Antalya
29.07.2019
A
RÖPORTAJ
İlave TV gerçeği
İlave TV gerçeği

31 Mart yerel seçimlerinden önce 62 ilde sokak röportajları yapan ve bu illerden 59’unun sonucunu oranlarıyla bilen Youtube kanalı İlave TV’nin sahibi Antalyalı Arif Kocabıyık, seçim sürecini ve gözlemlerini anlattı

RÖPORTAJ: Hasan YAVAŞLAR

İSTİKLAL MARŞI İLE BAŞLADI

Koyu bir Antalyaspor taraftarı olduğunu belirten İlave TV sahibi Arif Kocabıyık, kanalının ismi olan ‘ilave’nin, tribün dilinde ‘yancı’ anlamına geldiğini ve vatandaşın sohbete ve eğlenceye ilave olmaları için bu ismi kullandıklarını söyledi. Kanallarının 12 Mart 2018 tarihinde açıldığını belirten Arif Kocabıyık, “İstiklal Marşı’nın kabulünün yıldönümünde, bu marş tartışılıyor, bestesi değiştiriliyordu. Vatandaşın İstiklal Marşı’na olan duyarlılığını ölçmek için yayına başladık. İstiklal Marşı’nın ilk mısrasını ben okudum, devamını vatandaşlarımızın getirmesini istedik. Ardından marşın yazarını sorduk ve ‘Atatürk, Tevfik Fikret’ gibi cevaplar aldık” dedi.

KESİNTİSİZ, MONTAJSIZ, DUBLAJSIZ

İstiklal Marşı’ndan sonra ekonomideki çalkantılı dönem ve erken seçim tartışmaları ile ilgili sokak röportajlarına başladığını belirten Kocabıyık, “Lise mezunuyum ve gazeteci değilim. Ancak tarafsız yayın organı az olduğu için vatandaşın doğal, kesintisiz, montajsız ve dublajsız sesini duyurmak istedik. Antalya kanalıyız ancak tüm Türkiye’yi geziyoruz. Çünkü takipçilerimizin yüzde 32’si yurtdışından. Japonya’dan dahi İstanbul seçimlerinin sonuçlarını merak edip, tahminizi soran takipçilerimiz vardı” diye konuştu.

 

Arif Kocabıyık, İlave TV’nin abone sayısı nedir?

Şu anda 247 Bin abonem var ve ulusal medyaya katılmam için teklifler geliyor. Ancak ulusal medyaya katılırsam bu özgürlüğümü kaybedeceğimi biliyorum. O nedenle o tekliflere sıcak bakmıyorum. Bizde sansür, kurgu yok. Bu ortamı hiçbir kanalda bulamam. Benim röportajlarımda her partiden insan konuşabiliyor. Böyle devam etmeyi düşünüyorum.

Zaman zaman gözaltına alındığın haberlerini okuyoruz. Açılan davalar hangi aşamada?

28 Eylül’de sabah gözaltına alındım, akşam bırakıldım. Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve nefrete teşvik etmekten yargılanıyorum. Şu anda o mahkemeden yurtdışına çıkış yasağım var. Sonra bir dava daha açıldı. Röportajlarımda söylenen sözler nedeni ile açılan dava Eylül ayına ertelendi. Ancak ben doğruları söylemekten, insanların sesleri duyurmaktan vazgeçmeyeceğim.

Röportajlarında, devlet büyüklerine hakarete izin veriyor musun?

Biz hiçbir devlet büyüğüne hakaret etmedik. Hakaret eden insanların röportajlarını yayınlamadık. Hiçbir terör örgütü propagandası yapmadık. Ben devletçi biriyim ve devletimin çıkarları için bu işi yapıyorum. Ne Cumhurbaşkanı’na ne milletvekillerine küfür ettirmem. Sorulamayan soruları sorduğumuz için açılan davalar bunlar. Mesela sarayın günlük maliyetini soruyoruz ve insanlar haram olsun diyor. Bu hakaret olarak algılanıyor.

31 Mart seçimlerinde en çok konuşulan isimler arasında yer aldın. O süreç nasıl başladı?

31 Mart öncesi ilk olarak Ekrem İmamoğlu ile İstanbul’da röportaj yaptık. Ardından il il dolaştık. Kasım ve Mart ayları arasında 62 il dolaştık. 5 aylık sürede Marmara, Ege, Karadeniz ve Güneydoğu’da illeri gezdik. Giresun ve Bursa’da çok küçük farklarla yanıldık, Tunceli’nin başa baş olduğunu söyledik ama HDP’nin kılpayı önde olduğunu söyledik. . Diğer 59 ilde seçim sonuçlarını bildik. Anket çalışması gibi bir sokak röportajı oldu.

İstanbul’da yenilenen seçimler öncesi de çalışma yaptığınızı biliyoruz. Yenilenen seçimden önceki gözlemlerin ne oldu?

23 Haziran öncesi İstanbul’da çalıştık. 7-25 Haziran tarihlerinde AK Parti’nin kazandığı ilçelerde röportaj yaptık. Sadece CHP’nin aldığı Bakırköy ilçesine gittik. Daha önceki çalışmalara bakarak, yüzde 53 ile İmamoğlu’nun kazanacağını tahmin ettik, 54 ile aldı. Aynı şekilde Antalya için de Muhittin Böcek’in yüzde 53 ile kazanacağını tahmin etmiştik. Antalya seçimleri için kırılmanın çok fazla olduğunu gördük. Daha önce AK Parti’ye oy veren ancak bu kez vermeyeceğini söyleyen çok insan gördük. Aynı şekilde Bolu’da Tanju Özcan’a yüzde 53 ile seçimi kazanacağını söyledik, kendisi bu kadar farkın olmayacağını söyledi. Sonuçlar açıklanınca bizim tahminimiz doğru çıktı ve Tanju Öncen tebrik için aradı.

Bu işleri anket firmaları yapıyordu. Onların inandırıcılığı mı azaldı?

Birçok anket şirketi var ve yaptıkları anketler çok farklı çıkıyor. Biz onlardan farklı olarak kurgu yapmıyoruz ve bir aday lehine çalışmıyoruz. Mesela Adana’da bir anket firması, yüzde 7 fark ile Hüseyin Sözlü’nün önde olduğunu açıkladı, adam yüzde 9’la kaybetti. Algı politikası ile gittikleri için yaptıkları anket sonuçları böyle çıkıyor.

Nasıl bir çalışma yaparak, anket firmalarının bilemediği sonuçları tahmin ediyorsun?

Şehir merkezlerinde yaptığımız araştırmalar doğru sonuç veriyor. Antalya’da yapacağım bir araştırma için Lara’ya veya Konyaaltı’na gitsem doğru sonuç alamam. Ancak Kapalıyol’da yaptığım çalışmada doğru sonuca ulaşıyorum. Aynı şekilde Ankara’da Kızılay’a, İstabul’da İstiklal Caddesi’ne gidince doğru sonuca ulaşıyorum. Çünkü toplumun her kesiminden insan mutlaka bu noktalara ulaşıyor. Teknoloji gelişiyor ve anket şirketlerin güvenirliği her geçen seçimde daha da azalıyor. Son seçimlerde sadece bir anket firması ile bizim kanalımız doğru sonuçlara ulaştı.

62 şehir gezdiğini söyledin. Gözlemlerine göre toplumun genel durumu nedir?

Sürekli toplumun içindeyim. Ben Antalyalıyım ve diğer şehirlerde Antalyalılar için daha elit ve kültürlü insanlar gözüyle bakılır. Ancak işin içine girince böyle olmadığını anladım. İşin vahimi, Anadolu’nun birçok şehrine gittiğim zaman Antalyalı insanların kısmen daha iyi olduğunu gördüm. Dev otomotiv firmalarının Türk firması olduğunu, elektrik ve su paralarını devletin ödediğine inananlara kadar insanın inanmakta zorlandığı cevaplar alıyorum.

Toplumdaki kutuplaşmadan mı bahsediyorsun?

Aslında bugünkü 25’li yaşlardan çok umutluyum ancak 15-18 yaş arası tamamen AK Parti’nin olduğu dönemde doğmuş ve başka parti bilmedikleri için sabit fikirliler. Eğitimden, bilimden ve sanattan uzaklaştırılmışlar. Hiçbir kültürel faaliyete katılmıyorlar, tek etkinlikleri cafelerde nargile içmek. Bir de 65 yaş üzeri efsane bir jenerasyon var. Bu kesimin yüzde 80’i sorgulayıp araştırmadan inanıyor. Ekrem İmamoğlu’nun Rum olduğuna inanan insanlar tanıdım. Bunlar zamanla aşılacaktır ancak en az 10 yılımızı alacak.

Suriyeliler ile ilgili bir röportajın var. O röportaj fikri nasıl doğdu ve nasıl tepkiler aldın?

Suriyeliler konusu çok gündemdeydi. Toplumun büyük bölümü, Suriyelilerin kalmasından yanaydı ve çoğunluk Suriyelileri evlerinde misafir edebileceklerini söylüyordu. Bunu kameralar önünde sormak istedik. İnsanlar önce kabul etti, ancak yanımızdaki bir arkadaşın Suriyeli olduğunu ve kalacak yerinin olmadığını söyleyince kimse evine kabul etmedi.

Basındaki ülke gündemi ile senin röportajlarındaki gündem çok faklı oluyor. Basın ve sosyal medya nereye gidiyor?

Basın böyle devam ederse, sosyal medya da böyle gelişmeye devam ederse basının rolü daha da azalır.  Ancak AK Parti iktidarının çökmesi ile birlikte en büyük değişim o medya kesiminde olur. Çünkü rüzgar nereden eserse o yöne savrulan bir yapıları var. Yarın başka bir parti başa gelir ve ona tabi olurlar. 1.5-2 yıl sonra havuz medyasının, teknolojiden daha hızlı değişeceğini görüyorum.

Aldığın ilginç cevapları anlatır mısın?

Bayrampaşa’da iki vatandaşımız ile sohbet ettik. Bayrampaşa Pazarı’nda bir vatandaş 17 yıldır çamurun içinde yaşadıklarını ve bu durumdan Binali Yıldırım çıkarabileceğini söyledi. Ben de bu sıkıntıya İstanbul’u kimin soktuğunu sordum ve “Ekrem İmamoğlu” cevabını aldım. İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğunu söylediğimde ise, “Sen git iyi araştır” cevabını aldım. Bayrampaşa’daki bir başka röportajda bir vatandaşımız, “Ülkeyi 40-50 yıldır sol zihniyet yönetiyor” dedi. Sağ zihniyet demiş olabileceğini hatırlattım, “Sen iyi araştır” dedi ve gitti.

Anadolu’nun çok farklı illerini gezdin. Anadolu insanı ile ilgili aklına gelen ilginç hikayeler neler?

Bitlis’e gittik. Bitlis, Türkiye’nin otogarı olmayan tek ili. Bitlis’in geçim kaynağı da tütün. Tepenin başındaki tekel fabrikası kapatılmış. Son seçimlerde AK Parti yüzde 70 oy almış. Bir kahvehaneye oturduk. İnsanlar işsizlikten şikayetçi, kota konduğu için tütün de ekemiyor. Kahvede insanlar çay parası ödememek için birbirinin gözüne bakıyor. Çay içecek parası dahi yok. İnsanlarla konuştuktan sonra hangi partiye oy vereceklerini sordum, çoğunluk, “Başka parti mi var, tabiî ki AK Parti’ye oy vereceğiz” dedi.

Gaziantep’e gittiğimde, vatandaşa hangi partiye oy vereceklerini sordum. Bir amca AK Pari’ye oy vereceğini söyledi. Birgün önce AK Partili bir milletvekilinin vatandaşa “Öküzün trene baktığı gibi bakıyorlar’ sözünü hatırlattım. Adam daha önce bunu duymamış ve bana “Ne dedi?” diye tekrarlattı. Ben tekrarlayınca, “Desin, olsun. Ben Cumhurbaşkanını bilirim, milletvekilinin ne dediğini bilmem. Öküz de dese farketmez” dedi.

Anlattığın örnekler, muhalif bir kimliğe sahip olduğun izlenimi veriyor. Muhalif misin?

Aslında muhalif bir kanal değiliz, sadece doğruları söylüyoruz. Bugün iktidar değişse, başka bir parti de gelse aynı çizgimizi koruruz. Bugüne kadar Doğru Yol Partisi, Demokrat Parti, ANAP geldi geçti. Birçok siyasetçi geldi-geçti şimdi isimleri dahi hatırlanmıyor. Son dönemde ekonomik kriz, mülteci sorunu halkı çok rahatsız ediyor. Birçok basın kuruluşunun soramadığı soruları sorduğumuz için muhalif görüntüsü veriyoruz.

Biz gazeteciler, herhangi bir konu ile ilgi konuşacak vatandaş bulmakta zorlanıyoruz. Sen bu kadar insanı nasıl konuşturuyorsun?

Cevap vermek istemeyenlerin oranı yüzde 70. Hakaret ve küfür olmadığı sürece her röportajı kesintisiz koyuyorum. Zaten konuşacak insanı zor buluyorum. Ekrem İmamoğlu’nun, seçimden önce “Korkmayın, konuşun” söyleminden sonra insanlar az da olsa konuşmaya başladı. İlk başladığımda yüzde 10 zor konuşuyordu. Başlarına iş geleceğini, tutuklanacağını düşünüyorlar. Son dönemlerde “Silivri soğuktur” söylemi gelişti ve korku biraz daha arttı. Bana röportaj verdiği için başına iş gelen vatandaş olmadı. Türkiye’de ifade özgürlüğünün olup olmadığını sordum ve çok az kişiden cevap alabildim.

Tekrar seçim dönemine gidersek… Senin gözlemlerine göre, İstanbul’da 31 Mart ile 23 Haziran arasında ne değişti de 800 bin fark oldu?

Vatandaşımız haksızlığa gelemiyor. 31 Mart’tan sonra Türkiye genelinde yaptığımız röportajlarda, Ekrem İmamoğlu’nun haksızlığa uğradığını söyleyen çok sayıda AK Partili, MHP’li ve HDP’li seçmenle karşılaştık. Bizim insanımız gerçekten vicdanlı. Seçim sonuçları bunu gösterdi. İmamoğlu’na yapılan haksızlığı, adaletsizliği vatandaşımız hazmedemedi. Bu durum AK Parti için büyük sıkıntı oldu. “Çaldılar” söyleminin, vatandaşta karşılığı olmadığı gibi tepkiye neden oldu. 31 Mart’tan sonra İçişleri Bakanı’nın, Devlet Bahçeli’nin ve Cumhurbaşkanı’nın söylemleri insanları çok rahatsız etti. Kılıçdaroğlu’nun yumruklanması, şehit cenazeleri üzerinden prim yapmaya çalışmaları, Berat Albayrak’ın söylemleri ve icraatları da etkili oldu.

Suriyeliler konusu, seçim sonuçlarını bahsedildiği kadar etkiledi mi?

Ülke bu kadar büyük ekonomik sıkıntılar çekerken, sadece 35 Milyar Dolarlık resmi bir harcama yapılınca Suriyelilere tepki büyüyor. Ekonomik sıkıntı ortada, emeklilikte yaşa takılanlar emekli olamıyor, işsizliğin artışının önüne geçilemezken Suriyelilere harcanan para insanların zoruna gidiyor. Aslında Suriyeliler ile Türklerin bir sorunu yok. Onları ülkeye kontrolsüz alanlara tepki var. Burada dürüst çalışıp ekmeğini çalışarak çıkaran Suriyeliler de var. Kapıyı açarsan adam geliyor. Şu anda Almanya veya Amerika Türkler için sınır kapısını açsa en az 10 Milyon Türk gider. Türkiye’nin Suriyelilere verdiği imtiyazları ABD veya Almanya Türkler için verse bu göç önlenemez. Bu olay rahatsız ediyor ve daha da rahatsız edecek. İnsanların inadına yaparcasına konuşması, damarına basması insanları çok rahatsız ediyor.

İlave TV’nin yanında bir aile hayatın var. Aynı zamanda mesai yaptığın bir iş ve fanatiği olduğun Antalyaspor maçları var. Tüm bunlara nasıl zaman buluyorsun?

İlave Tv çok ciddi mesai isteyen bir iş. Ayrıca mesai yaptığım başka bir iş daha var. Bu kadar yoğun olunca eve gidecek vakit bulmakta zorlanıyorum. Tüm bunların yanında koyu bir Antalyaspor fanatiğiyim ve bu yoğunluk nedeni ile geçtiğimiz sezon bazı maçları kaçırmak zorunda kaldım. Çocukluğumdan beri tribünlerdeyim. Babam seni 5 yaşından itibaren maçlara götürdü. En büyük üzüntüm; bu işten dolayı aileme ve Antalyaspor’a zaman ayıramamak. 24 saat yetmiyor. Eşime ve çocuğuma zaman ayıramıyorum. 25 Haziran’dan sonra 1 hafta tatil yapabildim. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: