Antalya
08.04.2019
A

Antalya’da bugün Muhittin Böcek, Semih Esen ve Ümit Uysal’ın mazbata töreni var. Büyükşehir’in eski ve mağlup başkanı Menderes Türel’in son yaptığı yazılı açıklama epeyce hazımsızlık koksa da, genel anlamda bir sıkıntı yaşanmadı. Hele ki İstanbul dikkate alındığında, AKP’nin Antalya yenilgisi sessiz ve sakin bir şekilde atlatılmış görünüyor. 

İstanbul’da ise siyasi tarihe geçecek cinsten gergin bir bekleyiş, bir belirsizlik sürüyor. 9 gün önce sandıktan çıkan CHP’nin adaya Ekrem İmamoğlu halen mazbatasını alamadığı gibi, alıp alamayacağı bile meçhul. Geçersiz oylara yapılan itiraz sonucu değiştirmeyecek gözüküyor. Yapılan simülasyonlara göre aradaki fark en fazla 15 bine düşebilir. O zaman AKP’nin derdi ne ya da ne planlıyor? 

 

Millet İttifakı’nda ve İmamoğlu’na oy veren seçmendeki kaygının nedeni AKP’nin bu konudaki sicili. Mesela 5 sene önce Ankara’da Mansur Yavaş karşısında Melih Gökçek’in 33 bin oyla kazandığı açıklanmış ve yapılan itirazlar henüz sürerken apar topar mazbatası verilmişti. Gökçek mazbatasını aldığında Mansur Yavaş hukuk mücadelesi veriyor, bazı sandıklar yeniden sayılıyor, itirazlara cevap bekleniyordu. Şimdiyse İstanbul’da tam tersi bir AKP profili var. Sandıktan kendisi çıkınca ‘milli irade’, çıkmayınca ise ‘darbe’ diyen bir AKP… Sandığı demokrasinin tek alanı, yöntemi olarak gösterip kendisi sandık sonuçlarına riayet etmeyen bir AKP… Yani sandıkla gelen, ama sandıkla gitmeyi hazmedemeyen bir AKP… 

 

Peki ne planlıyor olabilirler? CHP’den bu anlama gelecek hiçbir açıklama yapılmadığına, hiçbir isim böylesi bir konuya değinmediği halde, CHP yöneticilerini halkı sokağa davet etmekle suçlamak aslında bir planın parçası olabilir. CHP’yi ısrarla ‘Biz böyle bir çağrı yapmıyoruz’ noktasında tutup, seçimi geçersiz saymak, yenilemek, hatta bambaşka formülleri devreye sokmak türünden planları masaya yatırmış olabilirler. Böylece alacakları tepkiyi nötralize etmeyi, kitlenin sokağa dökülmesini engellemeyi, ön kesmeyi kurguladıkları düşünülebilir. 

Çünkü bu noktada hem MHP lideri Bahçeli’nin, hem de bazı AKP kurmaylarının açıklamaları manidar. CHP’ye sürekli parmak gösteriliyor, öte yandan da Ekrem İmamoğlu sürekli taciz ediliyor, itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, mağlupken yenikmiş gibi bir algı oluşturuluyor. Hatta gelenek haline gelmiş Anıtkabir ziyaretinden dolayı suçlu bile ilan edildi. Suçu da çok büyük: Mazbatasını almadığı halde Anıtkabir defterine ‘İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ diye imza atmak. Bu yüzden defteri bile kaldırdılar oradan. AKP bir anda Anıtkabir’in ev sahibi haline geldi, Atatürk’ün kurduğu CHP de kiracı… 

 

Bütün bunların bir algı yönetimi olduğu açık… Resmen bir irade gaspıyla karşı karşıyayız. Türkiye ekonomisinin yüzde 40’ının döndüğü, rantın en yüksek olduğu, yandaş şirketlere trilyonluk kaynakların aktarıldığı İstanbul, sadece bu yanıyla önemli değil. Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 yıl önce başlayan yükselişinin de atlama tahtası. Türkiye’nin hem nüfus, hem de ekonomi olarak en büyük kenti olan İstanbul 25 yıldır aynı siyaset tarafından yönetiliyor. Ama şimdi kaybedildi. Üstelik bakanlık, başbakanlık, meclis başkanlığı yapmış bir ağır top, aday gösterildiğinde yüzde 10’luk bir tanınırlığa sahip bir ilçe belediye başkanına yenildi. Hazmedilmesi zor; fakat mesele sadece hazımsızlık meselesi değil.  

O yüzden seçmende, Milli İttifak tabanında kaygılar giderek artıyor. Herkes birbirine ne olacağını soruyor. Bilen yok, ama tahminler çok. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok