Antalya
07.10.2019
A

 

"Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez."

"Hem evlenmem hem hamile kalırım diyenler var. Hürriyetmiş! Or...luğun adının hürriyet olduğu dünyaya tükürürüm."

" İnkilap ne demek biliyor musunuz? 'Köpekleştirme' demektir."

"Çalışan kadından bahsediyorum. ‘Ben kocama muhtaç değilim’ diye evvela ailesini dağıtıyor. Kocasına muhtaç değil ama elin adamının patronunun hizmetinde olmayı haysiyetine uygun buluyor. Ben eş demem. Eş yoktur, eşitlik yoktur. Ben karımla, çocuğumla eşit değilim. Eşim değil, zevcem olur."

                                                           *****

Bu inciler, hafta sonunda Antalya Mevlevihanesi'nde halkı irşad etmesi için Antalya Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Akdeniz Üniversitesi tarafından davet edilen "mutasavvıf"a, "şeyh"e ait. Milli Eğitim ve İl Kültür Müdürlüklerini, Valilik emrini dikkate alarak davranacaklarını düşünerek anladık da, Akdeniz Üniversitesi'nin böyle bir kişinin davetine ortak olmasını nasıl anlayabiliriz? Antalya gibi Türkiye'nin batıya açılan bir kentinin, Türkiye'nin turizm başkentinin üniversitesinin bu kafa yapısından aydınlanma beklemesi için, sadece ve sadece utanç verici denilebilir.

                                                           *****

Kepez Meclisinde CHP'li üyenin isim verme komisyonundaki şerhi yüzünden CHP'ye yönelik linç kampanyası başlatanların, CHP'den ayrılıp farklı parti grubu oluşturanların, böyle bir kişinin daveti karşısında sus pus olmalarını neyle ilişkilendirebiliriz? Kepez'de gündeme gelen konuyla ilgili insanların cibiliyetini sorgulayanların, bu davet konusunda da bir şeyler söylemesi gerekmez mi? Böylesine ağır cinsiyetçi ifadeler karşısında, gelecekle ilgili iddiası olan ya da partisini temsil eden bir siyasetçinin susması, bu ifadelere onay vermek olmasa bile yol vermek demek değil midir?

                                                           *****

Bu tür sözleri yeni işitmiyoruz. “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır.” "Kadınlar benim malımdır." "Kadınların erkek ortamında çalışması gibi bir fesat varken böyle bir memleket düzelir mi? İşsizlik buna bağlı, erkeklerin maaşındaki düşüklük buna bağlı, ekonominin bozukluğu buna bağlı." "Karı gibi arkadan konuşuyorlar." "Bir kadın kocasından izinsiz herhangi bir yere giderse, evine dönünceye kadar yeryüzünün melekleri o kadına lanet eder." "Kadınlar tek başına 90 kilometreden fazla yol gidemez!" Bu vecizeler, Türkiye'de adı öne çıkan, bazı kesimlerce adına değer verilen eğitim, din, siyaset , spor insanlarının vecizeleri.

                                                           *****

Bu tür vecizeleri gün be gün televizyon ekranlarından, gazete sayfalarından, sosyal medyadan dinliyoruz, okuyoruz. Sağ partilerimizin temsilcilerinden, sağ görüşlü arkadaşlarımızdan ne yazık ki seviyesi son derece düşük bu cinsiyetçi söylemlere karşı bir karşı duruş, bir açıklama, bir beyan göremiyoruz. Görebilecek olsak, bu son örnekte görmüş olurduk. Muhafazakârlık dünyanın her yerinde var. Demokrasinin hakim olduğu ülkelerin muhafazakârlığı, laiklik düşmanı bir muhafazakârlık değil. Kadın düşmanı; kadınları, kadın haklarını ortaçağ karanlığına postalayan, gerici yobaz bir muhafazakârlık değil. Bunlarla, bizim muhafazakârlarımızın gerici yobaz olduğunu kast etmiyoruz. Gerici yobaz olmayan muhafazakârlarımızın; gerici yobazların, özellikle kadınlarla ilgili çirkin olduğu kadar iğrenç de olan hakaretlerine yol veriyor olmaları, bu ifadeler karşısında sessiz kalıyor olmalarıdır.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok