Antalya
28.06.2019
A
RÖPORTAJ
AK Parti harakiri yaptı
AK Parti harakiri yaptı

Ekrem İmamoğlu’nu zaferi ile sonuçlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini değerlendiren Saadet Partisi İl Başkanı Düzen, “Ak Parti harakiri yaptı” dedi. SP’nin tavrını, düzenini değiştirmeden yoluna devam edeceğini belirten Düzen, “Kul hakkı yenmesine izin vermeyeceğiz. Yolumuza devam edeceğiz” dedi

Röportaj: Mustafa KOÇ


31 Mart - 23 Haziran seçimleriyle ilgili süreci değerlendiren Saadet Partisi İl Başkanı Ramazan Düzen,  "31 Mart İstanbul seçimi hiçbir inandırıcılığı olmayan gerekçelerle iptal edildi. AK Parti böyle yaparak harakiri yaptı. Ötekileştirici, kavgacı, şeytanlaştırıcı dil, iflas etti. İktidar partisi kullandığı bu dil nedeniyle  hezimete uğradı" diye konuştu.  İktidar kanadında çatırdama başladığını, tabanda bir çözülme, bir ayrışmaya tanık olduklarını belirten Ramazan Düzen, "Artık bu şekilde devam edemez. Biz bütün Ak Partili kardeşlerimizi yuvalarına dönmeye, yuvalarında siyaset yapmaya davet ediyoruz" dedi. Saadet Partisi'nin 31 Mart'ta aldığı 103 bin 303 oyun büyük bölümünün Ekrem İmamoğlu'na gittiğini, bu oyların İmamoğlu'na mağdurun yanında olma, hak, hukuk, adalet adına verildiğini belirten Düzen, "Biz böyle olmasını istemezdik. 31 Mart'ta aldığımız oyun tamamını alıp, üstüne daha fazla oy eklemek isterdik" ifadelerini kullandı. "Hiç bir toplum dinsizlikle yok olmamıştır, ama zulümle yok olmuştur. Zulümle payidar olan hiç bir millet, hiç bir devlet kalmamıştır" diyen Ramazan Düzen, "Dolayısıyla önümüzdeki süreç çok önemli gelişmelere adaydır. Bizim bu sürecin en önemli aktörü olacağımızı iddia ediyoruz" sözlerine yer verdi. Ramazan Düzen, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan isimleriyle birlikte tartışılan yeni parti söylentileri için de,  "Genel merkezimiz bu beyefendilerle görüşmeler yaptılar. Onları yuvalarına davet ettiler. Gelin birlikte siyaset yapalım, dediler. Sizin aracılığınızla, bir il başkanı olarak, hem Davutoğlu'na hem Abdullah Gül'e hem Ali Babacan'a, bütün bu kardeşlerimize aynı daveti ben de yapıyorum" dedi.

 

 

31 Mart - 23 Haziran seçimleriyle gelişen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde bizim doğrularımız ortaya çıktı. 

 

Sizin doğrunuz neydi?

 

Hak, hukuk, adalet, 23 Haziran seçimlerinin yapılmamasını emrediyordu. Zorlama bir şekilde yapılan seçimlerde görüldü ki ötekileştirici, kavgacı, şeytanlaştırıcı dil, iflas etti. 31 Mart seçimini de 23 Haziran seçimini de kaybeden bu dil oldu. Saadet Partisi olarak medeniyetimiz gereği, hep kendi adayıyla seçime giren bir partiyiz. Her zamanki gibi bu seçime de kendi adayımızla girdik. Bir oy nasıl fazla alabiliriz, buna odaklandık.

 

23 Haziran'da siz de oy kaybettiniz?

 

Kaybettik; zira, bizim insanımız da etten kemikten yaratılmış varlıklardır. Nasıl Ak Parti'de ve MHP'de 31 Mart seçimlerinde kendilerine oy veren partililerin önemli bölümü İmamoğlu'na oy verdiyse, bizden de önemli oranda oy İmamoğlu'na gitti.

 

Ne kadar oy, ne adına İmamoğlu'na gitti?

 

 Mart seçiminde bizim aldığımız 103 bin 303 oyun 47 bin 540 oyu kendi partimize verildi. Geriye kalan 55 bin 763 oyun büyük bölümünün İmamoğlu'na gittiği anlaşılıyor. Bu oylar İmamoğlu'na mağdurun yanında olma, hak, hukuk, adalet adına verildi. Bunun anlamı bu olabilir.

 

Böyle olmasını siz istemediniz mi?

 

Biz böyle olmasını istemezdik. 31 Mart'ta aldığımız oyun tamamını alıp, üstüne daha fazla oy eklemek isterdik. İki parti arasında kalma gibi bir düşüncemiz hiç bir zaman olmadı. Aynı düşüncemizi devam o gün de bugün de devam ettiriyoruz. 

 

23 Haziran'ın iktidar açısından anlamı nedir?

 

Görünen o ki iktidar partisi büyük bir hezimete uğramıştır. Cumhur İttifakı iddialarını kamu ile paylaşamamıştır. Hatta öyle bir noktaya geldiler ki, 31 Mart 23 Haziran seçimleri öncesinde Saadet Partisi'ni "'dörtlü çete'nin unsuru", "zillet ittifakı", "illet ittifakı" gibi çok banal, seviyesiz hakaretler içeren üsluplarla eleştirme yoluna gitmişlerdir. Bu üslubun sahibi iktidar mensupları, Saadet Partisi bir uçta, HDP diğer uçta, birbirine 180 derece zıt iki partiyi aynı kefeye koyarak önce "terörist" ilan etmiş, sonra ikisine de gülücükler dağıtma yoluna gitmiştir. İktidar cephesi orada da durmamış, işi terörist başı Abdullah Öcalan ve kırmızı bültenle aranan kardeşinden medet ummaya kadar vardırmıştır. Bu ikiyüzlü bakış açısını halkımız içine sindiremedi. Sonuç olarak da iktidar sahiplerine gereken dersi vermiş oldu. 

 

‘Dörtlü çete’ üslubuna tepki gösteren olmadı mı?

 

Oldu. Bülent Arınç, partilileri tarafından Saadet Partisi'ne yapılan hakaretler için, "Sadece ayıplamakla iktifa etmiyorum, ayrıca lanetliyorum" ifadesini kullandı. Ama bu cümleleri daha önce kullanacaktınız. Halkımıza hakaret ettiniz, iftira attınız, ithamlarda bulundunuz, şimdi kamuoyunda hâlâ görünüyor; ilmi olduğu iddia edilen bir zat, 'Fıkıh alimlerinden fetva aldım' diyor; 'Binali Yıldırım'a kaybettiren kim varsa haram işlemiştir' diyor. Böyle bir şey kabul edilebilir mi Allah aşkına! Kaldı ki Saadet Partisi birinin seçim kaybetmesi diğerinin seçim kazanmasına odaklanmış bir yapılanma değildir. 

 

Saadet Partisi neye odaklanmıştır?

 

Saadet Partisi, kendi vazifesine odaklanır, kendi ödevlerine bakar, bir oyun kıymetini bilir, aldığı her oyu başına taç eder, Rabbine şükretmek sureti ile oyunu aldığı kardeşlerinin hakkını savunmaya gayret eder. 31 Mart - 23 Haziran sürecini biz böyle devam ettirdik. Önümüzdeki süreçte de partimiz aynı temel esaslar içerisinde yoluna devam edecektir. İktidar tarafında ise bir çatırdama başlamıştır. Tabanda bir çözülme olduğuna tanık oluyoruz, bir ayrışma olduğunu görüyor, seziyoruz. Artık daha önce olduğu gibi devam edemez.

 

İktidar partisinden olanlara bir mesajınız var mı? 

 

Biz bütün Ak Partili kardeşlerimizi yuvalarına dönmeye davet ediyoruz. Biz kapımızı, yüreğimizi herkese açtık, yuvalarında siyaset yapmaya davet ediyoruz. 

 

Bu çözülmeyi neye bağlıyorsunuz?

 

Hiç bir toplum dinsizlikle yok olmamıştır, ama zulümle yok olmuştur. Zulümle payidar olan hiç bir millet, hiç bir devlet kalmamıştır. Dolayısıyla önümüzdeki süreç çok önemli gelişmelere adaydır. Bizim bu sürecin en önemli aktörü olacağımızı iddia ediyoruz. 

 

Bunu nasıl başaracaksınız?

 

Seçimler öncesinde takip ettiğimiz aynı süreci devam ettireceğiz. İnsanlarla teşriki mesaimize ara vermeyeceğiz. Gönüller kazanmaya çalışacağız. Doğru nereden gelirse gelsin, o doğruyu söylemeye, doğru söyleyenleri takdir etmeye devam edeceğiz. Yanlışlıkları, üslubumuza dikkat ederek, kavga etmeden; vatandaşlık vazifemiz, ikaz etme vazifemiz çerçevesinde dile getireceğiz.  

 

Yeni parti girişimlerinden söz ediliyor. Abdullah Gül'ün, Ali Babacan'ın, Ahmet Davutoğlu'nun adları çerçevesinde çeşitli yorumlar, rivayetler dile geliyor. Sizin bu isimlere, bu girişimlere yaklaşımınız nasıl? Bu isimlerle görüşmeleriniz oldu mu?

 

Genel merkezimiz bu beyefendilerle görüşmeler yaptılar. Onları yuvalarına davet ettiler. Gelin birlikte siyaset yapalım, dediler. Sizin de aracılığınızla, bir il başkanı olarak, hem Davutoğlu'na hem Abdullah Gül'e hem Ali Babacan'a, bütün bu kardeşlerimize aynı daveti ben de yapıyorum. Şıpsevdiciliğe gerek yok, yeni bir sevda aramaya gerek yok, hal ya da izmihlal ifadeleri ile bu milleti oyalamaya gerek yok. Saadet Partisi sistem bazında dünün, bugünün ve geleceğin tek alternatif partisidir. Bir sistem vaat etmektedir. 

 

Nedir bu sistem?

 

Vaat ettiğimiz şeyin adı adil düzendir. Bu adil düzenin temel esasları bizim bünyemizde yürütülebilecek durumdadır. Bütün kardeşlerimizi Saadet Partimizde siyaset yapmaya davet ediyoruz. İstanbul seçimleri geride kalmıştır. Artık önümüze bakacağız. 

 

Önümüzde ne görünüyor?

 

Önümüzdeki dört yılda bir seçim yok. Erken seçimle filan milletimizi meşgul etmeye gerek yok. İktidar ve ana muhalefet partisinin erken seçim gibi bir maceraya girmemesini diliyoruz. Herkes milletimize hizmet etmeye odaklansın diyoruz. 

 

İl örgütü olarak neler yapıyorsunuz?

 

İlçe kongrelerimiz var, onlara odaklanmış durumdayız. Ekim ayında partimizin genel merkez kongresi olacak.  Akabinde Antalya İl Kongremizi icra edeceğiz. Bunları yaparken yarın çeçim varmış gibi çalışmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz hafta sonu Kepez ilçemizin kongresini icra ettik. Önümüzdeki ay Muratpaşa ilçemizin kongresini icra edeceğiz. Birkaç ilçemiz daha var, onların kongresini de icra ederek Antalya’mız için katma değer üretme çabalarımızı sürdüreceğiz. 

 

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek için ne düşünüyorsunuz?

 

Sayın Muhittin Böcek'e biraz şans, biraz fırsat tanınması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle faytonlarla ilgili girişimini takdirle karşıladığımızı ifade etmeliyim. Faytonların kaldırılması 31 Mart seçiminde Büyükşehir adayımız Ali Aktaş'ın da projesiydi. Seçimler öncesinde, bayramlarda belediyeler billboard yarışına girdiler. Bayramımızı billboard'larda kutladılar. Yapmayın kardeşim. Benim bayramımı billboard'larla kutlamayın. Bir de şunu sormak istiyorum: Bilboard'larla vatandaşın bayramını kutlamaya ne kadar para ödediniz? Büyükşehir Belediyemiz uçan kuşa borcu olan bir belediye. Yeni bir yol haritası çizilmeli, bu tür israflara yer verilmemeli. Bizim üstümüze düşen bir şey olursa, kendilerinin yanındayız. 

 

Son sözlerinizi alalım...

 

Son söz olarak, önceki başkanımız Menderes Türel'in annelerinin vefat ettiğini öğrendik. Merhumeye Allah'tan rahmet diliyoruz, Sayın Başkana başsağlığı diliyoruz. Cenab-ı Hak hepimize hayırlı ömürler versin. Antalya'ya katkıda bulunan siyasetçiler cümlesine hepimizi ilhak eylesin inşallah. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: