Antalya
25.07.2017
A
GÜNCEL , SEKTÖR
Portakal tartışması büyüyor
Portakal tartışması büyüyor

        Ulusal uzun metraj film yarışmasının Antalya Film Festivali’nden çıkarılmasına yönelik tepkiler artıyor. Sinemanın önde gelen isimleri, bu kararın festivale zarar verdiğini söylerken Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, “Birkaç yıl sonra haklı olduğumu göreceksiniz” dedi Antalya Film Festivali’nden ulusal uzun metraj film yarışmasının çıkarılmasına yönelik Haber Türk yazarı Fatih Altaylı ve SİYAD eski başkanı Tunca Arslan’la başlayan eleştiriler artarak sürüyor. Yapımcı Yamaç Okur, “Bu siyasi bir karardır ve dönemin ruhunu yansıtmaktadır” derken, sinema yazarı Atilla Dorsay, “Türk sineması tarihinin en verimli ve üretken dönemlerinden birini yaşıyor ve film sayısı yılda 130-140’ları aşmış bulunuyor. Bunca filmi böyle bir platformdan mahrum kılmak hangi zihniyetin eseridir, ben kavrayamıyorum” sözlerine yer verdi. Hürriyet Yazarı Uğur Vardan, “Böyle bir hamle 53 yıllık geleneği tarihe havale etmiş oluyor” yorumunda bulunurken, yönetmen Reis Çelik “54 yıllık ulusal sinema geleneğini bir anda kenara atmak bu ülkenin sinema mücadelesine yapılan bir saygısızlıktır” dedi. Yönetmeni Engin Ayça ve usta oyuncu Gülsen Tuncer, farklı bir düşünce ortaya atarak, ulusal bölümün festivalden çıkarılması durumunda festivalin boykot edilmesi çağrısında bulundu. ‘MENDERES HAKLI DİYECEKSİNİZ’ Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, festivalden ulusal bölümün çıkarılmasına yöneltilen eleştirilere Hürriyet Gazetesi’nden Cengiz Semercioğlu’yla yaptığı görüşmede cevap verdi. Ulusal bölümün kaldırılmadığını, uluslararası ile birleştirildiğini savunan Türel, "Birkaç sene sonra ‘Menderes haklı çıktı’ diyeceksiniz. Korkaklar devrimci olmuyor. Devrim niteliğinde cesur bir adım atıyoruz" dedi. ALTAYLI VE ARSLAN BAŞLATTI Antalya Film Festivali’nden ulusal bölümün çıkarılmasına ilk tepkiler Haber Türk yazarı Fatih Altaylı ve SİYAD eski başkanı Tunca Arslan’dan geldi. Fatih Altaylı kararı, “Festivalin kendi ayağına kurşun sıkması” olarak netilendirirken, Tunca Arslan, “Altın Portakal felç geçiriyor” yorumunda bulundu. Altaylı ve Arslan’ın değerlendirmelerini Cumhuriyet gazetesinden Ceren Çıplak’a demeç veren yapımcıYamaç Okur ve Sabahattin Çetin, yönetmen Reis Çelik, sinema yazarı Atilla Dorsay’ın eleştirileri izledi. Hürriyet gazetesine demeç  veren sinema yazarları Uğur Vardan, Ömür Gedik, SİYAD Genel Sekreteri Kaya Özkaracalar, sinema oyuncuları Kadir İnanır ve Hale Soygazi, Birgün gazetesi yazarı Yusuf Güven festivalden ulusal bölümün çıkarılmasına eleştiri yönelten diğer isimler oldu. 54. Antalya Film Festivali’nden ulusal bölümün çıkarılmasıyla ilgili eleştirilerden bazı bölümler şu şekilde: TEPEDEN İNME VE KEYFİ Yamaç Okur (Yapımcı) Tepeden inme keyfi bir karar. Antalya’da 3 yıl önce yaşanan sansür süreci ve bunun sonucunda ertesi yıl ulusal belgesel yarışmasının iptal edilmesinin son halkası ulusal uzun metraj yarışmasının kaldırılması olmuştur. Antalya Film Forum ve festivalin uluslararası yarışma bölümlerinin güçlendirilmesi ulusal yarışma varken de yapılabilirdi. 53 yıldır gerçekleştirilen festivalin ana omurgasını oluşturan ulusal yarışmanın kaldırılmasını sinemasal gerekçelerle açıklamak mümkün değil. Bu siyasi bir karardır ve dönemin ruhunu yansıtmaktadır. Önerim ulusal yarışmanın devamlılığının sağlanması için sinema meslek birlikleri, dernekler ve sendikalar tarafından sembolik olarak da olsa ulusal yarışmanın düzenlenmesidir. MUHALİF DÜŞÜNCELERE YÖNELİK BİR TAVIR Sabahattin Çetin (Yapımcı) Son yıllarda genç sinemacıların ülke gidişatı konusunda memnuniyetsizliklerini ödül törenlerinde dile getirmesinden duyulan rahatsızlık sonucu alınan bir karar. Belgesel, kısa film gibi daha çok gençlerin yarıştığı bölümlerin tümü ortadan kaldırıldı. Uluslararası festivali ayırıp başka bir tarihe kaydırarak düzenlenmesini önermiştim Türel’e. Ama ayırmak değil kaldırmak yolunu seçtiler. Muhalif düşüncelerden kaçınmak için bu kararı aldıklarını düşünmekten kendimi alamıyorum. Ulusal bölümün kaldırılmasını sektör adına derin bir üzüntüyle karşılıyorum. HANGİ ZİHNİYETİN ESERİ? Atilla Dorsay (Sinema eleştirmeni) 50 küsur yıllık geçmişiyle Antalya, Türk sinemasının gelişiminde önemlinin de ötesinde yaşamsal bir rol oynamış ve ulusal sinemasının en büyük kalesi olmuş bir etkinliktir. Antalya’nın uluslararası bir festivale de ihtiyacı olmadığı ve bunu hak etmediği söylenemez. Ama bunun bedeli ulusal yarışmadan kaçmak ve onu tümüyle kaldırmak olmamalıydı. Çünkü uluslararası yarışmaya tüm dünya festivallerinde olduğu gibi kendi ülkenizden ancak seçme iki üç filmle katılabilirsiniz oysa şu anda Türk sineması tarihinin en verimli ve üretken dönemlerinden birini yaşıyor ve film sayısı yılda 130-140’ları aşmış bulunuyor. Bunca filmi böyle bir platformdan mahrum kılmak hangi zihniyetin eseridir, ben kavrayamıyorum. Ve bu karardan bir an önce dönülmesini bekliyorum. 53 YILLIK GELENEK TARİHE HAVALE Uğur Vardan (Sinema Yazarı) Bu festivalin kalbinin attığı yer ‘Ulusal yarışma’ydı. Böyle bir hamle 53 yıllık geleneği tarihe havale etmiş oluyor. Antalya, Yeşilçam mirasıydı .   TALİHSİZ BİR KARAR Ömür Gedik (Sinema Yazarı) İzleyicinin de basının da en çok ilgi gösterdiği yabancı değil hep yerli filmler olurdu. Alınan kararı talihsiz buluyorum.   YANLIŞ BİR UYGULAMA Kaya Özkaracalar (Eleştirmen- SİYAD Genel Sekreteri) Yerli bağımsız sinemamızın can damarlarından birinin festivaller olduğu için yanlış bir uygulama.   MUTSUZUM AMA UMUTSUZ DEĞİLİM Kadir İnanır (Oyuncu) Siyasal iktidarın sinemanın üstün ve etkileyici aydınlatıcı bir evrensel sanat olduğunu kabul edip onu yüceltmesi gerekiyor. Festival yapsanız birleştirip ayrıştırsanız ne olur? Hiçbir şey olmaz, bir sanatçı olarak mutsuzum ama umutsuz da değilim.   KİM KARAR VERECEK? Hale Soygazi (Oyuncu) “Türk filmleri de uluslarası yarışacak ama başarılı örnekler ile” ne demek, kısıtlı sayıda mı? Buna kimler karar verecek? Açıklama yetersiz anlaşılmıyor.   MOVİNG’LE FESTİVAL BATIRMAK Yusuf Güven (Sinema Yazarı) Çöle dönüştürülen kültürel ortamda “moving” yöntemi ile festival batırmak… “Moving”e kurban giden ve ithal filmlerle ayakta kalmaya çalışan Antalya Film Festivali bundan sonra başımıza geleceklerin sadece küçük bir örneği. Sorun sadece sansür baskısı olsa yine de sinema tarihinde bolca örneği görüldüğü üzere sansürü aşmanın çeşitli incelikli yolları bulunuyor. Esas mesele artık tüm dünyada temelde kamu desteği ile sürdürülen bir sanat olan sinemada yürütülen cadı avı. Akademide olduğundan farklı değil, bakanlıkta bir yerlerde listeler hazırlanıyor, muhalif gördükleri tüm sinemacıları kamu fonlarından mahrum bırakıyorlar… KORKAKLAR DEVRİMCİ OLMUYOR Festivalden ulusal bölümün çıkarılmasıyla ilgili eleştirileri tepkiyle karşılayan Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Hürriyet Gazetesi’nden Cengiz Semercioğlu’nun bu konudaki sorularını cevapladı. "Birkaç sene sonra ‘Menderes haklı çıktı’ diyeceksiniz. Korkaklar devrimci olmuyor. Devrim niteliğinde cesur bir adım atıyoruz" diyen Türel, “Ulusalı, uluslararası ile birleştiriyoruz. Ulusal film yarışmasını kaldırmıyoruz. Öyle anlaşılıyor olabilir ama böyle bir şey yok. Sadece ikisini birleştiriyoruz. Türk filmleri uluslararası platformda çok güçlü bir jüriyle daha güçlü bir şekilde yarışacak” ifadelerine yer verdi. “Gücümüzü dağıtmayalım istiyoruz. Ulusal yarışmamız eforumuzun önemli bir bölümünü alıyordu” diyen Türel, “Bizim ulusal film endüstrimiz de çok önemli. Ama ikisini aynı anda yaptığınızda takdir edersiniz ki gücünüzü dağıtıyorsunuz. Biz gücümüzü tek odaklı hale getirip uluslararası alanda daha güçlü bir organizasyon yapmayı hedefledik” diye konuştu. SANSÜR YOK KÜFÜR VARDI Semercioğlu’nun sinemacılardan sansür ve yerli filmlerin önünü kesmek gibi eleştiriler geldiğini hatırlatması üzerine Türel, “Katılmıyorum. Tam aksine yerli filmlerin uluslararası bir yarışmada dünya sinemasına takdimi için bunu yapıyoruz. Böyle bir niyetimiz olsaydı bugüne kadar yapardık. Bundan önceki festivallerde yaklaşım biçimimiz, demokrat tavrımız herkesin takdiridir. Menderes Türel’e en son atılacak iftira bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. Belgesel filmlerle gündeme gelen sansür tartışmalarıyla ilgili görüşlerini aktaran türel, “Orada da bir sansür söz konusu değildi. Orada galiz bir küfür vardı. O mesele çok abartıldı. Sanatın siyasete alet edildiği birtakım acı tecrübeleri ben geçmişte yaşadım. Ama sanat, siyasete alet edilmemeli. Bizim sansürle hiçbir zaman işimiz olmadı. Demokrat tavrımızı sinemamızın tüm kesimleri çok iyi bilir” dedi.  Mustafa KOÇ            

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: