Antalya
25.09.2019
A

 

En azından yenilmemek umuduyla gittiği Kasımpaşa deplasmanından 3-0 mağlubiyet alarak döndü Antalyaspor. Özellikle ilk yarıda, böylesine ağır bir mağlubiyet alacak görüntüsü verilmemişti aslında. Rakibin de daha ilk yarıda üç önemli oyuncusunun sakatlanıp oyundan çıkması, rahat bir galibiyet alınabileceğini düşündürdü ekran başındakilere ama Antalyaspor bu. Uzun yıllardır çok az maçta taraftarına rahat bir maç izleme imkanı verdi!  

İlk yarıda daha dirençli bir görüntü veren Antalyaspor, ikinci yarının hemen başında geriye düşünce, bu sezon başından beri peydah olan kırılganlığı açık bir şekilde görme imkanımız oldu. Golden sonra Nazım Sangare hariç düşmeyen oyuncu kalmadı. Önceki yıl, geriye düşüldüğünde bu kırılganlık yaşanmıyordu. Takım bir şekilde oyunun içinde kalıyor, yenilse dahi mücadele gücü taraftarın ve şehrin motivasyonu üst düzeyde kalıyordu. Bu durum da, hem iç sahada hem deplasmanda tribünü etkiliyordu. Bunun geriye dönüşü de yine saha içerisine oluyordu. Geçtiğimiz yılın son haftaları ve bu sezon en büyük eksikliğin de bu olduğunu düşünüyorum.

Antalyaspor yönetiminin hiç vakit kaybetmeden bu eksiklik üzerine kafa yorması gerektiği gün gibi ortada. Nerede, takım içinde kolej havalarının estiği, alınan her puana çocuklar gibi sevinen oyuncuların olduğu geçen sezon?

Hal böyle olunca piramidin bir üst katına çeviriyoruz gözlerimizi. Orada Bülent Korkmaz var. En ağır mağlubiyetlerden sonraki açıklamalarında bile oyunculara toz kondurmayan Hoca, Kasımpaşa maçı sonrası ilk defa topu oyunculara attı. İçeride, bizim bilmediğimiz ama yakında bir şeyler olacak dedirten bazı sıkıntıların olduğu çok açık. Bu sıkıntıların yönetimle mi, oyuncularla mı olduğunu pek yakında öğreneceğimizi düşünüyorum.

Benim naçizane öngörüm, haftalardır yaşanan Hakan Özmert krizinin az da olsa bu sıkıntının bir parçası olduğu yönünde. Kendi kafasında Hakan’ın üzerini çizen Hoca, taraftardan gelen baskıyı bir şekilde savuşturacağını düşünmüş, daha sonra da yönetimden gelen baskıyla son 20 dakika oyuna almak zorunda kalmış, mağlubiyetin faturasını da maç sonu açıklamalarında, kendi isteği dışında oynatmak zorunda kaldığı futbolcu(lar)ya kesmiştir.. Bir senedir her mağlubiyette sorumluluğu kendi üzerine alan teknik adam ne derse desin bu mağlubiyet de kendisine eksi yazmıştır. Hele ki oyuncu tercihlerinin sorgulandığı bir dönemde, tercihlerinin yerinde olduğu bir haftada böyle bir açıklama yapmış olması hanesine iki eksi yazmıştır!

Piramidin en üst katına, yönetime gelelim. Ali Şafak Ötürk, genç bir Başkan. İş adamı. İş gezileri vardır, özel gezileri vardır. Vardır da vardır.. Bu kimseyi ilgilendirmez tabii ki ama Antalyaspor Başkanı olduğunuz zaman, işler de kötü gidiyorsa, herkes her şeyi sorgulamaya başlar. Klişe söylemlerle taraftarın gönlünü kazanabilirsiniz, kolaydır bu ama işler kötü gittikçe sözlerin de içi boş kalacaktır. Müdahale geciktikçe kriz sizi de yıpratacak, siz yıprandıkça Antalyaspor da yıpranacaktır. O yüzden kanserli hücre hangi bölgedeyse (futbolcu, td, yönetim) bir an önce müdahale edilip tedavi gerçekleşmelidir. Aksi halde, birkaç hafta daha kötü sonuçlar alan takımı toparlamak çok daha zor hale gelecektir.

Sonra biz Zeynep Bastık – Felaket şarkısını söyleriz,

Haluk Levent  Ahbap’la gelse kurtaramaz.

Jennifer’a, Dua Lipa’ya alt lig forması giydirmek de ayıp olur.

Benden söylemesi, krizi çöz Başkan.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok