Antalya
20.09.2019
A

Türkiye’yi adım adım gezsek...
Her şehirden bir hikaye ve bir anı, bir mani ve bir ağıt, bir dua ve bir selam alsak...
Doğudan Dadaşları, Gakkoşları, Halayları...
Batıdan Efeleri, Zeybekleri, Dumlupınarları...
Kuzeyden Hırçın Karadeniz Çocukları ve Horonları...
Güneyden Yasemin Kokulu Akdeniz Akşamlarını...
81 ilden 81 renk...
Alıp gelsek...
Harmanlasak hep birlikte tüm renkleri...
Ve çizsek bir kez daha en güzel resmimizi...
Olur mu?
Olur!
Bunca zamandır olduğu gibi...
Hepimiz bir olursak...
Ve “Biz” istersek her şey daha da güzel olur...
Çünkü biz; hep birlikte güzeliz...
Her rengin bir arada bulunduğu gerçek bir mucizeyiz. Hatta bazen diyorum ki -teşbihte hata olmaz- “Aşure” gibiyiz! Hepimiz bir arada tatlı ve bir arada lezzetliyiz... Ne bir eksik ne bir fazla... Kıvamı tutturmuşuz bir kere; bozulmasına izin verir miyiz!
Merhaba Değerli Okurlar!
Öncelikle, içinde bulunduğumuz Muharrem Ayı’nın tüm ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Yukarıda yaptığım benzetme, öylesine değildi. Hem bu ayın önemi hem de bir nevi aşure gibi, farklılıklarımıza rağmen tat veren birlikteliğimize saygıyla böyle bir girizgâhta bulunmak istedim.
Bugünlerde herkes birbirine Aşure ikram ediyor ve bu durum çok hoşuma gidiyor. Hediyeleşmenin, aile ziyaretlerinin ve komşuluk ilişkilerinin iyice azaldığı günümüzde, yılda birkaç kez de olsa bu gibi güzel vesilelerle birbirimizin kapısını çalıyor olmak harika bir duygu. Günden güne yalnızlaşan bir topluma dönüşürken, halen direnenlerin olduğunu bilmek güzel ve gelecek adına umut verici.
Ülke olarak daha doğrusu dünya olarak üzücü dönemlerden geçiyoruz. Aslına bakarsanız; dünya, dünya olalı hiçbir gün, gün yüzü görmedi. Milyonlarca yıldır bitmeyen savaşlar, intikam duyguları, rekabet
piyasaları, ekonomik krizler, doymak bilmeyen kapitalist sistemler, ötekiciler, berikiciler... Hep bir kaos içinde dönüp durdu dünya! Ve her insan önce kendi dünyasını değiştirmedikçe böyle dönmeye devam edecek ne yazık ki!
Birileri, birilerini öldürüyor! Ne uğruna?
Birileri, birileri için ölüyor! Ne uğruna?
Birileri, birileri için öldürülüyor! Ne uğruna?
Hiç!!! Koca bir “HİÇ”...
Dünyanın değişmesini beklemek en büyük zaman kaybı. Hadi gelin hepimiz “Aşure”nin içindeki nohut tanesi olalım, incir olalım, buğday olalım... Hatta şu, nimetten bile sayılmayan fasulye olalım! Ne kaybedeceğiz?
Oğlu dağa kaçırıldı diye yüreği yanan ve parti binalarının önünde medet bekleyen anaların sesine çığlık olalım! Her şeye rağmen: “Vatan Sağ Olsun” diyen babaların derdine ortak, gözyaşına mendil olalım! Birlik olalım yahu birlik olalım! İnanın o zaman dünya çok daha yaşanılası ve çok daha mutluluk verici bir yer olacak!
KARDEŞLİK TÜRKÜLERİYLE BİRLEŞEN ELLER
Geçtiğimiz günlerde Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu’nda harika bir konser gerçekleşti. Organizasyona ben ve ekibim; bazı şarkılarda koreografi sergilemek üzere dansçı olarak katıldık. Fakat dans etmediğimiz bölümlerde konseri izleme ve birbirinden yetenekli müzisyenleri dinleme imkanı da yakalamış olduk.
“Stera Erbane Müzik Topluluğu” tarafından organize edilen konserin en güzel yanı, verdiği mesajdı. Yukarıda sözünü ettiğim; herkesi tıpkı aşure gibi aynı kasede tatlandıran türdendi. Sımsıcaktı, lezzetliydi ve barış doluydu.
Ellerin dostça birleştiği, semahlar ile halayların, modern dans ile otantik kültürün aynı sahnede harmanlandığı, doğu ile batının, kuzey ile güneyin buluştuğu, “Türk – Kürt – Laz – Alevi – Sünni – O – Bu – Şu” demeden herkesin kardeşçe ve sevgiyle sarıldığı, çok değerli ve özel bir geceydi.
Program sonunda; yüreği kardeşlik için çarpan ve bu güzel organizasyona öncülük eden değerli Ali Bey’i şahsen tebrik ettim ve birlik olmaya en çok ihtiyacımız olan şu günlerde, bu tarz organizasyonların daha da çoğalması ve devamının gelmesi yönünde dileklerimi ilettim kendisine.
Ayrıca anmadan geçemeyeceğim; repertuar seçimi, konser akışı ve genel sunum oldukça başarılıydı. Özellikle Zilan Tigris, Şerzad Arslan, Galip Şengül, Elif Coşar ve Ali Gezer’i canlı canlı dinlemenizi öneririm.
O gece 81 ilden 81 renk toplanıp gelmiş ve aynı paletin içinde yoğrulmuştu. Ortaya çıkan resim ise Türkiye’nin resmi ve geçmişten günümüze uzanan kardeşlik öyküsünün dışavurumuydu. Birileri kan ile dünyayı kirletse de birileri halen barış ve kardeşlik için el ele omuz omuza halaylar çekiyordu.
Hani bir şarkı vardı 90'lı yıllarda: “Hepimiz kardeşiz; bu kavga ne diye?” İşte birileri halen bu kavgayı sürdürse de birileri inatla ve ısrarla soruyordu: “Neden?”
Sevgi ve barışın kazandığı bu harika organizasyon sonrası ben ve dansçılarım; böyle güzel bir resmin küçük birer parçası olmaktan duyduğumuz gurur ve mutlulukla, kardeşlik türküleri söyleyerek evimizin yolunu tuttuk... Ve bir kez daha anladık ki sanat; birleşmek ve birleştirmek için en etkili güç ve bizler, ondan aldığımız güçle her gün biraz daha kenetleneceğimizi biliyorduk!
Çocuklarınızın eline simsiyah oyuncak tabancalar yerine boya kalemleri verin, fırçalar verin, tüm renkleri verin! Ki çizsinler dünyayı boydan boya sevgiyle ve kuşatsınlar her yanı rengarenk birleşen elleriyle, kardeşçe...
Saygı ve Sevgilerimle
Fatih Haktan Coşkun

Paylaş
ETİKETLER:
Yok