Antalya
14.10.2019
A

 

Yaşanan ekonomik krizi, işletmelerin en az zararla atlatabilmesi için herkes seferber olmuş durumda. STK temsilcileri ve resmi kurumlar, ekonominin hareketlenmesi için kampanyalar ve etkinlikler düzenliyor.

Sırf ekonominin canlı kalması, krizin en az hasarla atlatılması için yapılan tüm çabalar, bazen üç-beş gıda teröristinin daha çok kazanma hırsı nedeni ile heba olup gidiyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkililerinin yaptığı denetimler, her yıl büyük yankı uyandırıyor.

Geçtiğimiz yıl yapılan denetimlerde ihale köftecilere kalmıştı. Tüm gözler onlara çevrildiği için, diğer firmalar çabuk unutuldu.

Hazır köftecilerden bahsetmişken.

Bir yıl önce yapılan denetimlerin ardından görüştüğüm bir köfteci, işlerinin yüzde 50 azaldığını anlatmıştı.

Aynı köftecinin anlattığına göre, kasaplar yüklü promosyonlar vermeye başlamış. Bir köfteciye lüks araba, işyerini değiştiren bir başka köftecinin işyeri teşrifini üstlenmiş.

Yani o kadar çok para kazanıyorlar ki; yüklü miktarda promosyon bile dağıtıyorlar.

Geçtiğimiz yıl yapılan denetimlerin ardından yaşanan süreçle ilgili birkaç ayrıntı daha…

Söylenenlere göre, denetimi yapanlar ile denetlenenler birbirini tanıyınca, yeni bir suistimal şekli ortaya çıkmış.

Söylenenlere göre, denetleme gün ve saati bir şekilde bildirilen işletmeler, numunelik kıymayı ayrıca hazırlıyormuş.

Sırf bu yüzden bazı resmi kurum yetkililerinin görev yerlerinin değiştiği bile söyleniyor.

Kavgada yumruk sayılmazmış. İnsanların sağlığı ile bu kadar oynanırsa, haklının yanında haksız da eleştiriler olabiliyor.

İddiaları ispatlamak imkansız. Ancak neredeyse heryıl geleneksel hale gelen köfteci terörünün kesin olarak önüne geçmek gerekiyor.

Kıymasında kanatlı eti çıkan bir işletmenin, resmi kurum ve kuruluşlara ücretsiz yemek vererek işletmesinin olaydan olumsuz etkilenmediğini ispatlama çalıştığını duymuştuk.

Köfte sektörünün bazı yüz karalarının da, bizim sektörün yüz karalarını satın alarak ayıplarını örtmek için kiralık savunucu olarak kullandığı kulaklarımıza kadar gelmişti.

Yani vatandaşın sağlığı ile oynamaktan imtina etmeyenler, bir şekilde kurtuluyor.

Hacı hacıyı Mekke’de bulurmuş.

Farklı sektörlerden de olsa, sahtekarlar da bir şekilde bir araya gelip, pisliklerini para ile pansuman edebiliyor.

O halde dışarıda et yemeyelim mi?

Elbette yiyelim.

Ancak bildiğimiz, tanıdığımız, güvendiğimiz, sağlığımızla oynamayacağına emin olduğumuz firmaları tercih edelim.

Üç tane gıda teröristine kızıp tüm sektörü cezalandırmak adil olmaz. O halde sektörün içindeki namuslular da, namussuzlar kadar cesaretli olsun ve çürük elmaları temizlesin.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok