Antalya
26.06.2019
A
POLİTİKA
Antalyalı gözü ile İstanbul seçimleri
Antalyalı gözü ile İstanbul seçimleri

Tekrarlanan İBB seçimleri ülkenin tek gündemi olunca ve bütün Antalya’da bu seçimlerden dolayı yaşam durunca, “Bu işler duyulur da durmak olur mu?” diyerek düştük İstanbul yollarına…

Sabiha Gökçen Havaalanından itibaren doğal olarak gözlem başlıyor. Bu gözlemden dolayı da dilinize bir şarkı dolanıveriyor. “Binaliler sarmış dört bir yanımı…” Çünkü ne tarafa baksanız Binali Yıldırım’ı görüyorsunuz. Panolarda, elektrik direklerinde, binalarda… Hasılı, Binali Yıldırım kendisini size unutturmamak için elinden geleni yapmış. Ekrem İmamoğlu ise Binali Yıldırım’dan boş kalan yerlere, deyim yerindeyse, mütevazi ve güleç bir şekilde sığışıvermiş. 

 


İSTANBUL SEÇİMİNİ ÜLKE NEFESİNİ TUTMUŞ İZLİYOR

 


Yolumuz, Ekrem İmamoğlu’na Beşiktaş’tan sonra en yüksek desteği veren Kadıköy’e düşüyor. Buraya da bir beklenti ile geliyorsunuz. O beklenti de şu. Her tarafta bir seçim coşkusu, herc-ü merci olmasa bile heyecanını görmek istiyorsunuz. Öyle ya! Ülkenin geleceği etkilenecek bu seçimden. Ama ne mümkün. Sanki büyük bir Anadolu kasabasının büyük sakinleri günlük yaşam gailesine düşmüşler de başka herşeyi unutmuşlar gibi. Sadece partilerin standlarının olduğu rıhtım önünde, o da şarkı türkülerden kaynaklı ufak tefek hareketlilikler. Çeşmelerde, odalarda ne İmamoğlu’nun ne de Yıldırım’ın adı okunuyor. Sanki, sizin kafanızdaki Kadıköy’e değil de, paralel evrende başka bir Kadıköy’e gelmişsiniz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. O Kadıköy ki, özellikle ‘Beyaz Türkler’ nedeni ile politize seçmen oranı yüksektir, seçimi Ekrem İmamoğlu kazanırsa kutlamaların merkezi olmaya aday. Ne gündüz kafelerde ne gece barlarda ne çeşmelerde ne odalarda seçim havası var. Kendi kendinize, “ulan, İstanbul seçimini tüm ülke nefesini tutmuş izliyor. Ama İstanbul hariç” diye bir hissiyata kapılıyorsunuz.

 


ÖCALAN BOMBALARI

 


Tam bu sükut-u hayale kendiniz kaptırmış, Antalya’ya dönsem mi derken, bir “Öcalan bombası” düşüveriyor ortaya ve ortalık bir anda karışıyor. Daha “ne oldu, niye oldu?” demeye fırsat kalmadan, Bahçeli’nin EYP (el yapımı patlayıcı), Recep Tayyip Erdoğan’ın da bubi tuzağı devreye giriyor ve çarşı pazar karışıyor. Hadi bakalım. Telefon trafikleri, kulis toplama çabaları, süreç senaryolarını öğrenme, çözümleme falan derken bir bakmışız seçim günü gelmiş çatmış. Böylece “teröristbaşı, sayın, HDP, Kürt” sözcüklerinin günlük kullanım sıklıklarının tüm zamanların rekorlarını parçaladığı bir retorik içerisinde kendimizi Pazar günü bilgisayarın başında buluyoruz. 

 


İSTANBUL DEĞİL AMA ÖCALAN YORGUNLUĞU

 


Sonuç olarak, 4 günlük İstanbul seçimleri gözlemlerinde Öcalan ve artçı bombaları olmasaydı, “ulan ne güzel ya. Seçim diye geldik tatil yaptık döndük” şeklinde gizli gizli bir sevinç olacaktı ama Karslı’nın “ah! O devlet yok mu, o devlet” dediği gibi biz de “ah! O Öcalan yok mu o Öcalan” diye diye ve Öcalan yorgunu olarak seçim maratonunu tamamlıyoruz.

 


GELELİM SEÇİM GÜNÜNE

 


Seçim günü de genel karakterden farklı değil. E, armut dibine düşer. Dört gün neydi ki, Pazar günü de o olsun. Ama biz şöyle bir kaygı güdüyoruz. Acaba Kürtler, Karadenizliler, Beyaz Türkler başta Öcalan’ın mektubu olmak üzere seçim kampanyasında kullanılan araçlara nasıl tepki verecekler? Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. 

 


UZUN UZUN ANALİZ KASMAYA GEREK YOK

 


Bununla ilgili rakamları sayfadaki görsellerde bulabilirsiniz. Uzun uzun analiz kasmaya gerek yok. Cumhur İttifakı, 6 Mayıs’tan bugüne seçim stratejisini 3 kere çok keskin dönüşlerle değiştirdi. Oysa yeni yetme ergenlerin bildiği bir kural vardır. “Dere geçerken at değiştirilmez.” E, hadi tamam. Birincisinde bir sıkıntı gördün, değiştirdin. Diğer iki atı niye değiştirdin be mübarek derler adama! Her değiştirdin at için 250 bin, 50 bin de bonus, 800 bin oy fark atarlar adama işte. Bak İmamoğlu’na. Oturması aynı, kalkması aynı, gülüşü aynı. Hatta gözlüğünün numarası bile değişmedi adamın. O zaman İstanbullu niye sağı solu oynayana oy versin ki? Neymiş, stratejideki hata yığınakta düzelmezmiş. Laf aramızda, bu arada ‘Öcalan’ı da’ yığınakta saydım ya o da onun ayıbı olsun artık. 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: