Antalya
06.12.2019
A

Yine biz; otobüse binerken, otobüsten inerken ve yolculuk esnasında onları düşünmedik!
Yine biz; aracımızı park ederken, yolda yürürken, karşıdan karşıya geçerken onları düşünmedik!
Yine biz; kocaman kahkahalarla gülüp oynarken, gezip tozarken her şeyi paylaşırken onları aramıza almadık!
Yine biz; okuduğumuz kitapları, gazete ve dergileri onlar da okuyabilsin diye kafa yormadık!
Yine biz; okul sıralarında eğitim alırken, evindeki tekerlekli sandalyede oturmak zorunda olanları hiç hatırlamadık!
Yine biz; rahatlıkla gelip geçtiğimiz yollardan onlar da tehlike yaşamadan geçebilsin diye düşünmedik!
Yine biz; fiziği ve diksiyonu düzgün diye birçok kişiye iş imkanı sunarken onları işe almadık!
Yine biz; komşu ziyaretlerinde bulunurken onların oturduğu katı es geçip kapılarını bile çalmadık!
Yine biz; istediğimiz gibi tuvalet ihtiyacımızı giderirken onlar için özel alanlar yapmadık!
Yine biz; üst geçitleri, kaldırımları, merdivenleri ve gündelik daha birçok şeyi kullanırken onları aklımıza hiç getirmedik!
Yine biz; bir Allah’ın selamını veya “Merhaba! Nasılsın?” cümlesini onlara hiç kurmadık!
Yine biz; gözlerimizi kaçırıp görmezden gelip onlara hiç gülümsemedik!
Yine biz; konserde, sinemada, tiyatroda ve hayatın kendisi olan sahnede onlara yer vermedik!
Yine biz; onları sadece TV dizilerinde veya sinema filmlerinde “seyretmeyi” tercih edip gerçek hayatla yüzleşmedik!
Ve tüm bu “Düşüncesiz Biz"e rağmen, adı onlar için konmuş bir günü (Dünya Engelliler Günü) çok önemsiyormuş gibi sosyal medya hesaplarımızdan paylaşımlar yapıp fakat hiç bir engelli bireye mutluluk vermedik!
Çünkü biz; düşünme engelliyiz!
Ve onların düşünce gücü, sevgisi ve tertemiz yürekleri karşısında çok yetersiz ve aciziz!
Bu acizlik hayattaki en büyük engel değil de nedir? Bir an önce bu acizlikten kurtulmak lazım! Adım atmalı, harekete geçmeli, değişmeli ve değiştirmeli!
Aslında yapılacak iş çok basit! Her gün sadece 1 dakika... Evet sadece 1 dakika, onları düşünmek ve kendimizi onların yerine koymak! Farkında bile olmadığımız birçok basit şeyi onların ne kadar zorlanarak hayata geçirdiklerini düşünmek... Bunu başarabildiğimizde eminim dünya herkes için çok daha yaşanılası bir yer olacak! İnanın başka hiçbir beklentisi yok onların! Sadece fark edilmek, haklarını özgürce ve her birey gibi yaşayabilmek... Saygı ve hoşgörü... İşte hepsi bu kadar! Çok mu zor? Bence hiç değil!
Bakmayın siz benim “onlar” dememe! “Onlar” diye bir şey yok aslında! Biz demek onlar demek ve onlar demek de biz... Unutmayın! Herkes birer engelli adayıdır! Bugün görmezden geldiğimiz, arka sıralara attığımız ve dışladığımız her engelli bireyin yerinde yarın biz veya en yakınlarımız olabilir. O yüzden güvenmemeli bugüne! Yarınlar kapalı kutudur ki içinden ne çıkacağını kimse bilemez! Gün bugün iken sarıp sarmayalım herkesi; engelli engelsiz demeden, ırkını, inancını, tercihlerini düşünmeden ve ötekileştirip incitmeden... Çünkü dünya hep birlikte daha güzel ve anlamlı!
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün ardından; kendini “normal”, engelli arkadaşlarımızı ise “anormal” olarak nitelendiren, düşünme engelli gerçek anormallere hediye niteliğindeki yazımdır! Sevgilerimle...
Fatih Haktan Coşkun

Paylaş
ETİKETLER:
Yok