Antalya
20.05.2019
A

6 Mayıs günü İstanbul seçimlerinin yenileneceğini duyduğumuz anda hepimizin aklına 7 Haziran – 1 Kasım tarihleri arasında yaşanan süreç geldi ve içimizden bir ‘eyvah’ dedik. Çünkü 2015 yılındaki iki seçim arasında tahammül sınırlarını zorlayan acılarla baş başa kalmıştık. ‘Yine mi?’ sorusu kafamızı kurcaladı durdu. Ardından Yeniçağ Yazarı Yavuz Selim Demirağ’a saldırı ve İmamoğlu’na desteğini açıklayan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘manevi’ kızının bıçaklanması geldi. Son olarak da Antalya’da, Akdeniz’de Yeni Yüzyıl Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İdris Özyol sokak ortasında saldırıya uğradı. Kısacası, korktuğumuz dinamikler işbaşındaydı ve bu sefer farklı bir yöntem seçmişlerdi. Tek tek saldırılar ve bu saldırılar üzerinden toplumu terörize ve kriminalize etme hedefleyen bir süreç işliyordu.
Ancak bu süreci hazırlayan toplum mühendisleri bir şeyi hesap etmemişlerdi. Şimdi üzerinde oyun kurmaya çalıştıkları toplumsal dinamik, 2015 yılındaki ile aynı değildi. O tarihten bugüne kıl kapıyı kaybedilen bir referandum, AKP’nin, ancak MHP ile birlikte varlığını sürdürebilme noktasına geriletildiği bir genel seçim ve yine AKP’nin başta 3 büyükşehir olmak üzere bir çok yerde kaybettiği bir yerel seçim süreci geçilmişti. Kısacası, AKP iktidarına karşı artık dağınık olmayan ve örgütlülük çizgisine ulaşmaya başlayan bir muhalefet vardı. Bu hareket YSK’nın, ‘hayır’ oyu veren 4 üyesi, aralarında Gaziantep, Manisa, Niğde, Kütahya, Osmaniye gibi Cumhur İttifakının seçim kazandığı iller olmak üzere, 50 il barosunun YSK’nın kararına karşı bildiri yayınlaması, TÜSİAD, ANSİAD gibi sermaye çevrelerinin de desteklerini yanına almaya başlamıştı.
İşte İdris Özyol saldırısı, tam da bu ivmenin içinde gerçekleştirilince, Antalya kamuoyu birden kendisini beklemediği bir sınavın içinde buldu. Tamamen reflektif olarak gelişen tepkiler, Antalya’nın ülke genelindeki yarılmanın neresinde durduğunu gösterecekti.
Saldırının gerçekleştiği 17 Mayıs akşamı hastane ve karakol önünde toplanan ve İdris Özyol’a desteğe gelen kalabalığın bileşeni, tepkinin ilk sinyaliydi. Siyasi görüşleri olursa olsun;  gazeteciler,  siyasi partiler, kitle örgütleri bu aşamada İdris Özyol’un yanında yer almıştı. İlk viraj başarı ile aşılmıştı. Ertesi gün, 18 Mayıs’ta da Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şubesi, bütün siyasi partilere, meslek odalarına ve barolara, demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulunarak Akdeniz’de Yeni Yüzyıl Gazetesi önünde bir basın açıklaması örgütledi. Açıklama hem sayısal katılım, hem de temsil gücü olarak bir gösterge olacaktı. Nitekim CHP milletvekili Rafet Zeybek, İyi Parti İl Başkanı Ahmet Aydın, DİSK, KESK, Eğitim-Sen, Eğitim-iş, ADD gibi aralarında ciddi farklar olan örgütler, ‘ama’sız, ‘fakat’sız bir araya gelerek ÇGD öncülüğündeki bu açıklamaya en yüksek temsil gücünde destek verdiler.
Basın açıklamasındaki temsil gücünün bir diğer yansıması, İdris Özyol’a gelen destek telefonlarındaydı. Kendisinin de sosyal medyada yazdığı gibi, kurumsal düzeyde, MHP dışındaki istisnasız bütün partiler, yerel ve ulusal düzeyde bütün demokratik kitle örgütleri, barolar, odalar peşpeşe İdris Özyol ile dayanışma mesajlarını ama telefonla ama açıklamalarla ifade ettiler.
Ülke genelinde sahneye konulan büyük oyunun Antalya izdüşümü olan İdris Özyol saldırısına Antalya tam da kendisine yakışan netlik ve güzellikte cevap veriyordu. Ülkücülerin vurucu güç olarak kullanıldığı ve şiddete vardırılan kutuplaştırma politikalarına Antalya, bütün bileşenleri ile “bu oyunu bozacağız.” diyordu ve bunu tek bir yumruk olarak söylüyordu. Özetlersek, hedeflenenin tam tersi bir sonuç ortaya çıkmıştı. 
Daha önce de yazmıştım. Ülkemiz bir narkozdan uyanıyor, kendisine geliyor. Bu kendine gelme sürecinde de tarihsel köklerine yaslanarak şerden hayır üretiyor.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok