Antalya
10.05.2019
A

Özel Öğretim Kursları kapatılacak diye dersanelerin yoğunlaştığı mahallerdeki esnaf veryansın ediyordu ki, kursların kapatılmasının iki yıl daha ertelendiği haberi yayılmaya başladı. 

Dersaneler sayesinde para kazanan işletmesini kapatmayı veya devretmeyi düşünenler de frene basıverdiler. Kolay değil; sadece Üçkapılar çevresinde belki 300 esnaf, öğrencilerin varlığıyla geçiniyor. Lokantalar, büfeler, kırtasiyeler, kafeler ve çeşitli işler yapan birçok esnaf… 

Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama da yapılmadı ama muhtemelen bir yerlerden bir bilgi sızdı. Dersanelerin kapanması işi bir kere daha ötelendiği konuşuluyor. 

Hükümetin Özel Öğretim Kurslarının faaliyetlerine son verme yönündeki yaklaşımı, eğitim sektörü kamuoyunda da çeşitli yönleriyle uzun süredir tartışılıyor. Sektörde çalışan yüzbinlerce öğretmenin akıbeti; sınava hazırlanan öğrencilerin sınavla ilgili çalışmaları ve kişisel gelecek kaygıları; veliler açısından çocuklarının öğrenim hayatının maliyeti; sektörde yatırım yapmış yüzlerce işletmenin durumu, bu tartışmaların öne çıkan başlıkları oldu. 

Tabi meseleye bir de milli eğitim çerçevesinden bakmak gerekiyor; Özel Öğretim Kurslarıyla ilgili ulusal menfaatimiz hangi yöndedir? Kapatılması mı gerekir? Yoksa belli bir disiplin altında faaliyetlerine devam etmeleri daha mı evladır? Ya da serbest piyasa ilkeleri doğrultusunda isteyen istediği gibi işletme açsın, istihdam yaratsın, çalışsın demek mi gerekir?

KURS İŞLETMELERİNDEN FARKLI YÖNELİMLER


Kuşkusuz işin içinde olanlar her yönüyle bakıp düşünüyorlardır. Ancak Bakanlığın meselenin çerçevesini çizen net bir açıklaması olmadığı için, herkes belirsizlik içinde bekleyişini sürdürüyor. 

Bu süreçte; yeni adıyla özel öğretim kursu, eski adıyla dersane sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların tavırları da alabildiğine çeşitlendi! 

Kimi, ilk Bakanlık açıklamalarına dayanarak 2019-2020 sezonu için kayıt almama kararı aldı ve hazırlıklarını ona göre yaptı. 

Kimi dersaneler, hiçbir şey olmamış gibi kayıt aldılar ve mevzuattaki değişikliğe göre davranmak üzere yollarına deva ettiler. 

Hatta, bütün bu söylentilerin doruğa çıktığı günlerde yeni dersane işletmesi açanlar oldu!

Mevcut işletmelerini kapatanlar da oldu. Onca yatırım; krediler, borçlanmalar işletmecinin sırtına yüklendi ve onca itina, onca emek boşa gitti. Bu işletmelerle sözleşme yapan öğretmenler de aynı belirsizliğin kurbanı oldular, oluyorlar. 

REKABET ŞARTLARI ZORLAŞTI
Dönüşüm tercihi yapanlar da çok zorlu dönemler geçirdiler veya geçiriyorlar. Koleje dönüşenler hatırı sayılır miktarlarda (çoğu borçlanarak) para harcadılar. Harcadılar ama kolej idare etmek de bundan 3 yıl öncekine nazaran belki 5 kat zorlaştı. 

Sadece Antalya’da kolej sayısı 358’i buldu. Bunların arasında aynı kompleks içinde ortaokul ve lise olarak açılanlar da var ama sayı yine de muazzam bir hızla artıyor. 

Dolayısıyla rekabet süreçleri de hiç olmadığı şekilde ilerliyor. Alışılmadık rekabetçi davranışlar; iyi öğretmenleri transfer etmek için yapılan ilginç teklifler; veliyi ikna etmek için edilen vaatler; fiyatlandırma politikalarında oluşan ve aralarında uçurumlar olan seçenekler havalarda uçuşuyor… 

Öğretmen transferi ve okulda lüks kategorisinde sayabileceğiniz konfor çabaları yüzünden batan işletmeler oldu. 

Sektördeki işletmelerin büyük hassasiyetle yürütülmesi gereken işletmeler olduğunu; kendine özgü hassasiyetleri olduğunu ve özel öğretim işletmelerinin en küçük gevşemeyi kaldırmayacak işletmeler olduğunu bilmeyen ve kuruluşun gelirlerini başka mecralarda değerlendirmeyi düşünenlerin akıbeti de aynı oldu. 

SEKTÖRÜN ÖRGÜTLENMESİNİN ZAMANI GELDİ


Bütün bunları aynı fotoğrafın içinde görüp değerlendirdiğimizde, bizim ilk gördüğümüz husus; sektörün dağınık yapısı oldu. 

Özel öğretim kurumlarının örgütlenmesi gerekir. 

Bize göre ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde faaliyet gösteren kolejler ve dersanelerin aynı çatı altında örgütlenmesi mümkündür ve daha doğru olan seçenek budur. Paydaşların birlikte kuracağı bir dernek, kendi içinde dersaneler komisyonu, kolejler komisyonu gibi çalışma grupları oluşturabilirler. 

Böylece bir güçbirliği yaklaşımı ortaya konmuş olur. Bugün kamu inisiyatifi başta olmak üzere; tedarikçiler de dahil sektörün karşı karşıya geldiği her yapıyla tek elden, tek ağızdan ilişkilenme ihtiyacı hiç olmadığı kadar hayati değer taşıyor. 

Özel öğretim sektörün için örgütlenmek demek sadece dersane ve kolej patronlarının bir araya gelmesi demek değildir; dernek üyesi kuruluşlarda çalışan personel ve hatta veliler de dahil; ilgili, ilişkili herkes adına tek ses olarak konuşabilecek bir yapı kurmak demektir. 

Türkiye’de bazılarımızın adını bile duymadığı en küçük sektörler bile örgütleniyor, değerli okurlar. Biz örgütlenmekle ilgili rekabet süreçleri dışında bir engel görmüyoruz. Umarız rekabet süreçleri mevcut durumun değişmesine engel olmasın çünkü kaybeden sektör oluyor. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok