Antalya
19.06.2019
A
RÖPORTAJ , YAŞAM
LATİN AMERİKA’DA BİSİKLETLE İKİ YIL
LATİN AMERİKA’DA BİSİKLETLE İKİ YIL

Röportaj: Zişane TOSUN


LATİN AMERİKA’DA BİSİKLETLE İKİ YIL


Dünya’nın kendi ekseni etrafında durmadan dönmesi gibi Tolga Tevke’de iki sene boyunca Latin Amerika ekseninde gidebildiği her yere pedal çevirmiş. Bisikletle arasındaki bağdan bahsederken, “Bisiklet bundan sonra kopabileceğim bir şey değil. Benim için bisiklet özgürlük demek” diyor.


 
Antalya’da Yörük bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Tolga Tevke, çocukluğunu dağda çadırlarda kalarak, at binerek geçirmiş. Çocukluğundan beri hayalini kurduğu yurtdışına çıkma isteğini ilk defa Interail’le gerçekleştirmiş. Yirmi iki gün boyunca iki arkadaşıyla beraber Roma’dan başlayan seyahatini Venedik, Barselona, Paris, Belçika, Hollanda, Viyana, Budapeşte, Prag ve Berlin’de tamamlamış. Türkiye’ye geri döndükten sonra “Kültür tanımak istiyorum” deyip Orta Asya’ya geçen Tevke, Kırgızistan’da bir Türk boyunda kalmış. “Misafirperverlik yüzünden çok utandım. Onların bana karşı olan ilgisi kendimi mahcup hissettirdi. O yüzden daha fazla kalamadım” derken, “İnsanların kültürleri, yaşam tarzları beyimde kıvılcımlar patlatıyordu” diyor.

 

 


“Mevlana’nın Pergel Üçgeni”

 


 “Gezgin olduktan sonra Dünya vatandaşı oluyorsun. Türkiye vatandaşı olmuyorsun” diyor Tevke. Yoldayken kimliğinden, ırkından, dininden hiçbir şey kalmadığını, tamamen yalnız olup, kendisiyle olduğunu ve her şeyi yine kendisinin yaptığını sözlerine ekliyor. Türkiye’den uzakta olmanın zaman zaman yalnızlığını çektiğini, insanın ne olursa olsun büyüdüğü yerden kopamayacağını dile getirirken, Mevlana’nın pergel üçgenini anlatıyor. “Pergelin bir ucu doğduğumuz yerdir. Diğer ucunu ne kadar açıp,  genişletebilirsek o kadar şey öğrenebiliriz. Ama pergelin diğer ucundan da kopamayız. O yüzden benim dönüp dolaşıp Antalya’ya gelmemin sebebi buydu” diyor. 

 


“Artık yola çıkmalıyım”

 


Antalya’da olduğu süre boyunca kendini geliştiremediğini düşünen ve çok bunalan Tevke, yola çıkmaya yetecek kadar parası olduğu halde ailesi ve arkadaşlarından dolayı yola çıkamadığını ve amacından saptığını görünce, “ben artık yola çıkmalıyım” demiş. Latin Amerika’ya giderken hiçbir planının olmadığını ve gitmesinin sebeplerinden birinin de vize kolaylığı olduğunu söylüyor. Latin Amerika’nın bir bütün olduğunu, oraya indiğinde uçağa binmeden iki sene boyunca bisikletiyle devam edebileceğini düşünmüş. “Latin Amerika’ya gitmeden önce vize kolaylığı olduğunu biliyordum. Brezilya, Uruguay, Peru, Kolombiya ilgimi çeken ülkelerdi.”

 


“Latin Amerika’yı hissettim”

 


Latin Amerika’ya gitmeden önce insanların Brezilya hakkında kendisine kötü şeyler anlattığını, sürekli çatışmaların yaşandığı bir yer olduğunu duyan Tevke, “çok fazla negatif duygu hissediyordum. Aklım hep en kötüsünü düşünüyordu” diyor. Havaalanına indikten sonra konaklayacağı hostele doğru bisikletiyle otobandan giderken, bir silahlı çatışmanın başladığını, insanların arabalarından inip geriye doğru kaçtığını söylüyor. O sırada ne yapacağını bilemediği için oradan kaçan birisini durdurup kalacağı hostelin adresini sorduğunu anlatan Tevke, “Adam, bana sen benimle dalga mı geçiyorsun? Orada çatışma var sen bana adres soruyorsun, dedi.  Aklım o sırada orada değildi. Orada kalsaydım ya soyulacaktım ya da vurulacaktım. Başka şansım yoktu” diyor.

 


Otobandan çıktıktan sonra tünele ulaştığını fakat o sırada karşılaştığı polislerin kendisine “buradan bisikletle geçemezsin” demesi üzerine Jet Lak olduğu için kendini artık çok kötü hisseden ve devam edemeyeceğini belirten Tevke, polislerin oraya kurmuş olduğu kulübenin önüne matını çıkarıp yatmış. Polisler önce şaka yaptığını düşünmüş, sonra da durumun ciddi olduğunu anlayınca çekici çağırıp bisikletiyle birlikte kedisini hostele kadar bıraktıkları söylüyor. Yaşadığı bu adrenalin dolu ilk günü anlatırken, “Latin Amerika’yı hissettim” diyor.

 


“Hiçbir zaman dışarıdan anlatıldığı gibi değil”

 


Bütün ülkelerde gönüllü olarak çalıştığını söyleyen Tevke, çiftliklerde çalışıyor bazen de kek ve pizza yapıp satıyormuş. O yüzden İnsanın mecbur kalınca her şeyi yapabileceğini düşünüyor. “İnsanlar ne yapıyorsa ben de onu yaptım” diyor. Kendisine çocukken, dışarının anlatıldığı gibi bir yer olmadığını, “Bütün önyargılarım yıkıldı” diyerek söze döküyor.


 
“Uruguay en fazla kalmak istediğim yer oldu”

 


Brezilya’ya hızlı bir giriş yaptıktan sonra orada geçirdiği dört günün sonunda bisikletiyle Rio’dan çıkıp, bir ayını yolda geçiren Tevke, en sonunda çok hızlı yol aldığına karar verip Brezilya’da bir at çiftliğinde gönüllü olarak çalışmaya başlamış. Orada geçirdiği iki ayın sonunda Uruguay’a gelmiş ve orada kaldığı üç ay için “Uruguay, en fazla kalmak istediğim yer oldu.  Güzel yürekli insanlar tanıdım. Küçük bir ülke olmasına rağmen askeri bir yapılanma veya ibadet için bir yer mevcut değildi. Ülkenin çoğunluğunu ateistler oluşturuyordu. Her bakımdan zihinleri açık insanlardı. Mesela akşamları toplanıp, yemek yapıp dans ediyorduk. Temizlikçi olan birisi gelip, piyano çalabiliyor diğeri de çello çalıyordu. Çok sosyal insanlardı” diyor. Uruguay’da küçük komün yerler oluşturduklarını ve herkesin bahçesinde meyve sebze yetiştirdiği hippi köylerdinen bahsederken, “Orada çok keyifli vakit geçirdim” diyor. 


“Bolivya’da üç gün boyunca kayboldum”

 


Çocukluğun ilk yıllarında yaşadığımız kaybolma deneyimini Tevke, Bolivya’ya geçtiğinde yaşamış. Üç gün boyunca nerede olduğunu bilmediğini, “haritada olmayan bir yola girmiştim ve geldiğim yoldan geri dönmek zorunda kaldım” diyerek anlattı. Böyle durumda motivasyon kaynağının ne olduğunu sorduğumda, “Hayatta kalma içgüdüsü” olduğunu aynı zamanda korkunun onu dinç tuttuğunu da ekledi. 

 


“Hiçbir pişmanlığım yok”

 


Tevke, Latin Amerika’da geçirdiği iki senenin ardından biraz dinlenmek ve daha sonra çıkacağı Güney Kore yolculuğuna para biriktirmek için Panama’dan Türkiye’ye dönmüş.  Rutin hayata alışmakta ilk başlarda zorlandığını söylerken, “ilk geldiğim günlerde rahat uyuyamıyordum. Bisikletle yaktığım günlük kaloriyi, burada atacak bir alanım yoktu. O yüzden evi tamir etmeye, odun kesmeye başladım” diyor. Ardından daha fazla duramayıp, döndükten sonra oluşan boşluğu doldurmak için otostopla Van’a gitmiş ve neredeyse bütün Doğu’yu bu şekilde bitirdikten sonra da Antalya’da bir kafede iş bulup, çalışmaya başlamış. Tüm bu serüveninin içinde başına gelen en kötü şeyin ne olduğunu sorduğumda, belli başlı aksiliklerin dışında başına hiçbir kötülük gelmediğini ve hiçbir pişmanlığının olmadığını dile getiriyor. Yakın zamanda çıkacağı Güney Kore yolculuğuna hazırlanırken, daha önceki yolculuklarını kendine yeterliliği doğrultusunda gerçekleştirdiğini ama bundan sonrası için daha plansız olmayı planladığını söyleyen Tevke, şunu da eklemeyi unutmuyor: “para, yola çıkmak için engel değil.”
 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: