Antalya
07.05.2019
A

Dün 6 Mayıs'tı. Bu coğrafyanın kaderidirDüğünü de cenazeyi de birarada yaşamak. Hem hıdırellezi kutlayıp da hem de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anmak da coğrafyamızın bize bu anlamda hediyesidir. 

Torosların ihtişamlı gölgesinde yaşayan bizlerçoğu zaman bu ihtişamın yaslandığı tarihsel biirikimi unuturuz. 6 Mayıs o tarihi bize yeniden hatırlatması açısından da anlamlıdır. Zira Deniz Geçmiş ve arkadaşları kimliğinde özdeşleşen bu mücadelenin önemli ayaklarından birisidir bu coğrafya. 

500 yıl önce Şahkulu İsyanına sahne olan bu topraklar1960'larda da toprak işgallerine ve ağalık düzenine karşı isyanın merkezi haline gelirElmalı'da yaşayan köylüler'toprak işleyenin su kullananındiyerek eylem başlatırlar. 

Gazeteci Yusuf Yavuz'un anlatısı ile olayların başlangıcı şu şekildedir. 

"Beyler, Bayralar, Karamık, Sarılar, Taşağıl, İslamlar, Eymir, İmircik ve Yuva köylerindeki topraksız köylüler, taşkın arazileri ekerek varlıklarını sürdürme mücadelesi verirken, köylülerle ağalar arasında uzun süredir derinden seyreden toprak kavgası da yavaş yavaş yüzeye çıkmaya başlayacaktır. İlk kıvılcım ağaların köylülerin ekili arazilerini traktörlerle ezmesiyle patlak verir. 1967 Ağustos’unda, Avlan Gölü kıyısında jandarma eşliğinde hasat etmeye hazır ekinleri ezen traktörler kısa sürede yüz binlerce liralık mahsulü ‘telef’ eder. O günlerde Elmalı otobüs garajında otobüsçülük yapan Yusuf Karacaoğlu tanık olduğu bu olayı şöyle anlatıyor: “Bir gün Isparta’dan komando birlikleri geldi. Askerler köylüleri kontrol altında tutuyorlardı. Ağaların adamları traktörlerle mahsulü ezdiler. Öyle güzel bir mahsul vardı ki, buğday tarlasına giren traktörlerin yalnızca egzos boruları görünüyordu!" 

Dönemdevrimci yükselişin ivme kazandığı dönemdirGençlik ülke sorunları ile yakından ilgilenmekteeylemlilik sürecinde bulunmaktadırElmalı olayları da gençliğinilgi alanındadır. 

"Elmalı’da köylülerin toprak işgali yaptığını haberini alınca SBF’deki öğrenci cemiyetinde değişik fakültelerden öğrencilerle bir araya geldik ve köylülere destek vermek için bölgeye gittik. İlk giden grup bizdik. Sanıyorum 6-7 kişiydik. Önce Antalya’ya ulaştık, ardından Elmalı’ya gittik. Sonra bir köye ulaştık. Biz öğrenciler olarak önce köylülerle konuştuk, toplantılar yaptık. Birkaç gün kaldık orada. Sonra ilginçtir ağalar bizimle görüşmek istediler. Ağaların köyde bir konağı vardı. Subaşılar’dı sanıyorum. Ağa bir gece bizi konağında yemeğe davet etti, gittik. Galatasaray Lisesi’nde mi yoksa Avrupa’da bir kolej de mi okumuştu tam anımsamıyorum; bir oğlu vardı ağanın. Bizi misafir ettiler. Osmanlı döneminden kalma tapular çıkarıp gösterdiler, ‘buralar bizimdir’ diye. Ama en önemlisi, hem ormanlık alana hem de Avlan Gölü’nün bulunduğu alana sahip çıkıyorlardı. Biz o zaman köylülere dilimizin döndüğü kadar yardımcı olmaya çalıştık. Onlara hem hukuki destek hem de moral desteği vermek anlamında yanlarında olduk. O dönemde Türkiye’de oluşan hava müthişti. O günleri bugün kavramak mümkün değil. Köylüler bizi çok güzel ağırladılar. İlginçtir, 1967 yılında jandarma köylüye karşı çok yumuşak ve ilgili davranıyordu. Ancak bir süre sonra oradaki jandarma komutanını görevden almışlar, sonradan duyduk. Elmalı’dan döndükten sonra bölgedeki olayları ele alan bir rapor hazırladık.” 

Bu olay sadece gençlik içerisinde değilülkenin her kesiminde geniş yankı bulur ve tarihimize "Elmalı Olaylarıolarak geçer. 

Demem o kiDenizleri Antalya'da anmakŞahkuku isyanından Elmalı Olaylarına bu cığrafyada yaşayan direniş ruhunu anmaktırMetin Demirtaş'ın dizeleri ile 'topraktan öğrenipkitapsız bilenleresaygı duruşunda bulunmaktır. 

Bizim de halkımız vardır Che Guevara/ Unutulmuş uzak tarlalar yalazındaSazıylatürküleriyle kardeşliğe vurgunBütün ulusların halkları gibiVe yalnız büyük fırtınalarda kımıldayanBizim de halkımız vardır Che Guevara 

Metin Demirtaş 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok