Antalya
11.09.2019
A
RÖPORTAJ , TARIM
Türkiye’ye giren tüm tohumlar karantinada
Türkiye’ye giren tüm tohumlar karantinada

İlk kez 2014’te Ürdün’de görülen ve İsrail’de tohumculuk sektörünü adeta bitiren “Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsü” Türkiye’ye sıçradı. Ülkeye giren tüm tohumlar karantinaya alınırken, Yrd. Doç. Hakan Fidan, “Virüsle mücadeleden sonuç alamazsak, sonumuz İsrail gibi olur” dedi

Röportaj: Hasan YAVAŞLAR

 

TÜRKİYE’DE 3 YILDIR VAR

İsrail’de tohumculuğu bitiren iki virüsten biri olan “Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsü” Türkiye’de de görüldü. Yurtdışından gelen tüm tohumlar karantinaya alınırken, virüsün bugüne kadar ne kadar alanda etkili olduğu henüz bilinmiyor. Ekibiyle birlikte virüsle mücadele eden Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü’nden Tohumculuk ve Tarımsal Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Yrd. Doç.Dr. Hakan Fidan, 2014 yılında ilk kez Ürdün’de ortaya çıkan virüse Türkiye’de 3 yıldır rastlandığını belirterek, “Sektörün tüm paydaşları üzerine düşeni yapmaz ve virüsü önleyemezsek, sonumuz İsrail gibi olabilir” uyarısında bulundu.

Yrd. Doç.Dr. Hakan Fidan, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

 

Hakan Hocam, domateste etkili olan ve tarım sektörünü tedirgin eden bir virüs ile ilgili çalışmanız var. Bize önce bu virüsü anlatır mısınız?

Tam ismi; Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsü. (Tomato Brownrugosefruit virus (ToBRFV) Domateste kahverengi lekeler yapan bir virüs. Aslında bilinen bir virüs. Tütün Mozaik Virüsü’nün (TMV) mutasyona uğramış değişik bir versiyonu. Domates Mozaik Virüsü (TMV) yıllardır vardı ve biz buna karşı tedbirlerimizi alabiliyorduk. Ama virüs de kendisini yeniliyor.

Virüs ilk olarak nerede ortaya çıktı?

Virüs ilk olarak 2014 yılında Ürdün’de ortaya çıktı ve hızlı bir şekilde Dünya’ya yayıldı. Ürdün’ün ardından İtalya, Meksika, Almanya ve Amerika’dan rapor edildi. Rapor edildiği her yerde, tüm kamu kurumları ve özel sektör adeta seferberlik ilan ederek virüsün tamamen ortadan kalkması için çalışma başlattı. Ve çalışmaların sonunda Amerika, Almanya ve İtalya, hastalığı ülkelerinden tamamen temizlediklerini ve hiçbir enfekteli bitki atığının kalmadığını rapor haline getirdi.

Tohumun Türkiye’ye girişi nasıl gerçekleşti?

Antalya, Dünya’nın en önemli 3 tohumculuk üssünden birisi. Yerli ya da yabancı tüm tohum firmaları buraya bir üs açıyor. Normal büyük firmaların tohumları, karantina ile bize yasal yollardan geliyor. Ancak ıslah yapılan küçük miktarlardaki ebeveynler, valizlerde veya ceplerde ülkemize geliyor. Bazı virüsler tohumla taşınır ve bu virüslerin bir kısmı tohumun kabuğunda, bir kısmı da embriyosunda bulunur. Kabuğundakilerle mücadele kolay. bugün her firma, tohum kabuğundaki virüslerle kolaylıkla mücadele edebilir. Ama bu virüs tohumun içindeyse bununla mücadele zorlaşıyor. Birçok yabancı tohum firmasının, karantinanın haricinde AR-GE amaçlı getirdiği tohumlarla maalesef ülkemize bu virüsü soktuğunu tahmin ediyoruz.

Ülkemizde bu virüs ilk ne zaman görüldü?

Türkiye’de bu virüse aslında 3 yıl önce rastlandı. Ülke ticaretinin sıkıntıya düşmemesi için bu kamuoyuna çok yansıtılmadı. Ancak öyle bir noktaya geldik ki; bu yılın başında karantina Türkiye’de üretilen tohumları artık yurtdışına gönderemiyordu. Çünkü bunu tanılayacak KİT yoktu.

Sizin bu sürecin içine dahil olmanızın hikayesi nedir?

Antalya’daki büyük bir tohum firması Meksika’ya tohum gönderecekti. Ancak TMV ile ToBRFV’ü ayırt edecek bir KİT yoktu. Tarım Bakanlığı bizden rica etti ve bu ayrımı yapacak bir KİT geliştirdik. Karantina, Mart ayından bu yana geliştirdiğimiz KİT’i kullanıyor. Bugüne kadar da maalesef birçok bulguya rastladık. Virüs başta Antalya olmak üzere Adana ve Mersin bölgesinde de etkili.

Bu konudaki çalışmanız hangi aşamada?

Bu virüs, bugüne kadar Amerika, Almanya, İtalya, Türkiye ve Ürdün’de bulundu. Bunlarda eradikasyonunu tamamlamamış sadece Ürdün ve Türkiye var. Tarım Bakanlığı ciddi olarak uğraşıyor ancak tam temizliğin ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Biz bu konuda bakanlığın yanındayız ve ihtiyaç duyulan her türlü çalışmayı yapmaya hazırız.

Virüsün ürüne etkisi nedir?

Virüsün ürüne etkisinde iki tane problem var. Birincisi TMV dediğimiz Tütün Mozaik Virüsü ile aynı. Eğer dayanıklılık geni yoksa üründe hemen değişim başlar ve kahverengi renk oluşur. Bu durum daha çok geleneksel yöntemlerle elde edilen tohumlarda ortaya çıkar. Ancak Antalya’daki ürünlerin büyük bölümünde dayanıklılık geni var ve bu gen hastalığın fark edilmesini geciktiriyor. Belli bir seviyeye gelip, ürün olgunlaşıp, olgunlaşma rengine dönüşeceğinde alacalanma, renk bozukluğu ortaya çıkıyor. Ve hiçbir pazar değeri olmayan ürünler ortaya çıkıyor.

Virüsün ortaya çıkması ürünü ve üreticiyi nasıl etkiliyor?

Hastalık ortaya çıktıktan sonra ortaya ciddi sorunlar çıkıyor. Birincisi; çiftçi hastalığı fark etmediği için tüm masraflarını yapmış oluyor. İkincisi; sezonu kaçırıyor. Üçüncüsü; satacakmış gibi masraf yapmasına rağmen ürününü satamıyor. Dördüncüsü de; virüs ciddi bir kirliliğe neden oluyor. Domatesi bağladığı ip, ürünü ektiği toprak ve kullandığı her şey, bir sonraki ürüne de bu hastalığı taşıyabiliyor. Daha tehlikelisi, üründe kullanılan bombus arısı da hastalığı taşıyor. Bu yüzden bütün dünya bu konuda ciddi uyarılarda bulunuyor.

Bu kadar yaygın bir hastalık, başka ürünleri de etkiliyor mu?

Dünya’daki sıkıntılardan bir tanesi de, herkes domatese odaklanmışken, biberde de benzer tehlike var. Maalesef biberde de bu virüs ciddi hasarlar veriyor. Çiftçimiz bu virüsü tanımadığı için daha önce bildiği Biber hafif benek virüsü var. Tohum kökenli, bununla karıştırıyor

Ekip olarak yaptığınız çalışmalarınız hangi aşamada?

Ekip olarak bu virüsün Dünya’daki DNA parmak izi haritasını çıkardık. Elimizde ciddi doneler var. Yayılışı konukçu dizisi ve en önemlisi mücadelesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor. En büyük verilerden bir tanesi, ülkemizde görülen virüsün Ürdün ile yüzde 99 akrabalık ilişkisi göstermesi. Yani bizim bu ülkedeki firmalarla yakın ilişkilerimiz var. Karantinaya eğitim verdik ve artık yasal yola ülkeye giren tüm tohumlarda bu hastalığı yakalayabiliyoruz.

Virüsle baş edebilmek için sizin yaptığınız bilimsel çalışmalar yeterli mi? Sektörün üzerine düşen görevler var mı?

Bütün tarım paydaşlarına büyük görevler düşüyor. Bu işten ekmek yiyen insanlar geleceğine dinamit koyuyor. Karantina dışı ülkeye giren, uçakta valizle, yurtdışından ceplerde gelen her ürün bu riski taşıyor. Eğer tarım paydaşları, karantinaya sokmadan tohum kullanmaya devam ederlerse, kontrol dışı tohum getirmeyi sürdürürse, kısa süre sonra Antalya’da dikim yapılacak bir merkez kalmayacak. Sorun bu kadar büyük ve ciddi. Çünkü virüs toprakta çok uzun süre kalabiliyor. Antalya’da Temmuz ve Ağustos aylarında domates ve biber ekilmediği halde bu virüsün o aylarda nasıl hayatta kaldığı ile ilgili çalışmalarımız var. Topraktaki bitki artıklarında kalıyor. Yabani otlarda kalıp kalmadığı ile ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Bir envanter çıkarabildiniz mi? Ülkemizde hastalığın bulaştığı ne kadar alan var?

Virüsü ilk olarak 2 ve 4 dekarlık iki ayrı alanda tespit ettik. Ülkemizde ne kadar alanda hastalığın olduğu ile ilgili Tarım Bakanlığı’nın bir çalışma yapması gerekiyor. Çünkü bakanlık her ilde, ilçede ve köyde örgütlenmiş durumda. Bakanlık bu konuda bir çalışma yaparsa, biz de elimizden gelen katkıyı sunar, gereken tedbirlerin alınması konusunda yardımcı oluruz. Bizim Türkiye geneli ile ilgili bir durum tespiti yapmamız mümkün değil. Çünkü Antalya’da üretilen bir tohum, Türkiye’nin her yerine satılıyor. Çünkü Antalya’da üretim yapan domates tohumu firması, Çanakkale’de oturak tarla domatesi satıyor, Bursa’daki sanayi tipi domatesin tohumu da Antalya’da üretiliyor.

Virüsle mücadele konusunda geç kalındığını düşünüyor musunuz?

Vatandaş ve AR-GE yapan firmalar, yeni çeşitlerinin bu hastalıktan korunduğuna emin olmalı. Karantinadan geçmeyen tohumlar, firmaların geleceğini olumsuz etkileyecektir. Çiftçi en son kullanıcı Antalya’da herkes hazır fide ile tarım yapıyor ve neyle karşılaştığının henüz farkında değil. Bu nedenle eğitimlerimize fide üretimi yapan tohum firmalarına eğitim vermeye başladık. Bu konuda geç kalındığı endişelerini şu anda yorumlamak zor. Tarım Bakanlığı gereken çalışmayı yapıyor, umarım en kısa sürede gereken önlemleri alır.

Bu konuda çiftçiye düşen sorumluluk var mı?

Çiftçiyi ilgilendiren konu şu; Aldığı tohumun virüslü olup olmadığı konusunda endişe taşıyorsa, Akdeniz Üniversitesi Tohumculuk ve Tarımsal Biyoteklonoji Merkezi yeniden canlandı. Bu teknikleri geliştiren biri olarak ekibimle burada bu tür testleri yapabiliyoruz. İsteyen çiftçiler merkezimizi ziyaret edip testlerini yaptırabilir. Ancak bu çiftçinin işi değil. Tarım Bakanlığı bu tohumları karantinaya aldı. Ülkeye giren her tohum karantinadan geçmek zorunda. Burada dikkat edilmesi gereken halka; tohum firmaları. Çiftçi artık tohumcularla muhatap olmuyor. Çünkü fidecilerden ürününü alıyor. Bu nedenle tohumculardan sonra fidecilere eğitim verdik. Ürün fideliklerden temiz gelmeli.

Virüs, bitkiye birçok yolla bulaşabiliyor Tohumla bulaşma oranı nedir?

Virüsün tohumla taşınma oranı binde 21. Yani 1000 tohumun 21’i virüslü. Bir dekara 2500-3500 adet bitki dikiyoruz. Bu en az 3 paket demek. 10 dönümlük bir alanda 30 paketlik ürün kullanıyoruz. Fideciler, alışkanlıkları nedeni ile bu testlere sıcak bakmayacaktır. Ancak Tarım Bakanlığı konu ile ciddi olarak ilgileniyor ve bunun önüne geçecektir.

Anlattıklarınızdan, tüm tohumların karantinadan çıktığını anlıyorum. Karantina yönetmeliği hastalıkla mücadele için yeterli mi?

Evet, şu anda Türkiye’nin ithal ettiği tüm domates tohumları karantinadan çıkıyor. Bakteri için 3 bin, virüs için Bin tohum örneklemesi alınıyor. Bazı ebeveyn hatlarda 200-300 tane geliyor. Yani örnek alımı için yeterli sayıda gelmiyor (özellikle Ana Baba Hatlarda). Burada karantina yönetmeliğinde değişikliğe gitmemiz veya bazı ürünleri gidip yerinde incelememiz gerekiyor.

15 Mart’tan bu yana çalışma yapıyorsunuz. Bu süreçte yaşadığınız zorluklar nelerdir?

Topladığımız raporlara göre virüs hızlı bir şekilde yayılıyor. Ya Antalya’yı ciddi anlamda karantinaya alıp tek tek lokasyonları inceleyerek, tohum firmalarının hepsini gözden geçireceğiz, bunu da gerekirse ücretsiz yapacağız. Ya da sonumuz İsrail gibi olacak. İsrail’de, iki virüs nedeni ile şu anda hiçbir tohum firması yok. Bu iki virüsten birisi şu anda ülkemizde tespit edildi. Umarım diğer virüse rastlamayız veya çok geç rastlarız. Virüslerle ilgili tedbirleri ne kadar çabuk alırsak, tarımın geleceğini o kadar çabuk kurtarmış oluruz. Süreyi uzattığımız sürece, hem tarım zora girecek, hem de yurtdışına tohum satmamız zorlaşacak. Her ürün için test, dezenfekte işlemi ve masraflar çıkacak. Gerekli çalışmalar yapılmazsa Türkiye tohumculuğu çok ciddi sıkıntılar yaşar.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: