Antalya
14.10.2019
A

 

Sinema yazarlarının ardından belgesel sinemacılar da bir duyuru yayınlayarak, Altın Portakal yönetimine "Sansürle yüzleşin" çağrısında bulundu.  Belgeselcilerin meslek örgütü Belgesel Sinemacılar Birliği imzasıyla yayınlanan duyuruda,  "56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni, 2014 yılındaki sorumluluğu kabul ederek, sansürle hakiki bir yüzleşmeyi gerçekleştirmek için gerekli adımları atmaya ve alanları açmaya; tüm sinemacıları da temel ilkeler üzerinde beraber düşünmeye ve ortaklaşmaya davet ediyoruz" denildi.

                                                           *****

Sinema Yazarları Derneği ve Belgesel sinemacılar, sansürle yüzleşmek için öncelikle 2014 yılında sansür uygulanıp gösterilmeyen filmlerin 56. Festival programı içinde gösterilmesi gerektiğine vurguda bulunmaktalar. Belgesel sinemacılar buna ek olarak, festivalin hafızasına "Sansür ve özür"le ilgili bir not düşülmesi önerisini gündeme getirdiler. Festival danışmanı Hülya Uçansu'nun Cumhuriyet Gazetesi'nde yer alan röportajında sarf ettiği, "Özeleştiri’yi olayları yaşayanlar yapabilir. Yeni belediye ve yeni festival yönetiminin 2014’te yaşanan olaylarla ilgileri yok" ifadeleri, "özür" konusunun 56. festivalde tartışma konusu dahi olmayacağını akla getirdi.

                                                           *****

Festival yönetimi 2014'te sansüre uğrayan filmlerin gösterimi konusunu bugüne kadar geçiştirerek idare etti. Bundan sonra bu konuda bir adım atılmasını beklemek saflık olur. Sansür suçlamasına muhatap olmak istemeyen festival direktör ya da danışmanları, bu kez "süreci iyi idare edip", eleştiri ve suçlamaların hedefine belediye yönetimini koyup gidecek; "Biz profesyoneliz kardeşim, belediye yönetimi ne istediyse onu yaptık" diyeceklerdir.   

                                                           *****

1979 ve 1980 yıllarında yapılamayan festivalleri, 48. Festival “Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri” ile 2011 yılında sahiplenmişti. Ulusal yarışmanın kaldırıldığı son iki yılda yönetmen Kaan Müjdeci önderliğindeki bir grup sinemacı da aynı sahiplenmeyi yaptı; 54. ve 55. Altın Portakal'lar adına İstanbul'da yarış düzenleyip ödüller verdiler. 56. Festival yönetimi tarafından bu ödüllerin sahiplenildiği yönünde bir açıklama yapılmadı. Bundan sonra yapılır mı? Buna inanmak da aynı ölçüde saflık olur.

                                                           *****

2014'te gösterilmeyen filmlerin 56. festivalde gündeme alınmaması, Belgesel filmcilerin tırnak içine aldığı, "Festival Organizasyonunu kriminal bir yaptırıma maruz bırakacağı endişesi"yle ilgili olabilir. Festival hafızasına "Sansür ve Özür" notu düşülmesini es geçmek, İstanbul'da Ulusal Yarışma kapsamında ödül alan filmler ve sanatçıların Altın Portakal tarihine eklenmemesi, iktidar partisi ve Türel yönetimine rövanşist görünmemek kaygısıyla ilgili olabilir. Festival danışmanları Hülya Uçansu ve Reis Çelik'in 2014 yılındaki sansür skandalının suç ortakları arasında yer almaları nedeniyle bu festivalde yerlerinin olmaması gerektiğini daha önce söylemiştik. Festival direktörü Ahmet Boyacıoğlu için, "Korkağın tekidir, belediye yönetimini isteği dışına çıkamaz" deniyordu. Şu andaki duruşu, bunun bir suçlama olarak kalmadığını göstermekte. Festivalin özüne dönmesi, Altın Portakal'dan ulusal yarışmaları çıkaran sansürle hesaplaşmaktan geçer. Bu yılki festival böyle bir festival olmayacak, fincancı katırlarını ürkütmekten imtina eden, programını bu kaygı ekseninde şekillendiren bir festival olacak. Klavuzu karga olan bir belediyeden başka ne tür bir festival beklenirdi ki?

 

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok