı sanayi sektörü son 10 yılda plansız şekilde 5 kat büyüdü. Uzun yıllardır ithalatla karşılanan hammade talebi, Dolardaki artış yüzünden yönünü Türkiye'nin orman varlığına çevirdi. Bir yanda odun üretiminin artırılmasını isteyen ahşap sanayi sektörü, diğer yanda ise küresel iklim değişikliğinin sigortası sayılan ormanlar var. Türkiye Ormancılar Derneği tarafından 13-14 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenen ve 49 bildirinin sunulduğu Uluslararası İklim Değişikliği ve Ormancılık Konferansı'nın(ICCCF’2019) ardından hazırlanan sonuç bildirgesinde, "Ormanlarımızdaki karbon stoklarının azalmasına neden olabilecek aşırı odun hammaddesi üretimi yerine sektörün hammadde ihtiyacını kendinin üretmesi yönünde önlemler alınmalıdır" görüşüne yer verildi.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: