Antalya
22.08.2019
A
RÖPORTAJ , TARIM
Gübre firmaları denetim istiyor
Gübre firmaları denetim istiyor

SETO A.Ş. Genel Müdürü Hasan Ali Gönen, gübre sektöründe firma sayısının çokluğu ve denetimin yetersizliği nedeni ile büyük sorunlar yaşandığını belirterek, “Ürünlerin kalitesi düştüğü için ihraç edilen ürünler geri dönüyor. Ayrıca vadeler 1 yıla kadar çıkıyor. Önlem alınmazsa 5-10 yıl içinde firmaların yarısı batar” dedi

Röportaj: Hasan YAVAŞLAR

SETO Sebze Tohumları Gübre Üretim ve Sanayi Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Hasan Ali Gönen, sektördeki gübre üreticisi sayısının fazlalığı nedeni ile kalitede düşüş yaşandığını söyledi. Türkiye’deki 1400 üreticinin 250’sinin Antalya’da olduğunu söyleyen Gönen, “Rekabet inanılmaz seviyede ve vadeler 1 yıla kadar çıkıyor. Önlem alınmazsa 5-10 yıl sonra firmaların yarısı batar. GTS’ye uyup işini düzgün yapan firmalar adeta cezalandırılıyor” dedi. Türk tarımının en önemli sorunlarından birisinin de tarım arazilerin küçük olması olduğunu belirten Gönen, “Avrupa’da 100 dekara patates, 1200 dekara soğan eken çiftçiler biliyorum. Türkiye’de arazi toplulaştırma çalışmaları var ama yetersiz” ifadelerini kullandı.

---

Hasan Ali Bey, sizi ve şirketinizi kısaca tanıtır mısınız?

SETO, 1982 yılında kurulmuş bir firma. İlk olarak tohum sektörüyle faaliyetlerine başladı. Daha sonra iki firmanın birleşmesi ile gübre sektörüne girdik. 30 yıllık ziraat mühendisiyim ve 25 yıldır bu şirkette genel müdür olarak görev yapıyorum.

Gübre üreticilerinin başlıca sorunları nedir?

Bugün geldiğimiz noktada bana göre sektörün en büyük sorunlarından birisi; Tarım Bakanlığı kayıtlarına göre Türkiye’de 1400 tane gübre üreticisi var, bunların 250 tanesi Antalya’da. Sektör gün geçtikçe kaliteden uzaklaşıyor. Kaliteden uzaklaşırken birçok problemi de beraberinde getiriyor. Rekabet inanılmaz seviyelerde olduğu için vadeler çok uzun süreleri kapsıyor. Bir firmada çalışan 3 eleman yeni bir şirket kuruyor. Bu kısır döngü beraberinde çok ciddi problemle getiriyor.

Tarım sektörünün genel sorunlarına bakarsak neler söylersiniz?

Sektörün en önemli sorunlardan birisi finansman. Bu kadar uzun vadede satış yapılan sektörde finansman sağlamak çok zor. Bu durum karlılığımızı etkiliyor. Son yıllarda döviz kurunun hızlı artışı ve haksız rekabet bize ciddi kayıplar yaşatıyor. Döviz kurunun durumu nedeni ile ciddi zararlarımız oluyor. 240, hatta 300 günlük vadeleri 120 güne kadar düşürmüştük. Son birkaç ayda yaptığımız araştırmalarda vadelerin yine 8-10 aya kadar çıktığını görüyoruz. Bunun bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

Vadelerin bu uzunlukta devam etmesi halinde, şirket olarak nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?

Şirket olarak bu vadelerle devam edersek, hangi kar marjıyla satarsak satalım işimiz zor. Çünkü 1 yıl vade verdiğimiz bayiyi, 1 yıl sonra yerinde bulup bulamayacağımızın garantisi yok. Böle devam ederse 5-10 yıl içinde gübre sektörünün yarısından fazlası batacaktır. İl müdürlüğü gerekli denetimleri yaptıklarını söylüyor ancak sürekli sahte gübre bulunuyor.

Gübre Takip Sistemi sizin için sorun mu?

Evet, gübre sektörünün bir başka problemi Gübre Takip Sistemi (GTS). Bakanlık, sistemi bize zorla uygulatıyor. Ancak sistemin aksaklıkları ve zararları var. Hala GTS’ye bağlı olup da sistemi kullanmayan fabrikalar, üreticiler ve bayiler var. Başından itibaren itiraz ettiğimiz konu buydu. Doğu’daki bir ilde bayiler denetlense birçok firmanın bu sisteme uymadığı ortaya çıkar. Antalya’da bile GTS’siz ürünler hala satılıyor. Biz işimizi dürüst yapmaya çalıştığımız için adeta cezalandırılıyoruz.

GTS’ye uygun çalışmak size ne gibi ek maliyetler getiriyor?

Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikamda çevre mühendisi, iş güvenliği uzmanı, doktor, makine mühendisi, elektrik mühendisi bulundurmak zorundayım. Hiçbir şey satmasam bile bu ödemeleri yapmak zorundayım. Sisteme uymayanlar ise bu masraflardan tasarruf etmiş oluyor. Devletin getirdiği sistem, iyi denetlenmediği için haksız bir rekabet ortamı doğuruyor. Bayi kontrolleri yavaş yavaş başladı, sonuçlarını henüz görmedik. GTS’ye ödediğimiz paraları, çiftçiye yansıtmak zorunda kalacağız, çünkü bunlar maliyet. Sistemin benim şirketime maliyeti yaklaşık 100 Bin TL. Bunu çiftçiye yansıtmazsak ayakta kalma şansımız kalmıyor.

Çok sayıda gübre üreticisi olduğundan bahsettiniz. Bu durumun sektöre zararı nedir?

İhracat yapıyoruz. Burada da bir ürünle ilgili bir fiyat veriyoruz. Bizim çok çok altımızda fiyatlara mal satılıyor ve gittiği ülkede sıkıntı çıktığı için ürün geri geliyor. Devletin ve gümrüklerin bu konuda sıkı çalışması gerekiyor. Yoksa bizim ürünlerimizin İtalyan ve İspanyol ürünlerinden farkı yok. Sadece benim firmam değil, tüm sektör kaliteli ürünler üretiyor. Ancak ihracat yaparken kötüleri ayıklamamız gerekiyor. Bunu yaparsak çok ciddi ihracat rakamlarına ulaşabiliriz. Bakanlıkta bu konu ile ilgili görüşmeler yaptık. Avrupalı bir firma ile rekabet etmek çok kolay. Ancak içimizdeki sıkıntılı firmalarla mücadele etmek çok zor ve sıkıntılı.

Firma olarak çok sayıda ülkeye ihracat yaptığınızı biliyoruz. Hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Firma olarak 11 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ukrayna, Romanya, Makedonya, Pakistan, Mısır, Umman, Lübnan ve Suudi Arabistan’a ürün gönderiyoruz. Özellikle suda eriyen gübre konusunda çok iddialıyız. Sıvı gübrede ihracata yeni başladık. Sektörde hızlı bir büyüme var ve ihracatımızı daha da artırmak istiyoruz. Döviz kurundan korunmamızın yegane yolu ihracat. Cezayir ile ihracat konusunda anlaştık ve ürün göndermeye başladık. Ürünlerimizin yüzde 18’i ihracat gidiyor.

İhracat yaptığınız ülkeler ile Türkiye arasındaki gerilim sizi nasıl etkiliyor?

Ürünlerimiz ile ilgili yurtdışında tescil almak kolay değil. Bazı ülkelerde 6 ay, hatta 9 ay uğraştıktan sonra tescil alabiliyoruz. Mısır, çok büyük bir pazar. Ciddi potansiyeli var. Aynı şekilde Suriye ve Irak’ta ciddi pazar var. Siyasi olarak sorunlarımızı çözebilirsek bu ülkelere ciddi ihracat yapabiliriz. Bugün Suudi Arabistan’a yumurta bile satamıyoruz. Yumurta satamadığımız bir ülkeye gübre satmamız kolay olmuyor. Önümüzdeki hafta Arabistan’a mal göndereceğiz ve çok tedirginiz. Bu siyasi problemleri bir an önce çözmeliyiz.

İç piyasada durumunuz nedir?

İç piyasada yapabileceklerimiz belli. Ürünlerimiz tanınıyor ve hedeflediğimiz rakamlara ulaşabiliyoruz. İhracatta ise daha iyi olma şansımız var. Türkiye’de üretim alanları büyüdükçe bize olan ihtiyaç artıyor. Bir elemanımız sürekli Korkuteli, Elmalı ve Burdur Söğüt’te sahada aktif çalışıyor.

Sürekli yurtdışına gidiyorsunuz. Türk firmalarını, Dünya tarımının neresinde görüyorsunuz?

Avrupa ve Rusya ülkelerine daha sık gidiyorum. Türkiye’de ihracat yapmak çok zor değil. Müşteri bulup o ülkede elemanınız varsa, bağlantılarınız iyiyse rahat mal satabiliyorsunuz. Şu anda Hazine desteği ile ihracat yapılıyor. Önemli olan o ülkelerdeki potansiyeli araştırıp, diğer ülkelerden gelen firmalarla doğru rekabet etmek gerekiyor. Türk firmalarının Avrupalılardan hiçbir farkı yok.

Son yıllarda tarım fuarları ciddi ivme kazandı. YÖREX ve Growtech bunlara en iyi örnekler. Fuarların sektöre etkisi nasıl oldu.

Geçmişte müşterileri fuarlarda buluyorduk. Şimdi ülke ülke gezerek buluyoruz. Devlet desteği ile o ülkelere gidip, hedef kitlelerle bire bir temas kurarak müşteri buluyoruz. Organize Sanayi’deki her firmada dış ticaret birimi var. Bundan 7-8 yıl önce sadece fuarda tanıştığımız insanlarla mail yoluyla irtibat kurabiliyorduk. Şimdi dış ticaret birimlerinde iyi dil bilen, yurtdışına çıkabilen elemanlarımız var. Organize Sanayi Bölgesi olarak dış ticaret birimi kurduk. Bu birim ile tüm firmalara destek sağlıyoruz. Firmalar adına ülkelerde araştırma yapıp doğru adresleri buluyoruz.

Arazi toplulaştırma çalışmalarını yeterli görüyor musunuz?

Bizde miras hukuku nedeni ile küçük alanlarda tarım yapılıyor. Ukrayna’da 800 dekar havuç, 1200 dekar soğan, 1000 dekar patates yapan, 4 bin dekar bal kabağı üreten insanlar gördüm. Bizde alanlar çok küçük. Parçalı üretim ile daha fazla ileriye gidebilme şansımız yok. Arazileri birleştiremeyeceğimize göre, mevcut duruma göre formül üretmeliyiz. Ziraat Bankası ciddi sera kredisi veriyor. Bana göre 20 Bin metrekarenin altındaki seraya kredi verilmemeli. Mevcut seralarımızın hepsini modernize etmeliyiz. Türkiye’de 600 dekarlık, Bin dekarlık meyve bahçeleri var. Bursa’daki büyük bir bahçenin başında Brezilyalı ziraat mühendisi var. Adana’daki bahçelerde yabancılar görev yapıyor. Büyük işletmeler para kazanabilir. Bizim bir an önce dağınıklıktan kurtulmalı.

Kimyasal gübrelerin toprağa zarar verdiği algısı hakim. Bu görüşe katılıyor musunuz?

Kimyasal gübrelerin toprağa zarar verdiği algısı var. Rusya’dan dönen ürünlerde hiç gübre kalıntısı yok, ilaç kalıntısı çıkıyor. Gübrenin toprağa zararı olabilir. Nitrat birikim olabilir. Ancak amonyum nitrat kullanımı yasaklandı. Bunu söyleyenlerin haklı olduğu nokta; topraklarımızın kireç miktarı fazla olduğu için birikim fazla olabilir. Biz hiçbir zaman bu konu ile ilgili araştırma sonucu göremedik. Tamamen duyum üzerine yorumlar yapılıyor. Gübrenin çok fazla kullanılmasından dolayı zarar varsa, bunu görmemiz lazım.

Bilinçsiz yapılan veya kullanılan gübrelerin toprağa zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

Benim en fazla itiraz ettiğim konu; suda erir gübre üretirken geçmişte potasyum nitrat ve potasyum sülfatın dışında bir şey kullanılmıyordu. Bugün potasyum klorür kullanılıyor. Bunun toprağa ciddi zararları olabilir. Bu konuda bakanlığa uyarımız yaptık ve izin verilmemesi gerektiğini söyledik. Ancak bugüne kadar başarılı olamadık. Potasyum klorür açık sahada kullanılabilir ancak seralarda kesinlikle kullanılmamalı.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: