Antalya
21.10.2019
A

 

Antalya'da yaşayan ya da yolu Antalya'ya düşen şair ve yazarlar arasında Antalya ile ilgili yazı ya da şiirleri öne çıkan edebiyatçılarımız arasında Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ömer Bedrettin Uşaklı'nın isimleri öne çıkıyor. Babasının memuriyeti dolayısyla çocukluk ve gençlik dönemini Antalya'da geçinen Tanpınar'ın Huzur romanındaki Antalya betimlemeleri ünlüdür. Tanpınar'ın "Antalyalı Bir Genç Kıza Mektup"u da, konusu Antalya olan kent tarihi kitaplarında yer alır.

 

UŞAKLI'DAN ANTALYA ŞİİRLERİ

 

1928 - 1931 yılları arasında Manavgat Kaymakamlığı yapan Ömer Bedreddin Uşaklı'nınsa Manavgat ve Antalya şiirleri ünlüdür. Coğrafya, doğa sevgisi ve betimlemesi, biyografik temalar, vatan sevgisi Uşaklı'nın şiirlerinin konusunu oluşturur. Yalnızlık, gurbet duygusu, ölümsüzlük özlemi, diğer temalar olarak Ömer Bedrettin’in şiirlerine güç kazandırır. Uşaklı'nın Antalya ve Manavgat şiirlerinde de bu temalar öne çıkar.O şiirlerden birkaçı şu şekilde:

 

IRMAKTA AKŞAM

 

Söğütler arasından üç yelkenli geliyor, / İnce direklerinde bayrak bayrak üstüne… / Uzaktan kaptanların gür sesi yükseliyor; / Çınarlardan düşüyor yaprak yaprak üstüne…

 

Deniz kokan iplere ince dallar dolaşmış; / Mavi küpeştelerde ışık dolu bir akış.. / Bahçeler gölgeleşmiş, yelkenler sırmalaşmış; / Altundan köprü kurmuş güneş ırmak üstüne!.. (Manavgat 1931)

 

ÇAĞLAYAN

 

Parıldayan billûr köpük sütunlarıyla, / Baş döndüren gür sesiyle coşup taşarak

Yatağından uçuruma atlıyor ırmak…

 

Korku sinmiş etraftaki her yeşil dala, / Canlı, cansız, yılmış gibi çılgın ırmaktan,

Yaprakcıklar çekiniyor kımıldamaktan.

 

Issız, harap bir değirmen çökmüş kenarda; / Kanlı gözler gibi dönen şu girdaplarda

Coşkun, engin denizlerin tahassürü var…

 

Yalnız bu ses dolaşıyor sanki rüzgârda, / Bu çığlıkta kayboluyor bülbülün sesi;

Yalnız bir ses: çağlayanın gümbürdemesi!

 

Bu gürleyiş bir derenin neşesi değil; / Yeşil limon bahçeleri bu sesle uyur,

Dağ başında, düz ovada bu ses duyulur.

 

Yalnız gezen kaplanların gür sesi değil; / Durgun, tatlı bir ahengin çıldırması bu!..

Buzlu yayla sularının korkunç yası bu!.. (Antalya 1930)

 

TAHTACI GÜZELLERİ

 

Güneşi baltaların / Ucunda taşıyarak; / buradan daha çok uzak, / Bir ormana gidiyor / Tahtacı güzelleri… / Yemyeşil ormanların  / Baş tacı güzelleri…

 

Kırmızı, al, yeşil, mor / Fistanları rüzgârın / Elinde birer bayrak; / Gür siyah saçlar, gümüş / Paralarla karışık; / Omuzlara dökülmüş… / Çam kokusuyla dolu / Taşkın göğüsler açık; / Türkülerle gidiyor / Tahtacı güzelleri…

 

Kırmızı, al, yeşil, mor / Fistanları rüzgârın / Elinde birer bayrak… / Semiz katırlarıyla /

Yapraklara basarak, / Ormanlardan ormana; / Türkülerle gidiyor / Tahtacı güzelleri… / Yemyeşil ormanların / Baş tacı güzelleri (Antalya, 1930)

 

BATAKLIK GÜNEŞLERİ

 

Kuyrukları düğümlü atlarımız çamurda, / Kamışlarla çizilmiş bir aynada gölgemiz… / Gözlerimiz akşamdan süzülen ince nurda; / Karşımızda nehirle kucaklaşan bir deniz, / Kamışlarla çizilmiş bir aynada gölgemiz!..

 

Bu, uzun bir ova ki karlı dağlardan ıssız; / Suların üstündeki her sazlık birer ada, / Bacakları çırçıplak, sıtmalı bir köylü kız, / Bu bataklık içinde güneşle bir arada!.. / Bacakları çırçıplak sıtmalı bir köylü kız!..

 

Bu nurdan ve çamurdan ovayı bırakarak / Sürdük atlarımızı kızıl denize doğru!.. / Hâlâ orda gözyaşı çamurlara akarak, / İzimizden fışkıran sulara dalan yolcu; / Bataklıkta güneşle birlikte kalan yolcu!.. (Antalya, 1928)

 

 

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok