Antalya
09.04.2019
A
SEKTÖR
Akseki Alanya olmasın
Akseki Alanya olmasın

Görevini henüz devretmeyen Akseki Belediye Başkanı Ak Partili İsmet Uysal,  Akseki’nin mermer ve taş ocağı tehdidi altında olduğunu söyledi. “Bugüne kadar aidiyet duygum vardı sustum” diyen Uysal, “Önlem alınmazsa Akseki de Alanya gibi olacak” dedi

 

"Akseki'nin Tehdit Altındaki Doğal ve Kültürel Varlıklarının Korunması, Güzelsu - Pınarbaşı - Çaltılıçukur - Çukurköy Örneği" konulu çalıştaya Akseki’de yeni seçilen başkan İbrahim Özkan'a henüz görevini devretmeyen Ak Partili Akseki Belediye Başkanı İsmet Uysal'ın konuşması damga vurdu. Alternatif turizmi geliştirmeye, turizm sezonunu uzatmaya çalıştıklarını Akseki coğrafyasının, mermer ve taş ocaklarının saldırısı altında olduğunu söyleyen İsmet Uysal, "Böyle giderse Akseki de, Torosların üstü de Alanya gibi olacak. Bunu önlememiz lazım" deyi konuştu. "İnsanoğlunun girip de bozup parçalamadığı doğa, toprak parçası, hava kalmadı" diyen Uysal, "Şu anda Akseki'nin bize sunduğu nimetleri yemeye çalışıyoruz. Ama yiyemiyoruz. Yiyemememiz için tek dişi kalmış canavar elinden ne geliyorsa onu yapıyor" dedi. ÇED raporlarıyla ilgili süreçten Bakanların haberinin olmadığını belirten Uysal, "Bundan önce bir aidiyetim vardı, sesimin çok fazla çıkmaması gerekiyordu, çıkmadı. Bundan sonra buradayım, sizlerle birlikte yol yoldaşıyım. İnşallah bu saldırıyı durdururuz diyorum" ifadelerini kullandı.

 


BÖLGE TEHDİT ALTINDA


Akseki'nin Güzelsu - Pınarbaşı - Çaltılıçukur - Çukurköy Mahalleri odağında bölgede açılması düşünülen mermer ve taş ocağı ruhsatlarının tartışıldığı, konusunda uzman bilim insanlarının bölgeye ilişkin değerlendirmede bulunduğu "Akseki'nin Tehdit Altındaki Doğal ve Kültürel Varlıklarının Korunması, Güzelsu - Pınarbaşı - Çaltılıçukur - Çukurköy Örneği" konulu çalıştay Mimarlar Odası Antalya Şubesi'nde yapıldı. Çalıştayın açış konuşmasını yapan GÜZDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kahyaoğlu, "Akseki taşı toprağı, düğmeli evleri, endemik bitkileri, yaban hayvanları, bin bir çeşit kültürel varlığıyla, bugüne değin bozulamamış paha biçilmez bir yerdir. Bölge bugün yoğun bir mermer ve taş ocağı tehdidi ve insan müdahalesi ile karşı karşıyadır. Biz bu eşsiz coğrafyanın tahrip edilmemesi için hukuki ve vicdani görevimizi yerine getirme mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu çabalarımızın sonunda sizlerin de desteğiyle Akseki coğrafyası,  tehditlerden uzak yaşamsal döngüsünü sürdürecektir. Katılımınız için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. 

 


AKSEKİ'NİN KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN FARKINDAYIZ


Kahyaoğlu'nun ardından söz alan Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hakime Yılmaz da şunları söyledi: "Akseki'nin kültürel ve doğal değerlerinin farkındayız. 1996 yılından bu yana pek çok yaz okulu yaptık, birçok alanın belgelenmesini sağladık. Çok sayıda mimarlık öğrencisinin kültür bilinciyle buluşmazsını sağladık. En çok emek verdiğimiz bölgelerden biri Akseki bölgesidir. O nedenle bu çalıştaya ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz."

 


BUNU ÖNLEMEMİZ LAZIM


Çalıştay açılışının son konuşmacısı Akseki Belediye Başkanı İsmet Uysal oldu. Akseki ve İbradı bölgesinde birbiri ardına verilen mermer ve taş ocağı ruhsatlarını sert bir dille eleştiren İsmet Uysal, "Antalya dünya kenti, Akseki' bu kentin içinde bir dünya toprağı. Ata toprağı, yörük toprağı Akseki garip kalmış. İyi ki de garip kalmış. Ben Alanya'da büyüdüm. Böyle giderse Akseki de, Torosların üstü de Alanya gibi olacak. Bunu önlememiz lazım" ifadelerine yer verdi. 

 


CANHIRAŞANE SALDIRIYORLAR


"İnsan oğlunun girip de bozup parçalamadığı doğa, toprak parçası, hava kalmadı. Şu anda Akseki'nin bize sunduğu nimetleri yemeye çalışıyoruz. Ama yiyemiyoruz. Yiyemememiz için tek dişi kalmış canavar elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Dünyada yeşil alan çok az kalmışken biz elimizdeki doğayı, iklimi para adına parçalamaya çalışıyoruz. Bizi yönetenler sadece ve sadece para düşünüyorlar. Her şeyin parayla hallolmadığını bilmeleri gerekiyor, ama nedense işlerine gelmiyor" diyen Uysal,  "Biz 5 yıldır Mimarlar Odası'yla birlikte Sarıhacılar'ın koruma planını yapıp geçirmeye çalışıyoruz. Bu asırda, bundan 10 - 20 sene önce yapılması gereken şeyi yapmaya çalışıyoruz. Biz böyle yapmaya çalışırken bu arkadaşlar, bu teknoloji, bu paraya doymaz insanlar Sarıhacılar'ın ortasında mermer ocağı açtırmaya çalışıyorlar. Nasıl canhıraşane şekilde saldırıyorlar, aklınız durur. Biz koruma bandını ileri atıyoruz, onlar ilerden başlıyorlar" diye konuştu.
50 BİNDEN FAZLA TURİST GELİYOR
Akseki'de alternatif turizmi geliştirelim diyoruz, bunun için çala sarf ediyoruz. Başlangıçta bunu görenler çok azdı. Şimdi Akseki'ye 50 binden fazla turist gelmeye başladı. Bu sayı artmaya devam edecek. Ama biz elimizdeki bu doğayı, bu yeşilliği, bu imkanları parçalar yok edersek, artık oradan göç etmemiz gerekir. Zaten 100 senedir bunu yapıyor, kentlerde sanayi toplumları yaratıyoruz. Üç büyük şehire insanları doldurduk, Anadolu'nun nüfusu yüzde 7'ye indi" diyen Uysal şöyle konuştu: "Akseki'de su yok. 50 senedir merkezi hükümetlere, bizi yönetenlere bas bas bağırıyoruz. Allah razı olsun, son beş senede suyumuz geldi. Geldi ama yeterli su yok. Sadece Akseki'ye değil, köylerimize de yeterli su yok. Biz bunları toparlamaya çalışırken adam gelmiş, 'Vay efendim, ben sulu kesim yapacağım, doğaya zarar vermeyeceğim' diyor. Bir genel müdür buna inanıyor, Bakanlık buna inanıyor." 


TÜRKÇE Mİ YOKSA İNGİLİZCE Mİ KONUŞUYORUZ


Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve Büyükşehir Başkanı Menderes Türel'in olduğu bir toplantıda Çevre Bakanı ile buluştuğunu, Bakana, "Allah aşkına birileri bir şey mi işaret etti,  her yer bitti de Akseki'nin doğası mı kaldı, 15 - 20 yere birden saldırı var, burularla ilgili araştırmalar var, buralarda yaşayanlar olarak bu saldırıları önlemeye çalışıyoruz. Sayın Bakanım lütfen bu işe el kol olun" dediğini belirten İsmet Uysal şunları söyledi: "Sayın Turizm Bakanımız da Aksekili. Durumu ona da arz ettik. Bize dedi ki, 'Burada öyle bir şey yok. Biz burayı turizm potansiyeli ile güçlendirip, turizmin zamanını uzatmak istiyoruz.' 'Ama burada verilen sözler burada kalıyor' dedim. 'Nasıl oluyor?' dedi bakan. 'Buradaki ruhsatlardan sizin haberiniz yok mu?' dedim. 'Yok' dedi. Sayın Valimiz de oradaydı, 'Sayın Valimize de sorabilirsiniz' dedim. 'Başkan doğru söylüyor bakanım' dedi. Yer bizim. Devlete bunların vereceğini vatandaş da vermesini bilir. Ama Ankara'ya geldiklerinde veriyorsunuz arkadaşların ellerine raporları, ne Vali karışabiliyor, ne vatandaş, geliyorlar harala gürele başlıyorlar kazmaya, kırmaya. 'Ne yapıyorsunuz burada?' diyoruz, 'Elimizde raporumuz var, buradan agrega çıkaracağız, maden arayacağız' diyorlar. Valiye gidiyorsunuz, Vali 'Benim de haberim yok' diyor. Bakan, 'Bundan sonra belediyenin de görüşü alınacak' dedi.  Aradan beş dakika geçti, iki genel müdür gelip tepeme dikildi, 'Başkan, tamam anladık da bu raporun birini verelim, Sarıhacılar'ı mı Güzelsu'yu mu verelim, siz hangisine olur dersiniz?' 'Ya hu arkadaşlar biz Türkçe mi İngilizce mi konuşuyoruz. Birine verdiğinizde zaten diğeri de alacak. Bunun böyle olduğunu biliyorsunuz, ne adına üstümüze geliyorsunuz!" 


'İNŞALLAH BU SALDIRIYI DURDURURUZ'


"Bakanlık genel müdürlüklerimize sorduğunda DSİ ve Çevre Bölge müdürlerimiz bana telefon edip, 'Başkan biz olumsuz rapor veriyoruz, bizi koru' dediler. 15 gün sonra telefon edip, 'Başkanım, mecburen raporu değiştirmek durumundayız' dediler. 'Niye?' dediğimde, 'Yukardan baskı var' dediler." diyen İsmet Uysal, "Yukardan telefon ediyor, ÇED raporlarını değiştirtiyorsunuz. Yapmayın bunu, kimin adına değiştiriyorsunuz. Milletvekili, bakan, bir tevatürdür gidiyor. Kimse sahiplenmiyor. Geçen gün Sayın Valim bir tane göndermiş, 'Başkanım, buna ne dersin?' demiş, 'Allah' derim, 'Bunun böyle olmayacağını siz de biliyorsunuz Sayın Valim' dedim. 'Yaz' dedi, yazdım gönderdim. Bürokrasi de Bakan da zor durumda. Çünkü Bakanın bunlardan çok zor haberi oluyor. Bundan önce bir aidiyetim vardı, sesimin çok fazla çıkmaması gerekiyordu, çıkmadı. Bundan sonra buradayım, sizlerle birlikte yol yoldaşıyım. İnşallah bu saldırıyı durdururuz diyorum" ifadelerini kullandı.  Mustafa KOÇ


Uzman gözüyle Akseki
Mimarlar Odası, Güzelsu Kültür ve Dayanışma Derneği (GÜZDER), Akseki Belediyesi, TEMA Vakfı Akseki İlçe Sorumluluğu ve Doğa Derneği'nin birlikte düzenlediği, bölge halkının yoğun katılımıyla gerçekleşen "Akseki'nin Tehdit Altındaki Doğal ve Kültürel Varlıklarının Korunması, Güzelsu - Pınarbaşı - Çaltılıçukur - Çukurköy Örneği" konulu çalıştay iki oturum şeklinde düzenlendi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ahmet Duran'ın yaptığı  1. Oturumun konuşmacılarından Prof. Dr. Mustafa Adak, "Güzelsu - Pınarbaşı - Çaltılıçukur - Çukurköy  Bölgesinde Arkeolojik ve Tarihi Değerler"; Prof. Dr. Mustafa Alparslan, "Akseki Ekoturizminde Aquatik Ortamların Önemi ve Riskler", Mimar Hakime Yılmaz, "Akseki Bölgesinin Kültürel Değerleri ve Yaşanan Sorunlar"; Cengiz Demirtaş, "Doğal Çevreyi Korumada Yapılan Mücadele" konularını işlediler. Moderatörlüğünü Mustafa Adak'ın yaptığı 2. oturumun konuşmacılarından Prof. Dr. Ahmet Duran, "Akseki'nin Floristik ve Ekolojik Özellikleri"; Prof. Dr. Mustafa Sözen, "Endemik Faiuna ve Yörenin Hayvancılık Sektörüne Etkkileri", Itri Levent Erkol, "Önemli Doğa Alanları Yaklaşımı Ve Doğa Hakkı", Şehrezat Mercan, "Çevrdeyi Korumada Hukukun Etkin Kullanımı" başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: