Antalya
02.07.2019
A

                   

Yerel seçimlerin ve tekrarlanan İstanbul BŞB Başkanlığı seçimlerinin 2 önemli sonucu oldu.

1 - Tek adam yönetimine muhalif olan kesimlerin bir araya gelerek birlikte tutum almalarının yol ve yöntemlerini geliştirmeleri toplumun yararına olacaktır.

Bunun için Yerel Yönetimler pratiği, Anayasa değişikliği, demokratikleşme, ifade özgürlüğü gibi aşağıdan yukarıya tüm toplumu kapsayan, toplumsal olandan yana ve kamusal çıkarları öne çıkaran kamuoyuna açık ve katılımcı çalışmalar yapılması muhaliflerin de ortak tutum alma  iradesini geliştirecektir. 

2- Nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı yerleşimlerde Yerel İktidarını kaybeden, nemalanma ve yerel inisiyatif geliştirme araçları azalan Tek Adam Yönetimi dağılma sürecine girmiştir.

Her iki önemli sonuç da esasen aynı gerekçeye dayanmaktadır. İktidar, nalıncı keseri gibi kendine yontarak yürüttüğü ayrıştırıcı ve suçlayıcı yönetim anlayışı ile hem çok tepki toplamıştır, hem de kapital krizi derinleştikçe güvenilirliği de azalmaktadır.  

Zira payına yalnızca hayat pahalılığı, işsizlik, yasaklar, haksız yargılanmalar ve iktidara biat etmesi düşen toplumun dışlanan ve horlanan kesimleri, Saray şatafatları ile yandaş kaydırmalarına tepkisini sandığa yansıtmıştır.

Doğal olarak bu süreçte sürekliliğini ve kapsayıcılığını da yitiren iktidar kanadının menfaat ilişkilerinde ve siyasi duruşunda kopuşlar ve arayışlar yaşanacaktır...

Yine bu yolda İktidarın  kendini korumak, tabanını tutmak ve rakiplerinin hareket alanını daraltmak adına atacağı her adım ise dağılma sürecini hızlandıracaktır. 

Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik bakanlığının yerel yönetimlere müdahalesi, iktidarın şimdiye kadar sahip  olduğu zenginleşme araçlarını kendiliğinden bırakmak istemeyeceğini ortaya koymaktadır. Bu girişim iktidarın anti-demokratik anlayışını, iktidarın yetkilerini kötüye kullandığını göstermiştir.

Açık bir hazımsızlık örneği olan bu tür düzenlemeler, üstü kapalı tehditler ve karşılaşılabilecek görevden alma operasyonları iktidarın ömrünü uzatmayacaktır ama izleyeceği gerilim politikaları ile daha çok haksızlığa ve mağduriyete neden olacaktır.

Bu gelişmeler iktidarın kendisi için yararlı gördüğü her uygulamanın aslında toplumsal yaşam ve ülkemizin geleceği için hak edilmeyen zararlara ve çifte standart uygulamalara neden olacağını görmemek mümkün değildir...

YEREL YÖNETİMLERİN ÖNEMİ   

Yerellerde devir alınan kamusal alanlardaki kötü uygulama örnekleri ise çözüm üretilmeyi bekleyen temel sorunlardır. Bu alanlarda ortaya konulacak olumlu yaklaşımlar AKP ve tek adam iktidarının  daha da hızlı gözden düşmesini sağlayacaktır...

**Konyaaltı sahilinden yararlanma konusunda ayyuka çıkan insafsız uygulamalar ikircikli olmayan net çözümler alınmasını beklemektedir.  Kent merkezinin serinleme ve soluklanma alanları olan sahilleri paralı hale getiren önceki sabık yönetimin kıyı yasasına aykırı işgallerinin sürdürülmesine imkan tanınmaması, üzerine tartışma yürütülmeyecek kadar açıktır. Kamu düzenine aykırı uygulamaları ortadan kaldırmak ve bunu talep etmek Anayasal güvence altındadır.   

**Boğaçayının doğal yapısı bozulmasın, çay yatağının taşıdığı rüsubat ile denizin beslenmesi engellenmesin demekten dillerinde  tüy biten bilim insanlarının ve uzman çevrelerin haklı çıkmaları önceki Türel Yönetiminin umurunda olmayacaktır. Hatta bu halinden kendi lehine durum çıkarma açıklamalarını duymak kimseye şaşırtıcı gelmemelidir. Ancak daha şimdiden yosun tutan, dibi dolmaya başlayan ve yakında kıyı erozyonu riskiyle birlikte yayacağı kokularıyla rahatsızlık kaynağı olacak Boğaçayı göletinin bir an önce eski haline getirilmesi ve doğacak masraflarının İlgili ve yetkili kişilere rücu edilmesinin hazırlıklarının yapılması da kaçınılmaz görülmektedir... Aksi takdirde bu doğa kıyımını simgeleyen Türel Yönetiminin mirası maddi ve manevi pek çok zararın odağı haline gelecektir.

Fayton uygulaması ile Hayvan hakları savunucularının desteğini alan Böcek Yönetimi, Balbey mahallesinde önceki yönetimin yol ve yöntemlerini izleme kararı ile esaslı ilk hayal kırıklığını yaratmış oldu.

Kent dinamiklerinin, Kent Konseyi’nin itirazları ile bu alanın bütünlükçü bir şekilde ele alınması için projenin yeniden tartışılmaya açılması, önceliğin tarihi ve kültürel tescilli yapılara verilerek hak sahipleri aleyhine gerçekleştirilen düzenlemelerin iptal edilmesi gerektiği önerileri dikkate alınmadı. Yalnızca 1.Etap proje alanındaki mülk sahipleri ile görüşmenin yeterli olacağına karar verildi. Üstelik bu karar, yeniden ele alınması istenen projenin sahipleri ile yaptığı toplantı sonrası ve aynı kişilerin göreve devamı sağlanarak yapılmış olması Böcek Yönetiminin ciddi bir not kaybına neden oldu.  

Bu örneklerde göstermektedir ki her şey bir anda çok güzel olmayacaktır. Şu aşamada güzel olan yalnızca “her şeyin daha da kötüye gitmesinin önünün alınabileceği”  ihtimalini  yaşamakta oluşumuzdur. 

Esas olan bu ihtimali, pratik içinde, yerellerden başlayarak, yaşam alanlarımıza sahip çıkarak  pekiştirmek ve geliştirmektir. 

PRATİĞİMİZ GERÇEKLİĞİMİZ OLACAKTIR.  

Bunun için yerel yönetimlere düşen sorumlulukların yanında, bu sorumluluğu desteklemek ve yaşam alanlarımızı birlikte yönetmek iradesini hep birlikte hayata geçirmek üzere tutum almalıyız. Örneğin seçimlerden önce propagandif olarak dillendirilen mahalle meclislerinin hayata geçirilmek üzere yol ve yöntemleri konusunda adım atılması son derece anlamlı ve önemli olacaktır.  

Zira bu uygulama, yapılanı birlikte yapmak, yapılamayanı neden yapılamadığını ve neden engellendiğini birlikte değerlendirip, kamunun çıkarları için neler yapılabileceğinin gözden geçirilebildiği bir süreçtir...

Kamusal alanlarımızın ve kamusal kaynaklarımızın korunması, yerel ihtiyaçlarımızın tespiti ve giderilmesi yolunda yönetime katkıda bulunmak, uygulamalara sahip çıkmak ancak yönetime katılma kanallarının çeşitliliği ve yaygınlığı ile ve bir o kadar da geleceğimize sahip çıkan dayanışma iradesinin vücut bulması ile mümkün olacaktır.  

Aşılacak sorunlar büyük, dikkate alınacak engellemeler ise toplumu fazlasıyla tepkisiz ve hareketsiz bırakmaya odaklıdır.

O nedenle toplumun en geniş muhalif kesimlerinin desteği ile yerel yönetimlerde görev alan başkanlar, meclis üyeleri, bürokratlar ve bağlı çalışanların tamamının açık, şeffaf, katılımcı ve her türlü iktidar dayatmasına ve hüllelerine karşı, kent dinamiklerini arkasına almak üzere toplumcu ve dayanışmacı bir politika izlemelerini beklemek ve bunu talep etmek hepimizin hakkı olarak görülmelidir.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok