Antalya
18.09.2019
A
GÜNCEL , RÖPORTAJ , TARIM
Kurtuluş teknolojide
Kurtuluş teknolojide

Güney Agripark laboratuarında doku kültürü ile muz üretimi yapan İşadamı Hasan Ünal, kısa sürede Türkiye’nin muz fidesi ihtiyacının yüzde 80’ini karşılamaya başladı. Artan nüfus karşısında verimliliği artırıcı teknolojik çalışmalar yapılması gerektiğini belirten Ünal, bu sayede ithalatın önüne geçildiğine dikkat çekti

Röportaj: Hasan YAVAŞLAR

Güney Agripark Tarımsal Araştırmalar Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ünal, 2013 yılında başladıkları çalışma sayesinde doku kültürü ile muzda kaliteyi ve verimliliği artırdıklarını söyledi. Güney Agripark laboratuarında 6 yıldır muz üzerine çalıştıklarını belirten Ünal, “2013’te 4 bin 670 hektar alanda 215 Bin ton muz üretiliyordu. Yaptığımız çalışmalar sonucu 2018’de 7 bin 616 dekar alanda 498 bin 888 ton muz üretildi. Türkiye genelinde üreticinin muz fidesi ihtiyacının yüzde 80’ini biz karşılıyoruz. Hedefimiz 2020 yılında Türkiye’nin kendi muz ihtiyacını karşılaması” dedi.

HASTALIKSIZ VE VİRÜSSÜZ

Güney Agripark’ın yanı sıra, kendisine ait RİTO Tohumculuk ve Grow Fide şirketlerini Aksu’ya bağlı Çamköy Mahallesi’ndeki 110 dönümlük alanda yöneten işadamı Hasan Ünal, her şirketin ayrı yönetim kadroları olduğunu, yaklaşık 800 çalışanının bulunduğunu ifade etti. Güney Agripark’ta 80 kişinin çalıştığını ve 50 personelinin sadece laboratuarda görev yaptığını belirten Hasan Ünal, “Tarımda teknolojiyi kullanmazsak, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayız ve aç kalırız. Muz, domates, biber ve hıyarda bunu başardık. Ancak fasulye, buğday, arpa, mercimek gibi ürünlerin üretimi yıllardır yerinde sayıyor” şeklinde konuştu.

 

Hasan Bey, Güney Agripark’ta doku kültürü ile ürettiğiniz muzu anlatır mısınız?

Tabiatta kendiliğinden, mutasyonla veya döllenmeyle bitkiler oluşuyor. Muzda da aynı şey söz konusu. Normal koşullarda 100 muz dalı veren bitkiden, bizim yaptığımız doku kültürü ile çiftçinin isteği üzerine 10 bin, 20 bin fidan üretecek hale getiriyoruz. Bunu yaparken de hastalıksız, virüssüz şekilde çoğaltıyoruz.

Doku kültürünün muz üretimine etkisi ne oldu?

Doku kültürünün görevi, bazı bitkiler tabiatta, bazıları tohumdan, bazıları çelikleme ile üretiliyor. Tohum ve çeliklemeden üretilemeyen ürünleri laboratuarda üretiliyor. Muz fidesi, tohum ve çelikleme ile de üretilebilir ama biraz uyduruk olur. Bunun kanıtı, biz bu üretime başlamadan önce; bir dönüm muz alanından 4 ton muz alınıyordu. Yaptığımız çalışma ile şu anda bu rakamı 6,5 tona çıkardık, zamanla 10 tona çıkacaktır. Bu da doku kültürü ile ne kadar sağlıklı ve verimli muz üretimi yaptığımızı gösteriyor.

Bu işe giriş hikayeniz nedir, başladığınız günden bu güne kadar aldığınız yol nedir?

Bu işe 2013 yılında başladık. İlk yılımızda Türkiye’de muz üretimi 215 Bin ton oldu. Yaptığımız çalışmalarla bu rakamı 2014’te 251, 2015’te 270, 216’da 305, 2017’de 369, 2018’de 498 Bin Ton’a çıkardık. Türkiye’de muz fideciliğinin yaklaşık yüzde 80’ini biz karşılıyoruz. Bu işin gelişmesinde yaptığımız çalışmaların önemli payı var.

Son yıllarda muz dikilen alanda da artış gözleniyor. Özellikle Manavgat’ta ciddi yoğunluk göze çarpıyor. Elinizde bu konuda rakam var mı?

Yıllar önce sadece Alanya ve Anamur bölgesinde üretilen muz, örtü altının da devreye girmesi ile arttı. 2013’te, 2 Bin 236 Hektar olan muz üretim alanı, 2018’de 7 Bin 616 Hektara yükseldi. Üretim 1.5 kat artarken, üretilen muz miktarı 3 kat arttı. Yani üretim verimliliği ön plana çıktı. Manavgat’ta her yer muz serası oldu ve seracılar muz fidesinin yüzde 90-95’ini bizden alıyor. Bizim ürettiğimiz muz, ithal çikita muza göre daha uzun, daha kalın ve aroma olarak daha lezzetli.

Türkiye yıllar önce muz ithal eden bir ülkeydi. Yaptığınız çalışmalar ithalatı azalttı mı?

2013’te Türkiye 235 Bin ton muz ithal ediyordu, bu rakam her yıl biraz düştü ve 2018’de 155 bin Ton’a kadar geriledi. Hedefimiz 2020 yılında sıfır ithalat. 2 yıl önce, Türkiye’nin muz ithalatı yapmayacağını söylediğimizde çok inandırıcı bulunmadı ancak gelinen nokta ortada.

Yaptığınız çalışmalar, tarımda teknolojinin önemini ön plana çıkarıyor. Bu konuda görüşünüz nedir?

Ben ilkokuldayken Türkiye 21 Ton tahıl üretiyordu, hala aynı üretim yapılıyor. Teknolojiyi kullanmazsanız bu gelişmeler yaşanmaz. Hayvancılık ve tahılda bunu net olarak görüyoruz. Bizim çalışmamızda, sahadaki elemanlar, üstün verimli dokuları buluyor ve teslim ediyor. En verimli olanlar laboratuara geliyor, ön sterilizasyondan geçiyor. Hastalık veya toprak kökenli etmenlerden arındırılıyor. 2013’te bu işe girerken, tarımda teknoloji eksikliği olduğunu fark ettik ve bu eksiklik giderilmezse Türkiye’nin aç kalacağını anladık.

Sadece muz üzerine mi çalışma yapıyorsunuz?

Biz domateste de teknolojiyi getirdik. Yıllar önce dönümden 6-7 ton ürün alınıyordu, getirdiğimiz teknoloji ile 20 tonun üzerine çıkardık. Biberde 3 ton olan ürün verimini 15 tona çıkardık. Hıyar 10 tondan 30 tona çıktı. Ancak fasulye, buğday, arpa, mercimek gibi ürünlerde teknoloji girmediği için yerinde sayıyor. Ben okula başladığımda Türkiye’nin nüfusu 20.9 milyondu, şu anda 4 katına çıktı. Nüfus bu kadar artarken, üretilen ürünlerin verimi de artmalıydı. Hem üretimde öncülük yapıyor, hem de getirdiğimiz teknolojiyi sektörün paydaşlarla paylaşıyoruz. Biber, domates ve muzda yaptığımız çalışmalarla ithalatın önüne de geçiyoruz.

 

Dışa bağımlılık azalıyor

 

Agripark Satış Pazarlama Müdürü Ferhat Ekimler, yaptıkları çalışma ile muzda dışa bağımlılığın azaldığını söyledi. 10 yıl önce muzun sadece Anamur ve Alanya’da üretildiğini hatırlatan Ekimler, “Günümüzde Antalya merkez olmak üzere Serik, Manavgat, Gazipaşa, Adana, Mersin ve Hatay’da üretilebiliyor. Fethiye ve Aydın’da da yeni yeni üretim başlıyor. Bu yeni seralar ve teknolojinin devreye girmesi ile oluyor. Türkiye, 1 milyon muz tüketiyor ve nüfus arttıkça bu miktar sürekli artıyor. Gelinen noktada Türkiye ihtiyacının sadece yarısını karşılayabiliyor. Şu anda dışa bağımlılık, azalmasına rağmen devam ediyor. Pazar büyüme eğiliminde. Şu anda 3 çeşit muz var. Birincisi açık alanda yetişen “Paşa” dediğimiz muz. Diğeri serada üretilen “Dilber” isimli muz. Bir diğeri de yarı bodur ürettiğimiz muzumuz var” dedi.

 

Üretici piyasaya 1-0 önde giriyor

Güney Agripark Kültür Laboratuvar Sorumlusu Ziraat Mühendisi Selda Duraklıoğlu, doku kültürünü; “Hastalıklı virüsten arınmış, ana bitkinin aynısı bitkiler üretme tekniği” olarak tarif etti. Gelenekçi yöntemden farklı olarak bu tekniğin avantajını anlatan Duraklıoğlu, “Gelenekçi yöntemden bir bitkiden en fazla 20 bitki üretebilirken, doku kültürü ile bu rakamı milyonlara çıkarmak mümkün. Özellikle nesli tükenmekte olan ya da doğal yolla çoğaltılırken sıkıntı yaşanan bitkilerde, çok kolaylıkla yapay ısı ortamlarında çok daha hijyenik ve homojen bitkiler elde ediyoruz. Burada öncelikle, üretimi yapılacak muzu çeşitli tekniklerle çoğaltıyoruz. 6-7 kesimden sonra köklendirme alıyoruz. Köklendirme işlemi bittikten sonra serada yaklaşık 2-2,5 aylık süreçten sonra müşteriyle buluşuyor” dedi.

YÜZDE 30-40 VERİMLİLİK ARTIŞI

Gelenekçi yönteme göre, yaptıkları çalışma ile yüzde 30-40 verimlilik artışı sağladıklarını belirten Selda Duraklıoğlu, “Biriken toksinleri ve zararlıları arındırıp, sağlıklı, hastalıklardan ari ve güçlü bir şekilde üreticiyle buluşuyor. Üretici, sağlıklı ürün ile piyasaya 1-0 önde giriyor. Bakanlık denetimindeyiz ve tüm ürünlerimiz sertifikalı. Buradaki amaç; Türkiye’deki muz üretimini birim anlamda daha da geliştirmek” şeklinde konuştu.

60 ÜRÜNDE ÇALIŞMA

2 bin metrekarelik bir alanda kurulan laboratuarda 60 farklı ürün üzerinde çalıştıklarını belirten Ziraat Mühendisi Selda Duraklıoğlu, şunları söyledi: “Ana ürünümüz muz. AR-GE merkezi olduğumuz için, Türkiye’de çoğaltılması zor, nesli tükenme tehlikesi olan ürünler üzerine çalışıyoruz. Doku kültürü üretimi ana materyal. Burada üretilen doku, Güney Agripark’ın üretim tesislerine gidiyor. Yaklaşık 3 aylık dönemi doku için, 3 aylık dönemi de serada harcayarak 6 ayda üretimi tamamlıyoruz”.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: