Antalya
14.06.2019
A

Geçenlerde, Düzlerçamı’nda bir babanın, önce 2 yaşındaki oğlunu, ardından da kendisini ağaca asarak canına kıydığını duyduktan sonra hayatta hiçbir şeyin anlamı kalmıyor. Bir insanın kendi canına kıymasını çok duyuyor, şahit oluyoruz. Ancak önce 2 yaşındaki bir meleği, ardından kendini asmasını kabul edemiyor vicdanlar. Boğazlar düğümleniyor, kelimeler bitiyor.
Hayat zor. Hem de çok zor. İşsizlik, ekonomik sorunla, ailevi çatışmalar, toplumsal kutuplaşma… Gerekçe üretmek istersek alternatifleri çoğaltabiliriz. Ancak hiçbir gerekçe yüreklerde yanan ateşi söndürmüyor.
Hayatın zorlukları bazen insanı böyle çıkmazlara götürürken, bazı hikayeler de bambaşka yerlere gidiyor.
Mesela...
Bir insan düşünün. 5 yaşındayken babasını, 11 yaşındayken de annesi kaybediyor.  Çocuk yaşta hem yetim, hem öksüz kalıyor. Anneannesi ve dedesi tarafından büyütülen bu çocuk, sadece birkaç ay okula gidebiliyor ve 8 yaşındayken çalışmak zorunda kalıyor. Bir gemide bulaşıkçılık yaparken okuma merakı gelişiyor ancak okuyamıyor. Hayatın omuzlarına yüklediği yükü taşıyamayınca 19 yaşındayken intihar girişiminde bulunup, ölemiyor. Ölmeyi bile beceremeyince çok sayıda iş değiştirmesine rağmen, çalışma hayatında bir türlü başarılı olamıyor. 24 yaşına girdiğinde bir gazetede çalışmaya başlıyor. 3 yıl sonra yazdığı bir öykü ile ünleniyor ve takip eden yıllarda dünyaca ünlü bir yazar oluyor. 26 erkek ve bir kız öyküsü yayınlıyor. 
Tüm Dünyada hâlâ okunan ve klasik haline gelmiş eserleri bugün de ellerden düşmüyor.
Hamuru acı ile yoğrulan, ölmeyi bile başaramayan bu karakter, hayatının son günlerine de acılar sığdırıyor. 67 yaşındayken oğlunu kaybederek belki de acıların en büyüğü olan evlat acısını tadıyor. Bu acıya fazla da dayanamıyor ve 1 yıl sonra ölüyor.
83 yıl önce bugün, yani 14 Haziran 1935’te şüpheli bir şekilde bu dünyadan göçüp gidiyor.
Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov. Rusça’da ‘yoksulluk’ ve ‘acı’ anlamına gelen Gorki ismini kullanır. Bilinen ismi ile MAKSİM GORKİ.
Bugün hâlâ ellerden düşmeyen ‘ANA’ romanının yazarı.
Birçok kişiye göre, Rus edebiyatının son başarılı temsilcilerinden. 
Yaşadığı acılar, onu çocuk ve genç yaşta hayattan koparamıyor. Tüm bu acıları yaşarken, Sovyet rejimine karşı yaptığı muhalefet nedeni ile defalarca tutuklanıp cezalandırılıyor.
Hem yoksulluğu, hem acıyı sonuna kadar yaşayan Rus yazarın ölümü hâlâ şüpheli. Öldürülmüş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ancak Gorki’nin intihar etmediği kesin.
‘ANA’ gibi bir şaheserin sahibine de intihar yakışmazdı.
Tıpkı 2 yaşındaki oğlunu astıktan sonra kendi yaşamına son veren baba gibi.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok