Antalya
30.04.2019
A

Yakın çevremdeki herkes benim “gazeteci” sıfatını kullanmaktan özenle kaçındığımı bilirler. Kaçınırım, çünkü bazı sıfatları kullanmak, birikim, donanım hepsinde önemlisi de tarih gerektirir. Benim kendime “gazeteci” sıfatını kullanmayı hak görmem, Ahmet Dökdök, Abdullah Yalçın, Ebru Küçükaydın, İdris Özyol gibi isimlerin bulunduğu ortamda en hafif tanımı ile hadsizlik olur. Bunları neden mi yazdım. Benim özenle kullanmaktan kaçındığım bu sıfatı, okurların, konunun detaylarını bilmemeleri nedeni ile benimle özdeşleştirmeleri ve buna bağlı beklenti oluşturmaları, böylesine bir girişi zorunlu kıldı. Bilirsiniz gazeteci aynı zamanda elçidir. Toplumun çeşitli kesimlerinin talep ve beklentilerini ilgili yerlere ulaştırmakla görevlidir. İşte bana da bugün böyle bir görev tevdi edildi. Mega Spor Kubünün 13 – 14 yaşlarındaki sporcu kızları, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’a iletmem için mektup gönderdiler. Ne yalan söyleyeyim, başka bir gönendim, başka bir mutlu oldum. 

 

 


Bu girişten sonra konunun özüne gelelim. Antalya’da Mega Spor Kulübü adında bir voleybol takımı var. Bu kulüp 15 ay önce kurulmuş ve voleybol topu ile ilk kez bu kulüple tanışan kızlarımız bu kısacık zaman diliminde önce Antalya sonra da Bölge şampiyonluğu gibi önemli başarılar elde etmişler. Yani karşımızda ciddi bir başarı öyküsü var. İçinden geçtiğimiz toplumsal gerilemelere, muhafazakarlığın bir düşünce sistemi olmaktan çıkıp yaşam biçimini dayatma noktasına evrildiği bugünlerde, bu muhafazakar kesimin sokaklarda görmek istemediği, görürse de aklına sapkın şeylerin geldiği kız çocuklarının, bu anlayışa inat sporun içinde var olmaya çabalaması ve başarılı olması görmezden gelemeyeceğimiz kadar önemli bir olaydır.


ÖZGÜVEN VE YARATICILIK


Genç arkadaşlarımızın elde ettiği başarı mutlaka çok güzel ve çok anlamlı. Ama meselenin başka bir boyutu var ki bu nokta özellikle gündeme getirilmeli. Eğitimin sayısız tanımı var. Ama benim en beğendiğim tanım, ‘eğitim; bilgilenme ve kültürlenme sürecidir.’ Bilgilenme ve kültürlenme karşılıklı bir eylemlilik sürecidir. Bu süreç iki temel kavrama ihtiyaç duyar. Özgüven ve yaratıcılık. “Bu mektubu yazmamın sebebi ise size bir iyilik yapıp sizden de bu takımımızın bir parçası olmanızı istemek.” diyor Janissa. Cümledeki özgüvene bakar mısınız? İşte bu takımın ve bu tür etkinliklerin en önemli kazanımıdır bu cümle. Kendisine inanan, güvenen ve bunu aktaran bireyler açığa çıkarmaktır bu etkinliklerin esas kazanımları. Bununla da kalmıyor Janissa. “Takımımızın logosunda yedi kanadı olan bir kuş var. Kanatlarının herbiri bir oyuncuyu temsil ediyor. Altı kişi ile oynanan bu sporu bu dünyada sadece biz yedi kişi ile oynuyoruz. Siz o yedinci oyuncu olabilirsiniz.” Cümledeki yaratıcılık ve imgeleme bakar mısınız? Bunu yazan arkadaşımız 2006 doğumlu Janissa İşbaşı. Yani daha 13 yaşında. İşte gençlerimizin sahip olması gereken özgüven ve yaratıcılık bu olmalı. Bunun yolu da gençleri sanatla, sporla yoğurarak yetiştirmemizden geçiyor. Bizim Janissa’lara ihtiyacımız var ve Janissa’lar buralarda yetişiyor.


DAHA ÇOK ‘JANİSSA’LAR ÇIKSIN DİYE


Ümit Uysal’ın proje sunum toplantısında beni en çok etkileyen olay “sürdürülebilirlik” kavramına yüklediği anlamdı. Bu anlamı da spor üzerinden örneklemişti. “okullara spor salonları yaptık ki genç sporcular yetişsin. Bu salonları yapmaya da devam edeceğiz. Buralarda yetişen sporcuların daha ileri basamaklara gidebilmesi için de uluslararası standartlarda bir salon yapacağız. İçinde yarışacak sporcunuz yoksa, istediğiniz kadar salon yapın. İşte biz o sporcuları önce yetiştireceğiz” demişti Ümit Uysal. Bu gençlerimiz, işte tam da Ümit Uysal’ın tanımına giriyor. Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı spor salonunda yetiştiler, şimdi Türkiye Şampiyonu olmak için de Ümit Uysal’dan destek bekliyorlar. Benim tanıdığım Ümit Uysal bu mektuba kayıtsız kalmayacaktır. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok