Antalya
09.09.2019
A

 

 

2019-2020 Eğitim Öğretim sezonunun ilk ders zili bu sabah çalıyor.

Kimin için çaldığını kısa süre sonra göreceğiz. Çocuğunun ihtiyaçlarına yetişemeyen veliler için mi, müfredatı sürekli değiştiği için allak bullak olan öğrenci için mi, süreli değişen müfredata uyum sağlamaya çalışan öğretmen için mi, anlayacağız.

Uzun yıllar sonra Milli Eğitim Bakanı, eğitim sektörünün içinden gelen bir isim. Doğal olarak beklentiler de büyük.

Her sezon başı olduğu gibi, kayıt paraları, yükselen masraflar ve eğitimin kronikleşen sorunları ile kapılar açılacak.

Gelişmiş ülkelerde ücretsiz olan eğitim, maalesef Türk insanı için büyük mali külfete neden oluyor.

Çocuklarını okula gönderecek anne ve babalar, öğretmenlerin gönderdiği ve bir türlü sona ermeyen listelerdeki ihtiyaçları tamamlayabilmek için kırtasiyeler ve AVM’ler arasında mekik dokuyacak yine.

Çanta, ayakkabı, forma, kitap, defter, kalem gibi sonu gelmeyen ihtiyaçlar, birçok aileyi şimdiden kara kara düşündürüyor.

Kayıt parası sıkıntısı, son yıllarda gazetelerde haber değeri bile görmüyordu. Çünkü çok sıradan bir olay haline geldi. Her Milli eğitim bakanı gibi, mevcut bakan da, kayıt yapasının alınmayacağını açıkladı. Ancak her yıl olduğu gibi, okul yönetiminin almadığı parayı, okul aile birlikleri toplayacak yine.

Resmiyette yasak olan ancak bir türlü uygulanmayan bu yasak, çeşitli kılıflarla karşımıza çıkacak. Çocuğunu başka bir sınıfa veya öğretmene vermek isteyen velilerden, çeşitli bahanelerle istenen bu paraların da sonu gelmeyecek.

Milli eğitim müdürlükleri, “Para isteyen okulu bize bildirin, hadlerini bildirelim” mealindeki açıklamaları yaparken, okul aile birlikleri, “Bu parayı almazsak, okul temizlenmez, ısıtılmaz” bahaneleri ile karşımıza çıkacak.

Tüm bunlar olurken; okul aile birliği kanalıyla parayı isteyen okul yönetimi mi suçlu, yoksa o idareciyi o parayı istemeye mecbur bırakan eğitim sisteminin mi suçlu olduğunu yine tartışmayacağız.

Aslında sorun da, uygulama da çok net: Sistem, okul idarecilerini para bulmaya zorluyor.

Kışın soğuğunda, yazın sıcağında klimasız sınıfta eğitim verilemeyeceğine göre…

Ödenek yokluğu nedeni ile pislik götüren okulda, eğitim ve öğretim yapılamayacağına göre…

Okul idarecileri ya ceplerinden bu masrafı karşılayacak, ya da yasalardaki açıklardan yararlanarak ihtiyaçları giderecek.

Devlet, okul müdürlerinin velilerden para istemesini yasakladı. İyi de yaptı.
Ancak okul aile birliği kanalıyla aynı paranın dolaylı yönden toplanmasının da önünü açtı.

Tüm bunların önüne geçilmesinin tek bir yolu var: Milli eğitim müdürlükleri ve yerel yönetimlerin ortaklaşa çalışması sonucu, okulların ve sınıfların medeni insanların eğitim alabileceği birer mekan haline getirmek.

Yoksa sadece öğretmene maaş ödemekle eğitim sisteminin sorunları çözülmüyor.

Eğitim sisteminde son yıllarda iyiye gidiş olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Ancak eğitim, sağlık ile birlikte bir ülkenin iki ana damarıdır. Tıkanamaz, sekteye uğrayamaz ve siyasete alet edilemez, kalitesi parayla ölçülemez.

Son yıllarda dönüşüm içinde olan eğitimde özel okul sayısı her geçen gün artıyor. Bu artışın kontrollü olmadığı ve birkaç yıl içinde büyük okulların batabileceği, öğretmen ve öğrencilerin mağdur olabileceği endişesi taşınıyor. Umarım endişeler yersiz kalır, ancak sektör içindeki insanların önemli bir bölümü bu tehlikeye işaret ediyorsa, gündeme getirme görevimizi yerine getirelim.

 Çünkü eğitim hafife alınacak, ertelenecek bir sektör değil.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok