Antalya
23.09.2019
A

 

Nizamettin Sağır milliyetçi, Hasan Subaşı merkez sağ kesimin Antalya'daki önemli isimlerinden. Antalya'nın kanaat önderleri denince ilk sıralarda onların ismi akla gelir. İYİ Parti'nin seçimlerde aldığı yüzde 18'lik Antalya oyunda, Cumhur İttifakı iktidarına duyulan tepki yanında, bu gibi isimlerin İYİ Parti'de yer almasının da etkili olduğu düşünülür. Mevcut yönetime her iki isim de eleştiriler getiriyorsa, bu gerçeğin es geçilmesi düşünülemez. Kaldı ki, Nizamettin Sağırınki eleştiri de değil, resmen isyan.

                                                           *****

"Ben parti üyesi değilim" diyor Sağır. "Nesin; İYİ Parti'nin neresindesin?" diye soruyoruz; "Hiç yerinde değilim" diyor; "Siyaseti bıraktım." Şaka yaptığını filan sanıyoruz; ama öyle de değil. Nizamettin Sağır gibi bir ismin, kurucu il başkanlığı yaptığı bir partide üye kaydı yok. Sağır kendisi gibi 3 binin üzerinde partilinin başvuru formlarının işleme konulmadığını, üye kaydının olmama nedeninin bu olduğunu söylüyor. Bu 3 bin kişinin partiye ilk başvuru yapanlar olması, İYİ Parti'deki en heyecanlı kesimin hayal kırıklığına uğratılması, bu heyecanın heder edilmiş olması anlamını taşır. Bilinçli yapılmamış, zamanlama hatasından kaynaklanmış da olsa, bu hata tartışılan sorunları kaçınılmaz kılan bir hata.

                                                           *****

Partinin merkez organları için 4 genel kurulun yapıldığı yerde il ve ilçe örgütleri için kongre yapılmamış olması da demokratik merkeziyetçi bir örgütlenme açısından normal karşılanamaz. Bu durum kayyum istemeyi haklı kılabilir mi? Kayyum konusu, bütün yolların tıkandığı bir durumda başvurulacak bir yöntem olabilir. İYİ Parti'de il - ilçe kongresi yapmak için bütün yollar tıkandı, parti emir komutayla yönetilen bir parti haline geldiyse, ortada bir varolma - yokolma sorunu var demektir. MHP'den tüm yollar tıkandığı için ayrılıp İYİ Parti'nin kuruluşunda yer alan; yer almakla kalmayıp belirleyici de olan kadrolara böyle bir sistemi  dayattığınızda,  eleştiriyle, isyanla karşılaşmak şaşırtıcı olmamalıdır. Subaşı'nın gündeme getirdiği eleştiriler, Sağır'ın isyanı, bizim baktığımız pencereden böyle görünüyor.

                                                           *****

"Üniversitedeki akademisyen" tartışması ayrı bir vaka. Bu kişinin parti il yönetimi ve genel merkezini dizayn ediyor olması abartılı bir değerlendirme de olabilir. Ama tartışmaların tam ortasında bu isim etrafında, böyle bir sorunun yaşandığı gibi bir gerçek de ortada. "Üniversitedeki akademisyen"in yerinde ben olsam, il örgütünü, il başkanını ve de isyankârları rahatlatmak için tayinimi ister, bir başka üniversiteye, bir başka şehre gider, orada görev yapardım.

                                                           *****

Ahmet Aydın'ı demokrasi düşmanı, despot biri olarak görmediğimi belirtmeliyim. En azından benim tanıdığım Ahmet Aydın böyle biri değil. İYİ Parti'de demokrasi kanalları tümüyle tıkanmışsa, bunun tek başına Ahmet Aydın'ın ve onu yönlendirdiği söylenen kişilerin de eseri olamaz. Bu noktada sorun parti genel merkeziyle ilgili demektir. Üye kayıtlarını teşvik edecek,  il - ilçe kongrelerinin yapılmasını sağlayacak olan öncelikle bir partinin genel merkezidir. Bir partinin il örgütü emir komuta yöntemiyle faaliyet yürütmekte ısrar ediyorsa, parti genel merkezi buna izin verdiği, yol verdiği için yapıyordur.

                                                           *****

Zamanın başbakanı Süleyman Demirel'e, "Partinizde şu şu şu sorunların olduğu, bu sorunların şu şu şu kişilerden kaynaklandığı konuşuluyor; doğru mu?" sorusunu yöneltmiş; Demirel'in cevabı, "Doğru. Bu sorunlar, bu sorunlara neden olan birileri var ki, genel başkan olarak bana da ihtiyaç var. Ben bu sorunları çözmek için genel başkanım" cevabını vermişti. İYİ Parti'deki Antalya krizi, Demirel'in kıssasıyla ilgili basit bir sorun olabilir. Kıssadan hisse çıkaran olursa tabi.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok