Antalya
12.07.2019
A

Havaalanında bilet kontrolünüz yapılıyor... Sıradasınız ve önünüzde işlemi yapılan kişi, sürpriz bir isim... Fakat bu özel ve sürpriz durumu; -sanki evinizden birini görmüşçesine- son derece doğal karşılayıp, usulca kendisine“Merhaba” diyorsunuz... Ve O da her zamanki samimi ve sıcak bakışı ile gülümsüyor... Bir an durup; çocukluğunuzun size geri verildiğini hissediyorsunuz... Önce kulağınız dayanık bir türkü çınlıyor ve ardından içiniz hafif cız ediyor... Birkaç saniye gözlerinizi kapayıp maziye dalıyorsunuz ve tekrar açtığınızda karşınızda yine O... Türkü kokan kadın... Türkü Ana! Belkıs Akkale...

Geçtiğimiz günlerde memleketim Tokat'a gitmek üzere Antalya havaalanındaydım. Belkıs Akkale ile karşılaştım. Seyahat öncesi karşılaştığım bu hoş tesadüfe geçmeden önce kısaca hava taşımacılığı konusuna değinmek istiyorum. Çünkü büyük sıkıntıların yaşandığı bir konu ve sık sık seyahat edenler gibi benim de muzdarip olduğum durumlar var. Öncelikle belirtmek isterim ki hava taşımacılığı konusunda ülke olarak maalesef halen çağın ve teknolojinin çok gerisindeyiz. Bugün birçok Anadolu şehrinde havaalanı olmasına rağmen neredeyse çoğu hiç aktif değil! Sanki birilerinin, bir dönem, bölge halkından daha fazla oy toplayabilmek ve “buraya havaalanı da getirdik" diyebilmek adına inşa ettikleri boş yapılar olarak duruyor. Yani bu da politikadaki stratejik uygulamalardan sadece bir tanesi...

Antalya – Tokat arası otobüsle yaklaşık 15 saat sürüyor. Bu uzun yolculuğun yoruculuğunu ancak yaşayanlar bilir. Havayolu bu noktada kurtarıcı güç olarak koşuyor imdada ama az önce de belirttiğim gibi maalesef ülkenin her bölgesi için yeterli değil.

Neyleyim havaalanını içinde uçak olmayınca! Biliyorum birçok ilimizde aynı durum var. Ve nice vatandaşımız var; şehirlerinde havaalanı var diye ağızlarına bir parmak bal çalınan fakat yine saatlerce karayolu çeken... Umarım devlet yöneticilerimiz “strateji" algısından uzaklaşıp gerçek hizmet için bu konuya el atar. Her neyse seyahat problemlerinin saydıkça uzayacağı ve yazdıkça bitmeyeceği ülkemizde; yaşadığım veya gözlemlediğim yol maceralarını zaman zaman sizlere aktarmaya devam edeceğim. Şimdi gelelim esas konuya ve keyifli anlara...

En son seyahatimde yine yukarıda bahsettiğim problemlerin stresini yaşayacağımı düşünürken -şanslı bir gündeydim sanırım ki-birkaç günüme yayılan ve pozitif enerji aşılayan hoş bir tesadüfle karşılaştım. Buram buram Anadolu ve buram buram türkü kokan kadın... Ülkemiz için değeri çok büyük... Öz müziğimiz olan Türk Halk Müziği’nin yaşayan efsanesi... Türkü Anamız Belkıs Akkale ile aynı uçaktaydık.

Uçağın kalkmasına yaklaşık 45 dakika vardı ve bunu fırsat bilen ben; Türkü Ana ile mini bir söyleşi gerçekleştirme imkanı yakaladım. Kendisi ile ayaküstü kısaca tanıştıktan sonra teklifimi geri çevirmedi ve kibarca masasına davet etti. Ona kurduğum ilk cümle “Siz benim çocukluğumsunuz" oldu. Gözleri doldu ve beraberindeki mutluluğu yüzünde gördüm. Verdiği cevap beni üzdü! “Ne mutlu; halen sizler gibi gençler var ve Türkülerimiz unutulmuyor” dedi. Benim için kısmen övgü içeren bu cümle karşısında ne diyeceğimi bilemedim. Bir taraftan kendi jenerasyonumu savunma gereksinimi hissederken -ki buna ne gerek vardı bilmiyorum- bir taraftan da Türkü Ana’yı az da olsa mutlu etmek istiyordum.

“Popüler müzik ve güncel şarkıcılar dönemsel ilgi görse de sizin gibi sanatçılar ve kültür elçileri her zaman başköşede duracaktır” dedim. Umutlu bir bakışla “Teşekkür ederim çocuğum” dedi ve gerçek bir anne edasıyla söyledi bunu. O zaman anladım ki gerçekten bu koca yürekli kadın Türkü Anamız bizim!

 

 

“DAĞLAR SENİ DELİK DELİK DELERİM"

O'na kendi annemden bahsettim ve çocukluğumda annemle birlikte dinlediğimiz iki türküsünü hatırlattım. Merak etti ve sordu: “Hangileriymiş onlar söyle bakalım” dedi. “Dağlar seni delik delik delerim” dedim biri. “Bu türkünüzü her dinlediğimde gözlerim dolar” diye devam ettim. “Neden” dedi. “Çünkü çocukken bu türkü çaldığında annemin de gözleri dolardı” dedim. Sustu... Ve hemen diğerini sordu. “Bu gala taşlı gala” dedim “ ama bunda ağlamazdık” diye ekleyim. Gülüştük... “Annene benden çok selam söyle” dedi ve anonsun sesi ile kalktı. Çünkü bu bizim için yapılan son çağrıydı ve az sonra uçak kalkacaktı...

Uçakla Ankara’ya geçip oradan da otobüs yolculuğu ile 6 saat sonra Tokat’a ve anneme varınca, bu güzel tesadüfi buluşmayı anlattım ve“ayrıca Türkü Ana’nın sana selamı var” dedim. “Aleykümselam” dedi ve onunla da gülüştük... Acıları bol olan kadınların gülüşleri herkesten çok daha derin oluyor! 24 saat içinde bunu deneyimlemiş oldum.

Anaları güldürün! Ama acısız... Ve gözyaşsız... Onların yürekleri dağ gibidir ama siz yine de delik delik delmeyin!

Tokat seyahatim sonrası Antalya’ya döner dönmez bu 15 dakikalık ama aslında ömürlük olan kıymetli anları ve anıları kaleme almak istedim. Evet bu yazımda biraz türkü kokusu var, biraz geçmişe özlem ve biraz bugüne sitem var! Bir tarafta; yüreklere kazınmış bir ses: Belkıs Akkale... Diğer tarafta ne dediği anlaşılmayan bir sürü gürültü kirliliği... Bir tarafta burun direğini sızlatan Anadolu ezgileri... Diğer tarafta beyin hücrelerini öldüren disko müziği... Bir tarafta “Ne mutlu; halen sizin gibi gençler var” diyen bir efsanenin tevazusu... Diğer tarafta teknoloji harikası şarkıcıların gereksiz özgüveni! Bazen her güzel şeyin ve kaliteli olanın, anlamını yitirdiğini düşünüyorum. Bazen sapla samanı karıştıranların çoğaldığını hissediyorum.

Evet!

Şimdilik azalıyoruz!

Ama yine de umut var diyorum!

Bir gün yeniden özümüze dönüp daha güçlü çoğalacağız biliyorum!

Çünkü özümüzde Belkıs var, Neşet var, Veysel var...

ÇIKAR HAYATINDAN!

  • Özünü unutanları
  • Sözünü unutanları
  • Vefayı unutanları

TUT HAYATINDA!

  • Kendini kaybetmemiş olanları
  • Göründüğü gibi olanları
  • Çıkarsız dost olanları

 

Saygı ve Sevgilerimle

Fatih Haktan Coşkun

Paylaş
ETİKETLER:
Yok