Antalya
15.04.2019
A

Seçimlerden sonra ülkede siyasi çalkantı devam ediyor. Herkesin gözünün üstünde olduğu İstanbul’da süreç hâlâ belirsizliğini korurken KHK ile ihraç edilenlere mazbata verilmemesi de ayrı bir hukuki garabet olarak siyasi tarihimize geçti. YSK, tüm yargı kurumları gibi sınıfta kaldı. Son yıllarda yargının kalan itibarının yerle bir olmasında, YSK payını giderek artırıyor. 
Antalya’da geçtiğimiz Cuma günü 7 kişi gözaltına alındı. Bu yedi kişiden altısı Belediye Başkanlığı’nı kazanan CHP’li Muhittin Böcek’in seçim koordinasyon  ekibindendi. Diğer  kişinin ise AKP’Lİ belediye çalışanı olduğu söyleniyor. Herkes bunun seçimlerin bir rövanşı olduğunu düşündü ama  acaba arkasındaki  olaylar ne idi?
Gazetelere yansıdığına göre seçimlerden iki gün önce sosyal medyaya Menderes Türel’in eşi Ebru Türel’e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı düşmüştü. Bu kayıttaki ses, Belediye personeli olduğu anlaşılan bir gruba hitap ederek onlara; “otobüs kartları çıkarıldığını, belediye otobüslerine binerek kendilerini CHP’li olarak tanıtmalarını, CHP’nin partiye PKK’lıları aldığını bu yüzden oy vermeye gitmeyeceklerini söylemelerini” tembihliyordu. İşte Cuma günü gözaltı operasyonu bu ses kaydı yüzünden yapılmıştı. Aynı günün akşamı altı CHP’li serbest bırakılırken ses kaydını yaptığı iddia edilen bir kişi tutuklanıyordu. Bu durumda ortada bir ses kaydının olduğu da doğrulanmış oluyordu. 
Hukuki boyuttan bakacak olursak olayda özel kalması gereken bir konuşmanın kamuya taşınması ve gizliliğin ihlali nedeniyle soruşturma yapıldığı anlaşılıyor. Buradaki suç, Türk Ceza Kanununda kişiler arasındaki konuşmanın dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında tanımlanmış. Olayımızda kayda alınan konuşma  iki kişi arasında değil, bir topluluğa yönelik yapıldığından dolayı TCK 133/2. maddesine girer. Özel hayat kapsamında değerlendirilemez. Bu suçun da cezası  6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Yani tutuklanmayı gerektirecek kapsamda değildir. Yine tutuklanmayı düzenleyen CMK 100. maddede sayılan  suçlardan da değildir. Maddede ve uygulamada  başka bir  durum vardır. 133.maddenin son fıkrasında “elde edilen veriyi hukuka aykırı şekilde ifşa etmek”ten bahseder. Bunu Yargıtay kararları ışığında değerlendirirsek “bir suça ilişkin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda gizli şekilde elde edilmiş kayıtların suç oluşturmayacağı” yönünde kararlar mevcuttur. Yani bir suçu açığa çıkarmak için gizli kayıt yapıyorsanız bu durumda kaydı alanın yaptığı eylem suç değildir. Bu durumda esas sorgulanması gereken, ses kaydının gerçek olup olmadığıdır. Büyük ihtimalle Ebru Türel, “kayıtların bir kısmının doğru olduğu ancak montaj yapıldığı” iddiasında bulunmuştur. Eğer böyle ise Savcılığın yapması gereken tutuklama ya da gözaltı kararları değil, her şeyden önce bu kaydın doğru olup olmadığının, üzerinde oynanıp oynanmadığının tespit edilmesi idi. Ama maalesef hukuk, ülkemizde böyle çalışmıyor artık. 
Tabii bu arada Ebru Türel’in hangi sıfatla belediye personelini topladığı ayrı bir tartışma konusudur.
Eğer ses kaydının üzerinde oynanmamışsa ve içerik doğru ise o halde  tutuklama işlemi de gözaltılar da işgüzarca yapılmış bir yargı tasarrufu olacaktır. Daha da önemlisi, eğer ses kaydı doğru ise bu sefer Ebru Türel hakkında soruşturma başlatılmalıdır. Belediye imkanlarını personele başka amaçla kullandırtmanın yanısıra, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten Türel hakkında işlem yapılmalıdır. Açıktır ki halkın bir kesiminin siyasi görüşünü temsil eden kurum ve kişilere açıkça “terörist” denmekte, halkı bu yolla kışkırtmakta ve kışkırtılmasını azmettirmektedir.  Eğer kayıtta montaj yok  ise, iktidarın açtığı tehlikeli bir kapıdan, aday olan bir belediye başkanının eşi de geçmiş demektir. Kazanmak için her şeyin mübah sayıldığı, rakiplerini düşmanlaştırarak işi “teröriste” kadar vardıran anlayış, bu toplumun yararına bir anlayış  değildir. 
Ses kaydı doğru olsun ya da olmasın, iş bu boyutun ötesindedir. Belediye Başkanlığı’nı kazanmış Muhittin Böcek’in yakın çalışma ekibinin bu şekilde göz altına aldırılması, Türellerin yargı ve emniyet içindeki gücünü Antalya kamuoyuna göstermesidir. AKP’li olduğu söylenen kişi de, içeriden gelebilecek her türlü sızıntıya karşı bir gözdağı olarak tutuklanmıştır.  Dağılan tabanlarını da muhaliflerini de korkutmaya çalıştıkları ortadadır.
Toplumu germe sinyalleridir bunlar. AKP’nin elinde, dağılan gücünü toplamak için daha fazla baskı ve korkutmadan başka araç kalmamıştır. 
Bu süreçte vicdanını kişisel hırs ya da istikbâl kaygısıyla kaybetmemiş herkese daha fazla dikkat ve sorumluluk düşmektedir. 

TUNCAY KOÇ 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok