Antalya
15.04.2019
A
Vatandaşların özel yaşamına ilişkin yazılı ya da görsel materyalleri yayınlamak, paylaşmak, etik bir davranış olmadığı gibi hukuki de olmamalı. Ebru Türel'in 31 Mart seçimi öncesinde yayınlanan görüntüleri bu açıdan savunulmaya çalışıldı. Önce "Fetö tezgahı" dendi; daha sonra olay "özel hayatın mahremiyeti"ne saldırı olarak değerlendirildi. Bu çerçevede olmak üzere 8 kişi gözaltına alındı, bir kişi tutuklandı. 
*****
Ortada özel hayatın mahremiyetine saldırı gibi bir durum varsa, muhataplarının bu işin hesabını vermesine kimse itiraz edemez. Bize gelen ajans haberinde, tutuklanan belediye işçisi N. A.'nın, "gizlice ses kaydını alan ve o bölümünü yayınlayan kişi olduğunun belirlendiği" ifadelerine yer veriliyor. Niyazi A, ses kaydını alan kişiyse, bu, Ebru Türel'in o sözleri söylediği, vatandaşlar arasında kin ve nefret oluşturacak, insanları birbirine düşürecek şekilde, siyasi manipülasyon amaçlı kamu kurumu çalışanlarını yönlendirdiği anlamına gelir. Durum böyleyse, Bayan Türel'in bu eyleminin soruşturulması, ilgili yargı kurumlarının bu eylemi soruşturması gerekmez mi?
*****
N. A.'nın sesi kaydedip, paylaşması yargıya yansımıştır. Bu fiil suç teşkil ediyorsa, N. A. suça uygun ceza görecektir. Bu bizim bileceğimiz yada müdahale edebileceğimiz bir durum değil. Ama, N. A. bu ses kaydını kişilerin mahrem alanıyla ilgili bir ortamda değil, onlarca kişinin, belki de çok daha fazla kişinin bulunduğu bir ortamda, yani kamusal alanda alıp yayınlamıştır.  N. A.'nın eylemi, kişilerin özel yaşamını değil, bir siyasi eylemini, üstelik kötü niyetli bir siyasi eylemi deşifre eden bir eylemdir. N. A.'nın bu görüntüyü almasının hukuki açıdan şu ya da bu olması, Ebru Hanım'ın sözlerini, bu sözler gerçekten ona aitse, masum kılmaya yetmez.  
*****
Seçim öncesinde, üzerinde "Bu bir halk ayaklanmasıdır" yazan, HDP imzasıyla dağıtılan, CHP - İYİ Parti - SP logolarına da yer verilen broşürler dağıtılıp, vatandaşlar yine birbirine düşürülmeye çalışıldı. Kentin dört bir yanı 24 saat kayıt yapan kameralarla dolu. Bu kadar zaman geçmesine rağmen, kamera görüntüleri incelenip bu broşürleri kimlerin dağıttığı, broşürleri dağıtanlara kimlerin verdiği açığa çıkarılamaz mı? Yargıya da taşınan bu konuyla ilgili bu işin muhatabı kurumlardan neden bir ses çıkmaz? Yargı bir kesime mensup olanları yargılarken, iktidarda ya da iktidara yakın olanların her şeyi söylemesine, her şeyi yapmasına yol veren bir kurum mudur? Böyle bir kurumla Türkiye nereye ne kadar gider?
*****
Geçtiğimiz hafta gündeme gelen bir başka konu CHP'de genel sekreterlik, genel başkan yardımcılığı dahil önemli yönetim görevlerinde bulunmuş Gürsel Tekin'in paylaştığı bir mesajdı. Gürsel Tekin'in "Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek tam 4 bin bankamatik memurunun işine son verdi" şeklindeki açıklaması, somut verilere dayanmadığı için sert eleştirilere maruz kalmasına rağmen sosyal medya hesabında silinmeden kaldı. Tekin'in mesajı gündeme geldiğinde, mesajın paylaşıldığı hesabın "fake" denilen cinsten olduğunu düşündük. Sayfa, "fake" make filan değil, gerçekten Gürsel Tekin'in hesabıymış. Gürsel Tekin sosyal medya palavrası olmaktan öte gitmeyen bu saçma mesaj için sıkıntıya soktuğu Büyükşehir Belediye başkanı Muhittin Böcek'ten ve yanlış bilgilendirdiği kamuoyundan özür dilemelidir. 
 
Paylaş
ETİKETLER:
Yok