Antalya
21.11.2019
A

Temsili demokrasi dediğimiz sistemde seçmenler, istedikleri kişiyi seçimle  başa getirirler. Seçilen kişi, kendisine verilen yetki ve görevi, seçmenler adına, halk adına kullanacak, genel kamunun iyiliği için çalışacaktır. Belediye başkanlıkları da böyledir.  Bu genel kuralları hepimiz bilmekteyiz. Ancak uygulamada işler pek de kamunun menfaati, seçmenlerin iyiliği için kullanılmamakta, seçimden sonra halka, meslek örgütlerine bir şey sorulmamaktadır.

Bunlara en bariz örnek Antalya’da geçen dönem yapılan iki projedir. Konyaaltı Sahil Projesi ve Boğaçayı projesi. Boğaçay projesinin yapılması halinde, projenin muhtemel etkileri arasında sahilde kıyı erozyonu olabileceği de vardı. Prof.Nihat Dipova’nın yeni bir çalışması sadece son 10 ayda Boğaçayı projesine bağlı olarak Konyaaltı Sahilinin 10 dönüm erozyona uğradığını ortaya koymuştur. Muhtemel etki, beklenen süreden çok daha kısa bir zamanda gerçekleşmiş. Konyaaltı gibi dünyaca ünlü bir sahilin erozyona uğramasına sebep proje, sadece görselliği amaçlayan bunun dışında Antalya’ya katkısı olmayacak bir projeydi üstelik. Hiçbir getirisi olmayacak (ranttan kazanç bekleyenleri ayırarak) bu proje dolayısıyla sahilimizi kaybediyoruz. Üstüne bu proje için halkın cebinden 130 milyon lira harcandı.  

Gelen eleştiriler üzerine eski Başkan Menderes Türel ortaya çıkarak, projesini övmeye çalışmış. Konuyu bilmeyen, görselliğe ya da o anda aldığı hizmete odaklanan bir vatandaşı kısa vadeli olarak kandırabilirsiniz elbette. Ancak konunun uzmanlarını, ya da bilim insanlarının ortaya çıkardıkları gerçekler durumun öyle olmadığını size anlatır. Kaldı ki Boğaçay’ı projesinin büyük riskler taşıdığı, tam iki yıl önce Belediye’nin düzenlediği bir oturumda Meslek Odaları Başkanları tarafından Türel’e ve ekibinin yüzüne söylenmiştir.  Kulak asılmadı, sonuç ortada.

Türel, bir de ödüllü diye sunduğu Konyaaltı Sahil Projesini övmeye çalışıyor. Orada da mülkiye müfettişi, yapılan usulsüzlükleri ve Belediyenin uğradığı zararları ortaya çıkarmış. Projeye verilen ödülün ise, yurtiçinde bir firmadan alınmış, uluslararası geçerliliği olmayan bir ödül olduğunu bu sayfalarda yazmıştık.  Şimdi ki proje için  Belediye bütçesinden tam 250 milyon lira para harcanmış. Belediye’ye yıllık getirisi ise  8 milyon lira ve bunun içinde Milli Emlak’a ödenecek ecrimisil bedelleri de var.  Yani belediye, hiç gelir elde etmeyeceği bir alana tam 250 milyon lira gömmüş durumda. Türel’in sadece bu iki projeden Antalya’ya verdiği zarar 380 milyon lira. Bugünkü kurla yaklaşık 65 milyon dolar. Antalyalı bunun hesabını sormayacak mı?

***        ***

Türel’i eleştiriyoruz diye Muhittin Böcek’in hatalarını da görmezden gelecek değiliz. İş başına geldikten sonra “Belediye’de kıyım yapılmayacak” dendi. Gelen yönetime göre tüm kadroların değişmesi, insanların işinden olması, hukuka ve devletin sürekliliği prensibine  uygun değildir. Tabii ki Başkan’a yakın etkin görevdekilerin yeri değişir, militan kadrolar uzaklaştırılır. Türel, 2014-2015 yılları arasında 2000’den fazla belediye işçisini işten atarak kıyım yapmış, bir kısım personeli sürgüne göndermişti. Böcek ise çok büyük bir işten çıkarma yapmadı. Hatta bazı AKP’li bilinen kadroları görevde tutuyor diye eleştiri bile aldı, alıyor…

Ancak Antalya Şehir Tiyatrolarında yapılan uygulama bunların dışında ve Muhittin Böcek ekibine de hiçbir partiye de yakışmaz. Şehir Tiyatroları’nda önce Genel Sanat Yönetmeni ve Şube Müdürü görevden alındı. Bu konumdakiler, siyasi değişimlerden etkilenebilir  elbette, yine de öncelik liyakatte olmalıdır. Ancak geçen hafta 48 tiyatro emekçisinin daha işine son verilmesinin bir açıklaması yoktur.  

Şehir Tiyatrolarında sadece 12 personel kalmış ve yeni sezonda bu nedenle perde de açamamışlar. Yani Böcek yönetimi, tiyatroya bir darbe vurmuş oldu. Bu derece bir kıyım yapmak, özellikle de tiyatro, sanat  alanında kimsenin haddi değildir. Bu nedenlerle tiyatro perdelerinin açılmaması kabul edilemez. Şehir tiyatroları üzerinde yapılan tasarruflar kime ait ise Antalya’ya çok büyük  zarar vermiştir. Muhittin Böcek yönetiminin acilen bu hataları düzeltmesi gerekmektedir.

Nasıl yönetilmememiz gerektiğine bu örnekler kafidir. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok