Antalya
10.09.2019
A
GENEL , GÜNCEL
Uçansu'ya 'sansür' yalanlaması
Uçansu'ya 'sansür' yalanlaması

Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) sansürle yüzleşme çağrısının ardından yaptığı açıklamada 2014 yılında Altın Portakal'ı vuran sansür krizinden o yılın belgesel jürisini sorumlu tutan Hülya Uçansu'nun Cumhuriyet gazetesinde yer alan açıklamalarına, o yılın belgesel ön jürisi Ayşe Çetinbaş, Seray Genç ve Berke Baş'tan yalanlama geldi. 

Çetinbaş, Genç ve Baş'ın, Uçansu'ya cevap niteliğinde yaptıkları ortak açıklamada, "Beş yıl sonra yalan yanlış bir iddiayı bu biçimde dile getirmesi kendisinin de, festivalin eski yönetiminin de sansür kriziyle nasıl yüzleşemediğinin özetidir" denildi. Uçansu'nun "İlk sansür ön jüri tarafından Haluk Ünal’ın Küçük Kara Balıklar belgeseline uygulandı" sözlerinin de gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, "Ön jüri olarak bizlerin ne ‘Küçük Kara Balıklar’ yönetmenleriyle ne de film listesinde yer alan bir başka yönetmenle hiçbir görüşmemiz, temasımız olmadı" ifadelerine yer verildi.

 

UÇANSU NE DEMİŞTİ?

Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda, Reyan Tuvi’nin Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek filmiyle ilgili kararın bilgisi ve onayı dışında verildiğini belirten Uçansu, "Görevdeki bir danışman belgesel yarışmasındaki filmlerin hepsini avukata gönderme kararı alıyor. Belgesel ön jürisindeki üç belgeselci avukata gönderilen listeyi imzalayarak gönderiyor. Festivalin direktörü de tecrübesizliğinden maalesef bunu onaylıyor" ifadelerine yer vermiş;  "O sene ilk sansür ön jüri tarafından Haluk Ünal’ın Küçük Kara Balıklar belgeseline uygulandı" iddiasını ortaya atmıştı.

 

'FİLMLERİN LİSTESİ HARİÇ HİÇ BİR ŞEY BİZE AİT DEĞİL'

Çetinbaş, Genç ve Baş’ın, “Bizler, 2014 yılında, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde görev almış Ulusal Belgesel Film Yarışması ön jürisi olarak, son haftalarda sürdürülen tartışmalar ve 20 Ağustos 2019 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan Hülya Uçansu röportajında bizi doğrudan sansürcü olarak niteleyen ifadeler nedeniyle bir açıklama yapma zorunluluğu hissediyoruz” sözleriyle başlayan açıklamalarının bazı bölümleri şu şekilde:

"Bizler ön jüri olarak Ulusal Belgesel Film Yarışması’na başvuruları izleyip, bizden talep edildiği üzere 15 belgeseli seçtik ve festival komitesine bildirdik. Festival komitesinin seçilen belgesellerin listesini ıslak imzalı tutanak olarak talep etmesi üzerine 23 Eylül 2014 tarihinde festival ofisine giderek filmlerin nihai listesini teslim ettik. Orada festival komitesi tarafından tutulan tutanakta filmlerimizin listesi dışında yer alan hiçbir talep bize ait değildir. Filmlerin daha sonra avukatlara izletilmiş olması Hülya Uçansu’nun da röportajında aktardığı gibi tamamen festival yönetiminin tasarrufundadır."

 

'SANSÜRÜ KAMUOYUYLA PAYLAŞTIK'

"26 Eylül 2014 tarihinde ise festival komitesinden gelen bir e-posta ile listemizde yer alan Reyan Tuvi’nin yönetmenliğini yaptığı ve Gezi direnişini anlatan ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ belgeselinin yarışmadan çıkartılmış olduğunu öğrendik. Buna dayanak olarak da bir avukatın hazırladığı söz konusu belgesel için ‘5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 299. Maddelerine aykırı ifade ve içerik ihtiva ettiği’ gerekçesiyle ‘yarışmadan çıkartılmasına karar verilmiştir’ ifadelerinin yer aldığı bir mektup gösterilmişti. Anında bunun yanlış bir karar olduğunu, filmlerin avukatlar tarafından izlenip TCK’ya göre değerlendirilemeyeceğini, bu kararın sansür olduğunu ve yarışma filmlerinin listesi henüz basınla paylaşılmamışken bu yanlıştan dönülmesini beklediğimizi belirten bir cevap gönderdik. Sonrasında günlerce festival komitesiyle sayısız e-posta yazışması ve telefon görüşmesi yaptık. Ne yazık ki bir sonuç alamadık ve 30 Eylül 2014 tarihinde bu sansürü kamuoyuyla paylaştık. Festival komitesi ertesi gün yaptığı resmi açıklamayla sansürü reddetti. Festival yönetimi ne bu sansürle ne de filmleri avukatlara izletmiş olmakla ilgili hiçbir sorumluluk almadı. Hedef saptırılarak daha film listesini oluştururken ‘ilk sansürü’ ön jürinin yaptığı iddiaları ortaya atıldı. Gerek yönetmen Reyan Tuvi gerekse de ön jüri olarak bizler, ana akım medyadan sosyal medyaya kadar topyekün hedef gösterildik ve hakaretlere maruz kaldık."

 

'HİÇ BİR YÖNETMENLE GÖRÜŞMEMİZ OLMADI'

"Aradan beş yıl geçtikten sonra o dönem festival komitesinde yer alan Hülya Uçansu verdiği röportajda ‘ilk sansürün’ ön jüri tarafından ‘Küçük Kara Balıklar’ belgeseline uygulandığını iddia ediyor ve kaynak olarak yönetmen Haluk Ünal’ı işaret ediyor. Ön jüri olarak bizlerin ne ‘Küçük Kara Balıklar’ belgeseli yönetmenleriyle ne de film listesinde yer alan bir başka yönetmenle hiçbir görüşmemiz, temasımız olmadı. Sanatsal ifade özgürlüğünün ve bağımsız film üretmenin ne anlama geldiğini bilen insanlar olarak ne filmleri izlerken, ne de listemizin son halini oluştururken herhangi bir yönetmen veya ekibiyle iletişime geçmediğimiz gibi herhangi bir yönlendirmemiz de olmadı."

 

'SANSÜRLE YÜZLEŞEMEDİĞİNİN ÖZETİ'

Hülya Uçansu’nun bizi sansür yapmış olmakla itham etmeden önce bizlerden geç de olsa bilgi almasının üstlendiği sorumluluğun gereği olduğunu düşünüyoruz. Beş yıl sonra yalan yanlış bir iddiayı bu biçimde dile getirmesi kendisinin de, festivalin eski yönetiminin de sansür kriziyle nasıl yüzleşemediğinin özetidir. Bu sene yapılacak olan 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali için SİYAD’ın çağrısının dikkate alınmasını diliyoruz."   Mustafa KOÇ

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: