Antalya
09.12.2019
A

 

Hafta sonu CHP'nin AKM Perge Salonu'nda düzenlediği paneli izledim. Onunla ilgili izlenimlerimi aktarmadan önce, arkadaşım, değerli dostum İdris Özyol'un durumunun iyiye gittiğini, ağız yoluyla beslenmeye başladığını, buna çok sevindiğimi paylaşmam gerekiyor. İdris Özyol'un beynine daha çok ihtiyacımız var; dileğimiz öncelikle beyninin bir an evvel eski sağlığına kavuşması.

                                                           *****

CHP'nin hafta sonu paneli 1970'li yılların CHP'li gençlerini bugünün 65 ve üstü yaşta olanlarını bir araya getiren bir paneldi. O yılların aktif gençlerinden biri olarak beni de heyecanlandıran, duygulandıran bir etkinlik oldu bu panel. Farklı kulvarlarda yürüsek de hayatla, siyasetle bizim ilişkimiz de "hiçbir şey beklemeden", "çıkar gütmeden", benzeri ifadelerle dillendirilebilir.  Recep Durmasür, 70'li yıllarda CHP gençliğinin "partinin öz gücü" olduğunun altını çizdi. Sadece CHP'nin değil, diğer partilerin de, Türkiye'de yapılan siyasetin de öz gücü o günlerde gençlerdi, gençlik idi.

                                                           *****

27 Mayıs Darbesi'ni savunmamız söz konusu olamaz; ama sonrasında gelen 61 Anayasası Türkiye demokrasisi, Türkiye aydınlanması açısından çok önemli bir yasal zemin demekti. 1968'in gençlik hareketleri Avrupa demokrasisinin kirlerinden arınması için çok önemliydi. Türkiye'nin 1968'li ve 70'li yıllarındaki gençlik hareketleri de farklı açılardan aynı amacın peşinden koştu. 12 Eylül faşizmi sonrasında yaşanan kısmi demokratik ortam kadar, bilinçlerimizde oluşan demokratik değerler de o günlerin bugünlere bıraktığı mirasla ilgili olsa gerekir. 1970'li yılların gençleri olarak bizler "bir şey beklemeden", "çıkar gütmeden" enerjimizin tümünü ülkemiz aydınlanması için; hak, hukuk, adalet, özgürlük, eşitlik kavramları, idealleri için ortaya koymuş olmasaydık, Türkiye'ye bugün egemen olan biat kültürü toplumun çok daha büyük bir yüzdesini esaret altına almış olurdu. "Susturulmuş Türkiye" tezine ben katılmıyorum; susturulmak istenen Türkiye'nin karşısında konuşan bir Türkiye var ve o Türkiye diğerlerinden daha çok 68'li, 78'li gençlerin eseri.

                                                           *****

CHP'lilerin panelinde 30 - 35 yaş altı değil de 65 yaş üstü "gençler"in konuk olması için "normal" denebilse de, buradaki bir anormalliğin de altını çizmemiz gerekir. Gençlerin politikayla ilgilenmiyor oluşu, söz konusu anormallik. CHP'li gençlerin 78'li ağabeylerinin deneyimlerinden yararlanmak için bu panele akın etmeleri gerekmez miydi? Ama bu sadece CHP'li gençlerle ilgili bir durum değil, diğer partilerde de durum çok farklı değil. Sosyalist gençler de artık heyecanlarını içkili mekanlarda, türkü barlarda filan tüketme yoluna gidiyorlar. Kendini eğitme, geliştirme; başkalarına entelektüel destek, bilgi desteği verme, üniversitede okuyan gençliğimiz de böyle bir kaygının sahibi değil. Kalekapısı'nda bir araya gelip haksızlığa, adaletsizliğe karşı tepki verenler 70'li yılların gençleri, bugünün ihtiyarları.

                                                           *****

CHP'lilerin panelinde edindiğim bir başka izlenim de şu: İzmir Milletvekilliği yapmış Sabri Ergül'ün son derece etkileyici konuşmasındaki yorumları üst düzeyde entelektüel birikim gerektiriyor. İzmir Milletvekilliği yapmış Musa Çam'ın konuşması ve değerlendirmeleri de böyle bir temel gerektiriyor. Eski - yeni Antalya milletvekillerimiz, kimse kusura bakmasın ama, bu düzeyin epey gerisindeler. Sabri Ergül'ün dile getirdiği biçimiyle, Kürt sorununun barışçıl çözümüne yönelik CHP'nin gerçekçi bir projesinin olması gerektiğini telaffuza Antalya Milletvekillerinin bir tekinin bile cesareti elvermiyorsa, böyle bir eleştiriyi kendimize hak görebiliriz.  

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok