Antalya
02.09.2019
A
RÖPORTAJ
Subaşı sessizliğini bozdu
Subaşı sessizliğini bozdu

İYİ Parti'deki parti içi tartışmalar medyaya yansıyor. Tartışmalarda adı geçen isimlerden biri de İYİ Parti'ye DYP – DP cephesinden katılan Antalya Milletvekili Hasan Subaşı. Tartışmalarda sessiz kalmakla suçlanan Subaşı'nın adı zaman zaman Ali Babacan - Abdullah Gül -  Ahmet Davutoğlu isimleriyle de birlikte anılıyor. Subaşı'yla gündemdeki bu konu ve sorunları konuştuk

Röportaj: Mustafa KOÇ

 

Sessizliği konusunda, "Parti içi tartışmalara benim dahil olmam tartışmaları büyütür. Beni taraf konumuna sokar. Oysa ben, 'partiliyim' diyen herkesin ve partimin tarafındayım" diyen Subaşı, "Yeni kurulmuş bir parti olmanın bazı sıkıntılarını yaşıyoruz. Bir amaç etrafında birleşmek ve kurumsallaşmak kısa zamanda olmuyor. Zamana ve herkesi kucaklamaya ihtiyaç var" diye konuştu.

 

"Bazı tutucu kişilerin, 'Bu partiyi biz kurduk, bizimdir' anlayışına sahip olabileceğini" belirten Subaşı, "Parti'nin hiziplere ayrılmasını engellemek gerekir. 'Küçük olsun bizim olsun' derken partiler yok olup gitmiştir. Bugün kurumsal kimliğini oluşturmuş, şeffaf, denetlenebilir,  dürüst çizgide, güvenilir partilere ihtiyaç var. Bu anlayışın dışında hareket etmek partinin güvenilirliğini yıpratır" ifadelerine yer verdi.

 

Subaşı, 'Üniversitede görev yapan bir öğretim üyesinin İl Başkanı ve bazı parti yetkilileri üzerinde etkili olduğu iddialarıyla ilgili,'tartışmaların nedeni bu olabilir mi?' şeklindeki sorumuza,  "Büyük ölçüde 'budur' diye düşünüyorum. Eğer, olayların iç yüzü böyle değilse izah edilmelidir ya da hata yapılmış ve hatadan dönülmüşse hiç değilse anlatılmalıdır" cevabını verdi. 

 

Ali Babacan ve Abdullah Gül'ün kurma hazırlığında olduğu parti ile ilgili bir temasının olmadığını belirten Subaşı, Babacan ve Davutoğlu'nun çıkışı için, "Ak Parti güçlü bir iktidar partisidir. Aynı zamanda sisteminde tek sesli otoriter bir yönetim biçimi vardır. Böyle partide önemli görevler almış kişiler farklı şeyler söylüyor ve korku çemberini kırıyorsa, onları cesaretlendirmek ve teşvik etmek gerekir" dedi.   

 

Uzun süre siyasete mesafeli durdunuz. Yeniden siyaset dediniz. Siyasetin doğasından ayrılmak zor diyebilir miyiz?

 

Uzun yıllar merkez sağda demokrat kimlikle siyaset yaptım; bu çizginin dışına çıkamadım. Siyaset dışında rahatlıkla kalabilirim, siyaset bağımlısı değilim.

 

Farklı partilerden uzun yıllar çağrı aldınız, olumlu yanıt vermediniz. Neden İYİ Parti?

 

İYİ Parti Merkez ve demokrat bir tarifle ortaya çıktı. Son yıllarda arayış içine giren toplum için böyle bir parti çok gerekli ve önemliydi. Sayın genel başkana aktif siyasetin dışında olduğumu ancak yardımcı olacağım sözünü vermiştim. Sonrasında ise çok önem verdiğim, demokrat siyaset kulvarında gerekli ve zorunlu gördüğüm merkez partiye daha çok katkı vermek gerektiğine inandım. Bu konuda Antalyalılardan da teşvik gördüm. Antalya seçmeni için merkez sağ görüntüsünün önemli olduğunu düşünüyorum.

 

İYİ Parti'yi diğerlerinden farklı kılan neydi?

 

CHP’nin hükümete karşı muhalefeti uzun yıllar yeterli olamayacak görüntüsü verdi. Oysa  merkez sol bir partinin yanında merkezde sağ bir partinin olması, bu iki partinin işbirliği hem Türkiye'deki demokratik iklimi geliştirebilir, hem de iktidara karşı  önemli bir alternatif teşkil edebilirdi. Bunun için İYİ Parti önemliydi. Nitekim hem genel seçimde, hem de Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde bunun sonucunu gördük.

 

Siyasi partilerde merkezde olduğu gibi il ve ilçelerde de iç çekişmelerin arttığını görüyoruz. İYİ Parti’de Antalya'da da yoğun tartışma yaşanıyor ve siz de bu konuda sessiz kalıyorsunuz?

 

Parti içi tartışmalara benim dâhil olmam tartışmaları büyütür. Beni taraf konumuna sokar Oysa ben, partiliyim diyen herkesin ve partimin tarafındayım. Küskünleri parti içinde tutma gayreti içinde olurum. Ayrıca yeni kurulmuş bir parti olmanın bazı sıkıntılarını yaşıyoruz.

İYİ Parti ülkücü ağırlıklı kurulmuş bir partidir. Merkez sağda, demokrat ve sosyal demokrat kesimden katılım sağlamış bir partiyiz. Bir amaç etrafında birleşmek ve kurumsallaşmak kısa zamanda olmuyor. Zamana ve herkesi kucaklamaya ihtiyaç var. Benim tecrübem de bir siyasetçi olarak bu noktada yararlı olabilir. Onun için Parti'nin hiziplere ayrılmasını engellemek gerekir. Bazı tutucu kişiler, “Bu partiyi biz kurduk, bizimdir” anlayışına sahip olabilir. Siyaset yaptığımız dönemlerde de benzer hareketlerle karşılaştık. “Küçük olsun bizim olsun” derken partiler yok olup gitmiştir. Bugün ise kurumsal kimliğini oluşturmuş, şeffaf, denetlenebilir,  dürüst çizgide, güvenilir partilere ihtiyaç var. Bu anlayışın dışında hareket etmek partinin güvenilirliğini yıpratır.

 

Gazetelerde sıkça "Üniversitede görev yapan bir öğretim üyesi"nden bahsediliyor. Bu kişinin İl Başkanı ile bazı parti yetkilileri üzerinde etkisi olduğundan söz ediliyor, "Partiyi dışarıdan ülkücü olduğunu iddia eden kişiler yönetiyor” deniliyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

 

Dışarıdan siyaseti yönetmeye talip kişiler hep olmuştur, ancak sorun daha çok onları dikkate alan ve yönetilen kişilerdedir. Çünkü parti için görev alan bir kişi veya kişiler; tüm partinin, partililerin, hatta kamunun çıkarlarını gözetmek zorundadır. Ancak yetkili üst kurullardan talimat alabilirler, kararlarını da yönetimleri ile tartışarak paylaşarak almalıdırlar. Eğer kendi kurdukları parti yönetimleri ve parti divanlarını yok sayarak talimat ya da istişare ile yön bulmaya çalışıyorlarsa, başarılı olmak, ekip olmak mümkün olamaz. Aksi halde çekişme, çatışma ve kopmalar olabilir.

 

Antalya'daki tartışmaların nedeni bu olabilir mi?

 

Büyük ölçüde “budur” diye düşünüyorum. Eğer, olayların iç yüzü böyle değilse izah edilmelidir ya da hata yapılmış ve hatadan dönülmüşse hiç değilse anlatılmalıdır. Sonuç olarak sorumluluk alanlar yönetimleri ve yetkili kurullarıyla tartışmalı, tüzüğe uygun toplanmalı ve kararlar almalıdır. Hiç toplantı yapılmıyorsa bir amaç etrafında birleşip güçlü bir ekip haline gelemezler, böylesi bir durum hizipler oluşmasına ve kavgalara neden olur. Kırgın ve küskünler yaratılmış olur. Zayıf yönetimlerin tekrar yönetimi almak için uyguladığı bu taktikler geçmişte partilerin sonunu getirmiştir. Onun için artık halkın beklentisi, halka açık şeffaf ve güvenilir partilerdir. Biz bu aşamada hep birlikte bu güveni tesis etmeli, birlik-beraberlik içinde çalışmalıyız.

 

Ali Babacan ve Abdullah Gül'ün kurma hazırlığındaki parti ile temasınız oldu mu? O partiyi nasıl değerlendirirsiniz?

 

Hiç temasım olmadı... Ama tüm siyasetçilerle medeni ve beşeri ilişkilerim vardır ve bunu savunurum. Ancak ilişki siyasi diyalog boyutunda olacaksa mensubu olduğum partinin genel başkanına ön bilgi sunar öyle görüşürüm.

 

"Ön bilgi verip diyalog kurmak"la neyi kastediyorsunuz?

 

Bir yerel seçim geçirdik. İşbirliği için CHP ile yapılan görüşmelerin başlangıcında bilgi vermiştim. CHP genel başkan yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı ile başlangıçta görüşmeler yapmıştık. Yine Anayasa görüşmeleri için diyalog beklentilerine karşılık İbrahim Kaboğlu hocadan gelen teklif konusunda genel başkana bilgi sunmuştum.

 

Babacan ve Davutoğlu'nun çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ak Parti güçlü bir iktidar partisidir. Aynı zamanda sisteminde tek sesli otoriter bir yönetim biçimi vardır. Böyle partide önemli görevler almış kişiler farklı şeyler söylüyor ve korku çemberini kırıyorsa, onları “aynısınız” deyip suçlamak yerine, cesaretlendirmek ve teşvik etmek gerekir. Türkiye her cephede korku iklimimden kurtulmak, nitelikli bir demokrasiye ulaşmak zorundadır.

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: