Antalya
15.06.2019
A
EĞİTİM
Antalya'nın 50 yıl sonrası bugünün Dubai'si gibi olabilir
Antalya'nın 50 yıl sonrası bugünün Dubai'si gibi olabilir

Büyükşehir Belediyesi proje yürütücülüğünde düzenlenen 'İklim Değişikliği ve Denizlerimiz Festivali'nde Antalya'nın deniz ve kıyılarının iklim değişikliğine adaptasyonu ve küresel iklim değişikliği konuları görüşüldü. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “2070 yılında Antalya'da iki derecelik sıcaklık artışı beklenmektedir. Antalya'nın 50 yıl sonrası bugünün Dubai'si gibi olabilir. Tarımda seralara gerek kalmayabilir" dedi

 


Antalya Kültür Merkezi'nde (AKM) gerçekleştirilen konferanslarda küresel iklim değişikliğinin etkileri başta olmak üzere Antalya'nın deniz ve kıyılarının iklim değişikliğine adaptasyonu, balıkçılık ve iklim değişikliklerinin etik ve ahlaki boyutları başlıklar halinde ele alındı. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu küresel iklim değişikliği üzerine, CNN Türk Meteorolojisti Bünyamin Sürmeli ise iklim değişikliğinin ahlaki boyutu üzerine konuştu.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HEPİMİZİN SORUNU

Küresel ısınmanın dünya için aslında doğal bir süreç olduğunu, asıl sorunun hızlı ısınma olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kadıoğlu, “Sıkça karşılaştığımız hortum, sel, yangın, toprak kayması gibi afetlerin yanında hidro-meteorolojik afetler de yaşanmaktadır. Bu afetlerin başlıca sebebi dünyayı hasta eden mikrop olarak gördüğümüz insanlardır. Dünyada iklim değişikliği dediğimizde, bunu sadece kutup ayılarının sorunuymuş gibi algılıyoruz. Ancak iklim değişikliği sadece kutup ayılarının meselesi değil, tüm dünyanın meselesidir" dedi. 

 

 

SERAYA GEREK KALMAYABİLİR'

Küresel ısınmanın Türkiye ve Antalya'ya yönelik etkilerine ve alınabilecek önlemlere de değinen Prof. Dr. Kadıoğlu şu bilgileri verdi: “Devam eden küresel ısınma ile birlikte özellikle Ege bölgesinde 4 derecelik ısınma beklenmektedir. 2030 yılına kadar dünyada 1 derecelik daha sıcaklık artışı bekliyoruz. Bir derece iki derece diye tabir ettiğimiz ortalama sıcaklıklar genellikle insanlar arasında küçümsenerek karşılanıyor. Bu öyle küçümsenecek bir durum değildir. Hava sıcaklıkları ile halk sağlığı son derece ilişkilidir. Örnek verecek olursak sıcak havalarda insanlar daha fazla ishal olmaktadır. Deniz suyunda yaşanacak bir derecelik sıcaklığın balıkları nasıl kaçırdığını, Akdeniz'e sıcak denizlerden gelen balon balıklarını sıkça duymaktayız. Bu gibi durumlar Antalya'mızı son derece etkileyecektir, tarım sektörü için de bu geçerlidir. 'Bundan 50 sene sonra Antalya'da ne ekeceğiz ne üreteceğiz?' diye bir soru sorduğumuzda, 'Seracılık nasıl değişecek ya da seralara gerek kalacak mı?' diye düşündüğümüzde küresel ısınmanın etkilerini çok daha iyi anlayabiliriz. Bugün bu sıcaklık şartlarında yetişebilen ürünler belki elli sene sonra yetişmeyebilir. Bunun için Uganda'nın kahve üretimi için koruma altına aldığı tarım alanlarını örnek alarak bizim de geleceğimizi planlamamız gerekmektedir."

İNSANLAR ANTALYA'DAN KAÇABİLİR

Değişen iklim şartları ile birlikte turizm sektöründe de değişmelerin yaşanabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Kadıoğlu, “2070 yılında Antalya'da iki derecelik  sıcaklık artışı beklenmektedir. Akdeniz bölgemiz yağışların da azalmasıyla her geçen yıl giderek daha kurak bir iklim haline gelmektedir. Bu da su sorununu beraberinde getirecektir. Şu anda Mayıs ayında yapılan tarımsal sulama 2070 yılında Mart ayına gerileyecektir. Yani daha erken sulama yapmanız gerekiyor. Az yağış çok buharlaşmada kaçınılmaz olarak bu sonuçları doğuruyor. Daha fazla ısınan deniz suyunun yanında artık kışları da kurak geçen bir Antalya'nın 50 yıl sonrası bugünün Dubai'si gibi olabilir. Dubai'de turizm sıcak ve kurak yaz aylarında değil daha serin olan aylarda gerçekleşiyor. Neden? Çünkü insanlar o sıcaklara dayanamıyor. Benzer bir durum güney sahillerimizde de yaşanabilir. Artık insanlar yaz aylarında güney sahillerini değil daha serin olan yaylaları ve bölgeleri seçecektir. Bu durumda turizm anlayışının değişmesi anlamına gelmektedir" ifadelerini kullandı.(DHA)

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: