Antalya
17.10.2019
A
GENEL , RÖPORTAJ
Okullar toplanma alanı olsun
Okullar toplanma alanı olsun

İMO Şube Başkanı Balcı, 100. Yıl alanının yanı sıra okulların da afet toplanma merkezi ilan edilmesi gerektiğini söyledi

 

Röportaj: Mustafa KOÇ

 

 

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, 100. Yıl alanının Acil Durum ve Afet Toplanma Merkezi olarak planlanmasının yerinde olduğunu, ancak Antalya ilinde ilan edilen 967 alandan hiç birinin afet toplanma merkezi özelliklerine haiz olmadığını söyledi. "5 ilçemizde kişi başına düşen 2 metrekarenin  altında toplanma alanı var" diyen Balcı, " Öncelikle bunun uluslararası standart olan 2 metrekareye çıkarılması lazım" ifadelerini kullandı. Afet toplanma merkezi olmaya en çok okulların elverişli olduğunu belirten Balcı, "Çünkü okullarda her türlü hizmeti verecek altyapı var. Su, elektrik, jeneratör var;  kapalı alanlar, barınma yerleri var" diye konuştu.

100. Yılda bulunan 40 dönümlük alan Afet Toplanma Merkezi olarak belirlendi. Antalya'nın bu konudaki sorunu çözüldü diyebilir miyiz?

Buna şüpheyle bakmak gerekse de olması gereken oranın afet toplanma merkezi olarak planlanmasıdır. Sadece afet toplanma merkezi olarak değil, bildiğimiz kadarıyla altı otopark olarak düşünülüyor. Devlet Hastanesi, Üniversite Hastanesi, kapalı spor salonu, açık stadyum gibi bir çok noktaya yakın. Dolayısıyla altın otopark, üstün acil afet toplanma merkezi olarak tasarlanması iyi bir düşünce.  İMO olarak yıllardır kamuoyuyla bu düşünceleri paylaştığımız biliniyor.

19 ilçede 967 toplanma merkezi olduğu açıklandı. Bunların tamamı amaca uygun, ihtiyaca cevap verecek nitelikte mi?

Ben bunların hiçbirinin afet toplanma merkezi özelliklerine haiz olduğunu düşünmüyorum. Zaten özellikle 5 ilçemizde kişi başına düşen 2 metrekarenin  altında toplanma alanı var. Öncelikle bunun uluslararası standart olan 2 metrekareye çıkarılması lazım. Sonraki aşamada, bu toplanma alanlarının toplanma alanı özelliklerine sahip kılınması gerekir. Toplanma alanı olma özelliğine sahip olmayan çok sayıda komik toplanma alanları var.

Örneğin?

Örneğin, Meltem Mahallesi'ndeki yüksek bloklar arasındaki yeşil alanlar afet toplanma alanı olarak gözüküyor. Oysa yönetmelik der ki, yüksek binaların yanlarındaki alanlar acil ve afet toplanma alanı olarak ilan edilemezler. Kalekapısı'nda ATSO'nun Antalya Kültür Sanat binasının yanındaki 9 - 10 metrekarelik bir alan afet toplanma alanı ilan edilmiş, duvara levhası asılmış. Şaka gibi. Bunların, üzerine gidilerek düzeltilmesi lazım.

Peki, nereleri toplanma alanı yapabiliriz?

Benim aklıma ilk olarak her semtte olan ilkokullar, ortaokullar, liseler geliyor. İster devlet ister özel okul olsun, bunların bahçeleriyle birlikte fiziki yapıları toplanma alanı olarak ilan edilebilir. Fakat öncelikle bu fiziki yapıların performans analizlerinin yapılıp, depreme dayanıklı hale getirilmesi gerekir. Çünkü okullarda her türlü hizmeti verecek altyapı var. Su, elektrik, jeneratör var;  kapalı alanlar, barınma yerleri var. Dolayısıyla okullar toplanma alanı olma özelliklerine fazlasıyla sahipler. Her bölgeye orantılı olarak dağılmış bir okul yapısı var. Okullar bu açıdan da toplanma merkezi olmak için ideal.

Diyelim afet toplanma merkezleri konusu çözüldü, orada olay bitiyor mu?

Maalesef işimiz yine bitmiyor. Buradaki en büyük problemlerimizden biri insanımızın eğitimi. Bu noktada her insanımızın ya da en azından her daireden bir kişinin ilk yardım eğitimi alması gerekiyor. İş başa düştüğünde insanlarımız yakınlarını kurtarmak adı altında çok yanlış işler yapabilirler. İl Sağlık Müdürlüğü ya da AFAD eliyle olabilir, Valilik denetiminde ilk yardım eğitimi mutlaka verilmeli.

Hangi durumlarda acil toplanmamız gerekir?

Tsunami, deprem, heyelan, yangın, sel... Tsunami çok zayıf bir ihtimal. En büyük afet olarak depremi görüyoruz. İlçelerimiz için heyelan da büyük tehlike oluşturabilir. İmara açılmış öyle yamaçlar var ki, buralarda insanlarımızın oturduğu birçok ilçemiz var. Bu ilçelerimizde heyelan ve yangın da hesaba katılmalı. Yaşadığımız sel felaketleri de unutulmamalı. Saydıklarımızın afet olmaması için önceden tedbirimizi almamız gerekir.

Antalya kaçıncı derece deprem bölgesinde? İlimizin hangi bölümleri daha çok deprem riski taşıyor?

İkinci derece deprem bölgesinde. Depremden batı ilçelerimiz fazla etkilenir. Doğu ilçelerimiz daha sağlam bir zemin yapısına sahip. Gazipaşa, Alanya, Akseki, bunlar kayalık zemine oturmuş ilçelerimiz. Ama bu olası bir depremden bu ilçelerimizin etkilenmeyeceği anlamına gelmez. Bir doğa olayı olan depremin afete dönüşmesi biz insanlar sayesinde oluyor. Denetimsiz, kontrolsüz, ruhsatsız yaptığımız binalar, istediğiniz kadar sağlam zemine yapın, kontrol mekanizmalarını, mühendislik hizmetlerini ortaya koyamadığınız için depremden etkilenirsiniz. Her gün deprem beklemekten, deprem konuşmaktansa, elimizde 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun var. Bunu çok iyi kullanabilirsek depremin yıkmasını beklemeden, biz kendimiz yıkar dönüşümü sağlayabiliriz.

"Riskli alanlar"dan nereleri anlamalıyız?

Bu soruya inceleme yapmadan cevap verilemez. Bunu yapabilmemiz için de ciddi anlamda deprem master planına ihtiyacımız var. Her binanın zemininin, taşıyıcı sisteminin inceleneceği, zamanının fenni şartlarına göre yapılıp yapılmadığının tespit edileceği ciddi bir deprem master planına ihtiyaç var. Deprem master planlarının önündeki en büyük engel önceden yerel yöneticiler iken şimdi imar barışı denilen o garabet kanunumuz. İmar barışına başvurmuş, fazladan katı, fazladan metrekaresi, ruhsatsız yapısı olan binaların hangisini; Bakanlık tarafından, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapı kullanım izni verilmiş hangi binayı deprem master planıyla "risklidir" deyip ilan edebileceksiniz? Buradaki en büyük çelişki bu. O yüzden hiç kimse şu anda deprem master planı yapmaya çalışmıyor. Yapsa da eline bir şey geçmeyecek. Adam almış belgesini, tapu gibi kayıt belgesi var. Bakanlık belediyelere riskli bölgelerin tespitiyle ilgili çalışma yapılsın diyor. Bunun için ekstra bir çalışmaya gerek yok.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ya da Çevre Şehircilik İl Müdürlüklerinin arşivine girilip, imar barışı adı altında yapılan müracaatlara titiz şekilde bakılırsa,nerelerin riskli bölge nerelerin riskli yapı olduğu ortaya çıkacaktır.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: