Antalya
14.05.2019
A

SOMA...
301 işçinin canına mezar olan, çocukları yetim, eşleri gözü yaşlı bırakan topraklar... 
Anaların ağzında bitmek tükenmek bilmeyen ağıt olan kömür karası facia...
Hayatlarının büyük bölümünü güneş ışığına hasret geçiren, bir avuç ekmek için çalıştıkları toprağın altından çıkamayan 301 maden işçisinin hayatlarını kaybetmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliamın yaşandığı hafta, bir grup arkadaşla gittiğimiz Soma’da şahit olduklarım hafızamda hala taze. Madende sadece Soma’da ikamet edenler değil, çevre illerin köylerinde yaşayanlar da çalışıyordu. Öyle ki, maden katliamında en çok kaybı İzmir’in Kınık ilçesine bağlı Köseler (15 maden işçisi) ile Alevi nüfusu ağırlıklı olan Elmadere( 11 maden işçisi) köyleri verdi. 


Soma’dan Köseler köyüne giderken Kınık ilçesine kadar asfalt olan yollar, köye dönen sapakta tozu dumana katmaya başlıyor. Tamamı toprak olan yoldan yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuğun ardından 15 maden işçisinin hayatını kaybettiği Köseler köyüne ulaşıyoruz. Yan yana 15 mezar karşılıyor bizi. Üzerlerine dikilmiş rengarenk çiçekler, bağlanmış çaputlar... 


Küçük tepeler ile çevrilmiş, yemyeşil arazisi olan 400 nüfuslu bir köydü burası. Neredeyse her bir evin duvarında da bayrak asılıydı. Köyde neredeyse her aileden bir kişi madende çalışıyor ve yaş ortalaması 25- 35 arası değişiyordu. O yüzden 15 maden işçisinin hayatını kaybetmesi her eve düşen bir ateş parçasıydı. Köy meydanına kurulan koca masalar, dökülen lokmalar ile her evden yükselen ağıt sesleri karşılıyordu bizi.  


Hayatımda ilk kez, yaşlı bir kadının madende kaybettiği oğlu ve damadı için yaktığı ağıta şahit oluyordum.
“Yanam ben, yanam...
Yetim kaldı, çocuklarım...
 Ölem, ben ölem
Dayanmaz yüreğim, ateş bağrım” sözleri kulağımda hala... 

****** *****

Evren Sarı; 6 senedir madende çalışıyordu. 


Ailesinin geçimini sağlamak, çocuklarını okutmak için her gün 4 saat yol giderek yerin altında çalışıyordu. Şennur adında 9 yaşında güzeller güzeli bir kızı vardı. Şennur babasını çok sık göremiyordu ama onunla geçirdiği zamanlarda en çok keyif aldığı yeni yeni öğrendiği el yazısı çalışmasıydı. Şennur, devamlı büyük yazıyor, babası da onu küçük yazması konusunda uyarıyordu. Şennur için babasını kaybetmek,  hayat savaşında komutansız kalmak gibiydi. "Ben senin yaşındayken" diye başlayan cümlelere hasret bir ömür, "bizim başımızda babamız yoktu" diye başlayan cümlelerin kurulacağı koca bir hayat demekti. Şennur ile karşılaştığımda elinde babasına yazdığı ‘CANIM BABAM” başlıklı mektup vardı. Babasının öldüğünü biliyordu; onu bir daha göremeyeceğini de... Küçük bir çocuğun ölmüş babasına yazdığı mektupta şunlar yazıyordu: “Biz sana her gün bakmaya geleceğiz, sen de üzülme tamam mı babacığım. Küçük yaz demiştin ya, yazıyorum babam. Seni çok seviyorum.” Şennur şimdi 14 yaşında bir genç kız oldu. Babası için hayal ettiği adalet hala sağlanmadı. Şennur gibi birçok çocuk, SOMA’nın yetim çocukları şimdi.


Madende hayatını kaybedenlerin en büyüğü 50 yaşındaki Mehmet Yetim’di. 


Emeklisine 3 sene kalmış, primlerini tamamlamak için girmişti madene. Nişanlı olan kızının evlilik masrafları için para lazımdı, çalışmak zorunda kaldı. O yaşına rağmen madende çalışmaya dayandı yorgun kalbi. “3 sene sabredin, bırakacağım” diyordu ailesine ama olmadı. Maden katliamından 15- 20 gün önce madende bir şeylerin ters gittiğini, madenin olduğundan daha sıcak olduğunu söylüyordu. “Yetkililere bildirdik ama bir şey yapmıyorlar. Öldürecekler bizi böyle giderse” diyordu. “Facia bile bile geldi” demişti ailesi. Aradan geçen 5 sene, o aile için babasız, çınarsız geçen bir ömrü anlatıyor. Kısacası, 301 madenci fıtratlarında olduğu için değil, ihmaller zinciri yüzünden öldü.
Köseler köyünden Elmadere köyüne geçtik. Alevi köyü olan Elmadere, 11 madencinin kaybıyla yıkılmıştı. Öyle ki ö dönemde maden katliamın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen hiçbir devlet yetkilisi köye gelip başsağlığı dilememişti. Köseler köyünde ne anlattıysam, Elmadere’de de aynı acıya şahit oldum. SOMA, HAYATLARA MEZAR OLDU. 


Maden katliamında hayatını kaybeden madencilerin aileleri, yaşam mücadelelerine devam ederken, hukuk savaşları ise 5yılın sonunda adaletten yoksun bir kararla sonuçlandı. Olaydan 11 ay sonra, 13 Nisan 2015 yılında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan davada, 5'i tutuklu 51 sanık yargılandı. Tutuklu sanıklar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik ve Maden Mühendisi Ertan Ersoy hakkında yerel mahkemenin verdiği 15 ile 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarını İstinaf onadı. Ancak, Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan beraat ederken, Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ise serbest bırakıldı. Adaletin terazisinde yine zenginler yoksullara karşı ağır bastı. 


Türkiye’nin yaşadığı en büyük iş cinayetlerinden olan ve 301 madencinin hayatlarına mal olan bu olay, bir ders çıkarmamızı sağladı mı dersiniz?  Sesleri duyar gibiyim ama ben yine de bu sorunun cevabını rakamlara bırakmak istiyorum. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin basından ve meslek örgütlerinden elde ettiği verilere göre, 2019’un ilk 3 ayı dâhil olmak üzere son 5 senede iş cinayetlerinde 9 bin 903 işçi hayatını kaybetti. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok