Antalya
17.05.2019
A

1 Ocak 2015...

Körfez gazetesine adımımı attığım ilk gün. 

Akdeniz Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü son sınıf öğrencisiyim o zamanlar. Yoğun bir iş arama sürecinin ardından Körfez gazetesinde ‘stajyer muhabir’ olarak başladım işe. Çocukluğumdan bu yana hayalini kurduğum, hayat çizgimle paralel olan muhabirliğin özgür ruhunu kasıp kavuracak bir ateş var içimde; yerimde duramıyorum. Derken İdris ağabey, odasından çıkarak haber merkezine geldi ve “İlk haberini yaz bakalım” dedi.  Böylece gazetedeki ilk haberim 2 Şubat’ta çıkmıştı.

Şimdi arkama baktığımda meslekte ve gazetede 4 seneyi geride bıraktım.  Hayatımdaki en verimli, ufuk açıcı, ruhumdaki ve düşüncelerimdeki dönüşümün hız kazandığı bir süreçti benim için. Bu süreçte İdris ağabeyden iyi bir gazeteci olmanın en iyi yolunun pratik, akılcı ve cesur bir muhabir olmaktan geçtiğini öğrendim.  Haber istihbaratının bir muhabir için olmazsa olmaz olduğunu, bunun için gerekli alt yapının sağlam olması gerektiğini öğrendim. Tüm teknik bilgileri bir köşeye bırakalım. Çünkü teknik bilgileri kendini gazeteci olarak tanımlayan herkes öğrenebilir. Ama gazetecilik ruhunu, ahlakını, onurunu çok az kişi yüreğinde taşır.

İşte İdris ağabey de ‘çok az’ diye tanımlayabileceğim nadir insanlardan biri. Ben İdris ağabeyden,  çevremdeki mesleği bırak serzenişlerine kulak kapatarak, ruhumdaki gazetecilik aşkının yaşım kaç olursa olsun nasıl sönmeyeceğini öğrendim.  Halkın haber alma özgürlüğüne adanan bir hayatın sorumluluğunu, cesaretini, mütevazılığını öğrendim. Gerçeği savunduğun sürece başın dik olarak tüm tehditlere, karalamalara karşı nasıl dik yürünebileceğini öğrendim.  Yeri gelir, arkanda kimse olmaz; buna rağmen yine de kaleminle güç verdiğin insanların varlığı ve vicdan yüküyle nasıl kalabalık olunulabileceğini öğrendim.  Sokakların ketum, tehlikeli dilini kalemimle nasıl yumuşatabileceğimi, adalet arayanların sesini nasıl yükseltebileceğimi öğrendim.  Kısacası ben İdris ağabeyden başarılı, cesur, yılmaz bir muhabir olmayı öğrendim.  İşte bu yol haritası ile geçen 4 senede bunu başarabildiğimi düşünüyorum. 

Bunları neden mi anlatıyorum;

Kendi gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan eden,  farklı fikirleri kaba kuvvet yoluyla yok edebileceğini zanneden,  sözüm ona kendini bu ülkenin tek vatan evladı olarak nitelendiren zihniyetin gençlere kadar tebelleş olması beni çok rahatsız ediyor. İdris ağabeye saldırı görüntülerini izlediğimde videoda gördüğüm 20- 30 yaş aralığında değişen 3 genç, İdris ağabeyi darp ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı yoldan yürüyüp gidiyor. Yüzleri tam olarak seçilmese de vücut dili bazen bize ipuçlarını veriyor.  Ne bir telaş, ne de bir korku var tavırlarında. Tam aksine babaları yaşındaki bir adamı dövmenin gururu var sanki hal ve hareketlerinde. Daha 25 yaşlarındaki bu gençler, sözüm ona ‘vatan aşkı’ kisvesi altında belki de yumruk sallayana kadar hakkında hiçbir şey bilmedikleri bir insanı öldüresiye dövecek kadar nefret dolu.  Oysa İdris ağabeyin bir çayını içmek istese ve derdini çay sohbetinde anlatsa, belki de sevecek bile. Yukarıdaki deneyimlerini de bu yüzden anlattım.

İdris ağabeye bu saldırıyı kimlerin yaptığı henüz belli değil. Bir siyasi partinin ilçe başkanı işaret ediliyor; ancak kendisi yapmadığını, yapsa söyleyeceğini belirtiyor. Doğrudan emir verildi mi yoksa gençler bunu kendine vazife mi edindi bilemem; ama dolaylı olarak kendinden olmayanı ez geç emri çok öncelerden verildi.  Siyasi iktidar başta olmak üzere bu ülkenin yöneticilerinin kullandığı nefret söylemi, ötekileştirme, ayrıştırma bu ülkede yaşayan insanları birbirine düşman etmeye yetti.  CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile başlayan şiddet sarmalı, ceza almadıklarını gören eli maşalı kesimlerce artarak devam ediyor.  Ülkenin bütün kurumlarının içinin boşaltıldığı, yargıya güvenin yok edildiği dönemde kendi adaletini sağlamaya çalışmak çok tehlikeli bir hale geldi. Bu yüzden sorumluların bulunarak cezalandırılması bu olayların bir daha yaşanmaması için önemli. Gazetecilere yönelik saldırıların cezasızlık yoluyla teşvik edilmesi kabul edilemez. 

Bugün İdris ağabeyin başına gelen olayda, gazetecilere yönelik saldırının yanı sıra dikkat çeken en önemli konu nefret ile yetişen tehlikeli bir gençliğin var olması. Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği ülkemde, sorunun çözüm yolunu şiddette bulan, belinde silah ile gezmeyi marifet bilen gençler yetiştiriyoruz.  Lütfen bu saldırıyı yapan, yaptıran veya ‘oh olsun’ diyen herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli. Çünkü bizim asıl beka sorunumuzun nefret ile yetişen gençlerimiz...

Paylaş
ETİKETLER:
Yok