Antalya
28.05.2019
A

Bugün bütün gazetelerin birinci sayfalarında, Başkan Muhittin Böcek’in DHA’ya verdiği röportaj vardı. Çok detaylı olarak gerçekleştirilen röportajı hemen hemen bütün gazeteler aynı pencereden ele almışlardı. Muhittin Böcek’in kamuoyundaki gerilimi gidermeye dönük açıklamaları, “Cumhurbaşkanı’nı karşılamaya giderim”, “Derman olmaya geldik”, “Sürgünler dönüyor”, vb. manşetlerle öne çıkarılmıştı.
Röportajı detaylı incelediğinizde de sürgündeki işçilerden Konyaaltı Sahil Projesi’ne, Altın Portakal Film Festivali’nden hafif raylı sisteme kadar merak edilen tüm sorulara yanıt bulabiliyorsunuz. İşin aslı, insanın içini açan, Başkan Böcek’e duyulan güveni artıran ve Antalya adına umutlar taşıyan bir metin ile karşı karşıyayız. Seçimlerden bugüne geçen 45 günlük sürede de, bir yandan belediye süreçlerine hakim olma ve karar alabilmek için gerekli bilgilendirme süreci, bir yandan yeni yönetim kadrosunu oluşturma içerisinde Muhittin Böcek’in iki hamlesi, kamuoyundaki imajını güçlendirdi ve desteğini artırdı. Birisi, herkesin beklediği belediye binasında “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresinin asılması, diğeri de yıllardır kangrene dönen ve her dönemde şikayetlerin ayyuka çıktığı Cumhuriyet meydanındaki faytonların kaldırılması. Bu iki küçük ama etkileri büyük adım ile Muhittin Böcek destekçilerinin sayısını artırdı. Toptancı halleri ile çözüm önerileri, “Halk” ile başlayan projelerinin başlangıcı için çalışmaların sürdüğü, bütün ilçelerde belediye başkanları ile uyumlu çalışacağı bilgileri de diğer olumlu adımlar.
Kısacası Muhittin Böcek, Büyükşehir Belediye Başkanlığına gelirken, dersini çalışmış bir öğrenci fotoğrafı veriyor.
Ama bu fotoğrafta ciddi bir eksik var. Hem de çok ciddi.
Biliyorsunuz. Antalya doğası, Türkiye’nin en özgün bölgelerinden birisidir. Endemik bitki çeşitliliğinin çok fazla olduğu, yeraltı ve yerüstü sularının zenginliği, bölgede yetişen ürünlerin zenginliği ile sayılı coğrafyalardan birisi olan Antalya, üzerinde yaşayanlara bu çeşitliliği koruma görevini de yüklemektedir.
Geçmişten bugüne yönetimler Antalya’nın kalkınmasını planlarken meselenin çevre boyutunu ele almadıkları ve bu konuda duyarlı davranmadıkları için ciddi kayıplara uğrayan Antalya, artık bu konudaki tahribatın giderilmesi ve yaraların sarılmasını bekliyor. Gazeteci Yusuf Yavuz’un geçtiğimiz günlerde gazetemizde manşet olan Alara Vadisine yapılması düşünülen HES için “Bu vadiye HES yapmaları için cesedimizi çiğnemeleri gerek” diyen vatandaşların haberi bile konunun vehametini sergiliyor.  
Tam sayısını bilmemekle birlikte, aktif ya da pasif durumda bulunan 1000’in üzerindeki taş ocağı, yakın gelecekte bugün ormanları ile seyrettiğimiz ve mutlu olduğumuz dağlarımızı yarın çorak şekilde göreceğimiz tehditini içinde barındırıyor. HES’ler ise, halihazırda kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığımız göllerimiz üzerinden konunun vehametini hatırlatıyor. 
Demem o ki, Muhittin Başkan umarım yakın bir zamanda bir de Antalya ve çevre çalışmaları ile ilgili bir toplantı düzenleyerek bizi bilgilendirir. Çünkü çevre sorunları artık insan ve kent yaşamını tehdit eden birinci derece sorunlar arasına girmiş bulunuyor.
Muhittin Böcek’in, gelecek adına umut verecek çalışmalara imza atacağını söylerken, çevre konusunda duyarsız kalacağını düşünmek, hayatın olağan akışına aykırı bir durum olacaktır.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok