Antalya
25.09.2019
A

 

ATSO Başkanı Davut Çetin'in dünkü konuşmasında, Türkiye'de iki ekonomi muhabirinin yaptıkları haber nedeniyle yargılandığını, bu tür olayların dış dünyada Türkiye'nin imajını zayıflattığını söyledi. "Ağustos 2018'de dolar kuru iki-üç hafta içinde 4,5 liradan 7 liraya çıkmıştı. O dönem iki muhabir bankaların döviz sıkıntısı çektiğine, BDDK'nın bankalarla toplantı yaptığına yer veren bir haber yapmışlar. Bu kişiler hakkında şikayet yapılmış ve geçen hafta dava başladı" diyen Çetin tepkisini, "Dünyada hiçbir ekonomi, gazete haberiyle veya tweet'le zayıflamaz" sözleriyle gösterdi.

                                                           *****

"Türkiye'de 126 gazeteci cezaevinde" mi dediniz; cevap hazır: "Onlar gazetecilik faaliyetleri yüzünden tutuklanmadılar". Bankaların döviz sıkıntısı çektiğini, BDDK'nın bankacılarla toplantı yaptığını yazmak, bu yönde edinilen bilgileri kamuoyuyla paylaşmak, gazetecilik faaliyeti değilse, ne tür bir faaliyettir? Bu tür bir nedenden yola çıkarak vatandaşlarınızı yargılama yoluna gittiğinizde dünyanın hangi ülkesinde hangi imajdan bahsedebilirsiniz? Bu tür saçmalıkları, dışarıda imajımız kötü olmasın diye mi yapmamalıyız? Bir başka gariplik, bizi böyle düşünmeye, böyle akıl yürütmeye iten ülke gerçekliğimiz değilse nedir?

                                                           *****

Antalya Gıda Mühendisleri Odası'nın önceki dönem başkanı Bülent Şık, tarım ilaçlarının bilinçsiz ve ölçüsüz kullanımının doğaya ve canlılara verdiği zararlar başta olmak üzere, meslek alanına giren konularda halkını, yetkili kişileri aydınlatıp uyaran çok önemli makale ve konuşmalara imza atan bir bilim insanı. Bülent şık, bu özelliğiyle Antalyamız için bir değer. Sağlık Bakanlığı adına yapılan kendisinin de yer aldığı bir araştırmanın sonuçlarını Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan yazı dizisinde açıkladığı için 5 - 12 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanan Şık, yarın duruşmaya çıkacak. Umarız buradan hapis cezası ya da başka türde bir saçmalık çıkmaz.

                                                           *****

Bahsettiğimiz iki örnek, Türkiye'de gazetecilik faaliyeti ile suç teşkil eden faaliyetler arasındaki sınır çizgisini; dolayısıyla şu anda tutuklu bulunan gazetecilerin neden tutuklanmış olabileceğini göstermeye yeter. Bu iki örnek, Türkiye'deki ifade özgürlüğünün sınırını; hatta ifade özgürlüğüyle ilgili bir sınırın olmadığını, bu sınırın yoruma göre belirlendiğini de gösterir. Sorun, o nedenle, Türkiye'nin dışarıdaki imajı sorunu filan değil, doğrudan ifade özgürlüğü sorunudur. O zaman bu sorunu gündeme getirecek olanlar öncelikle gazeteciler, gazeteci örgütleridir. Antalya'da yaşayan Bülent Şık, gazete yazıları yüzünden hapis cezasıyla yargılanırken, Antalyalı gazetecilerden, Antalya'daki gazeteci örgütlerinden ses seda çıkmazsa, ifade özgürlüğünün yoruma göre belirlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok