Antalya
16.04.2019
A
Sinema Yazarı Tuncer Çetinkaya, bugünkü söyleşisinde önemli noktalara değindi. Festivalin öncelikle bir Antalya festivali olduğunu hatırlatarak, bu yılın film festivali için oluşacak yönetimin festival deneyimi olan Antalyalılarla birlikte düşünülmesi gerektiğine vurgu yaptı. Çetinkaya'nın, "Bu festival ne zaman tamamen Antalya dışından isimlere emanet edilse, rotasından saptırıldı" saptaması çok önemli. Çetinkaya, ikinci Türel dönemine tekabül eden Elif Dağdeviren’le başlayıp Zeynep Atakan’la devam eden festival yıllarını 'karanlık çağ" olarak adlandırdı. "Karanlık çağ", Türel'in sadece ikinci değil birinci dönemi festivalleri için de uygun bir adlandırma olmalı. O yıllarda da festival Engin Yiğitgil başkanlığındaki TÜRSAK yönetimine havale edildi. TÜRSAK ekibi Antalya Kültür Sanat Vakfı'na 1 milyon liraya yakın borç takıp, tarihi görevini tamamlayıp gitti. TÜRSAK'tan geriye 1 milyon liralık borcun dışında, 5 yıl boyunca her yıl milyonlar harcanan Film Merket'in hurdaya çıkan stant demirleri kaldı. İkinci "karanlık çağ"dan geriye "50 yıllık Altın Portakal'dan bugüne bir miras kalmadı" inkarcılığı; gösterim yasakları, sansür tartışmaları; bunlara karşı sektör temsilcilerinin, sinema yazarlarının toplu festival protestoları,  ulusal yarışmanın sinema gönüllülerince sürgünde düzenlenmesi kaldı. 
*****
Altın Portakal için İstanbul'da Ankara'da şimdilerde de bir hareketlenme başladı. Festival yönetimleri oluşturulup, festival direktörlüğü için isimler tespit edildiği görülmekte. İstanbul'da Ulusal Yarışma'nın düzenlenmesine öncülük eden Kaan Müjdeci, öneri sahiplerinin ilk sırasında yer almakta. Müjdeci'nin önerdiği isim Türel döneminin festival danışmanlarından Hülya Uçansu. Ulusal yarışmayı kaldıran ekipte yer alan Hülya Uçansu'nun ulusal yarışmayı yeniden başlatacak ekibin başı olarak önerilmesi, ulusal yarışma konusundaki hassasiyetini verdiği emekle kanıtlamış Müjdeci için pek yerinde olmamış. 
*****
Bu söylediklerim, festival yönetiminin profesyonel sinemacılar, profesyonel festival yöneticilerinden paydaşları olmaması gerektiği anlamına gelmez. Özellikle uluslararası yarışma; bu kapsamda diğer ülke yapımcıları, yönetmenleri ve festivalleriyle kurulacak ilişkiler açısından bu tür paydaşlara Antalya'nın ihtiyacı bulunmakta. Festivalin bu tür paydaşlara ulusal etkinlikler bağlamında da ihtiyacı var. Ama bu gereklilik, Altın Portakal'ın bir Antalya Festivali, bir belediye festivali olduğunu unutmamızı getirmez. 
*****
Altın Portakal, 56 yıldır bir belediye festivali; muhtemelen bir 56 yıl daha belediye festivali olmaya devam edecektir. Festivali finanse eden Büyükşehir Belediye Başkanları, bu festivalin onursal başkanıdır; öyle olmalı. Bu belediye başkanlarının festival programına, jüri oluşumlarına, jüri kararlarına müdahale edeceği anlamına gelmez. Festivalin belediye festivali olmaktan çıkmasını savunanlar bu kuşkudan yola çıksalar da gerçek tam tersine seyretmiş; festival yönetimleri ne zaman belediye yönetimlerinin inisiyatifinden çıktıysa o zaman gösterim yasakları, sansür tartışmaları, skandallar ortaya çıktı. 2004 - 2009, 20014 - 2019 yılları arasında olduğu gibi. 
*****
Festivalin yerel aktörlerinin yaşanan skandallarda payı yok mu? Tabi ki var. 20 yıla yakın bir süre festivali başarıyla yürüten Antalya Kültür Sanat Vakfı'nı (AKSAV) batıran belediye ve Vakıf yöneticileri bunların başında gelmekte.  AKSAV'ı batmaya götürenlerin basiretsizliğinin bedelini 30'un üzerindeki AKSAV emekçisi ödemiştir, ödemektedir. 20 yıl AKSAV'da çalışıp kıdem tazminatını alamayan insanlar vardır. AKSAV'ı ve AKSAV çalışanlarını bu hale düşüren kişilere duyulan tepki, Antalya'da bu sorumluluğu üstlenecek insanların olmadığı anlamına gelmez. Altın Portakal'la ilgili yeni festival yapılanmasının Çetinkaya'nın altını çizdiği negatifler ve pozitifler dikkate alınarak, bu temelde düşünülmesi, bizim önerimizdir. 
 
 
 
 
 
 
 
Paylaş
ETİKETLER:
Yok