Antalya
11.03.2019
A
POLİTİKA
Konyaaltı için tarihi karar
Konyaaltı için tarihi karar

Konyaaltı Sahili ile ilgili 1956 yılında kesinleşen mahkeme kararına göre; Varyant'tan Arapsuyu'na kadar olan sahil, halkın istifade etmesi gereken plaj, serinleme, piknik, sularından yararlanma alanı dışında kullanılamaz. Eski Başkanlar Tonguç ve Subaşı, sahilin sadece ‘seyrangah’ olarak kullanılabileceğini belirtti

 

Antalya Belediyesi eski başkanı Selahattin Tonguç, Konyaaltı Sahili'yle ilgili Türkiye'yi sarsacak tarihi mahkeme kararını gazetemizle paylaştı. Konyaaltı Sahili, Antalya Belediyesi, Maliye ve sahil bandında arazisi bulunan özel şahıslar arasında mülkiyet tartışmasına konu oldu. Belediye konuyu mahkemeye taşıdı. Antalya Hukuk Mahkemesi, 1933 yılında verdiği kararda, Konyaaltı Sahili'nin "seyrangah" olduğunu, seyrangahların mülkiyete konu olamayacağını belirterek, Maliye'nin tapuya tescil talebini reddedip sahilin kullanım hakkını belediyeye verdi. Maliye, Antalya Hukuk Mahkemesi'nin Hakim Rauf Bey imzasıyla verdiği kararı temyiz etti. Temyiz süreci 1956 yılına kadar devam etti. Temyiz Mahkemesi'nin 18 Ekim 1956 gün ve 787 esas ve 745 karar sayısı ile yapılan itirazın reddine karar vermesiyle Rauf Bey'in verdiği hüküm kesinleşmiş oldu. Antalya Belediyesi eski başkanı Selahattin Tonguç, Antalya Hukuk Mahkemesi'nin bu tarihi kararının Türkiye'nin tüm sahilleri için geçerli bir emsal karar olduğunu, Belediye - Maliye ilişkileri ve sahillerin korunması açısından ülke çapında örnek teşkil edecek bir karar olduğunu vurguladı.

SUBAŞI DA 'USULSÜZ' DEDİ
Tonguç, tarihi mahkeme kararına dayanarak başkanlığı döneminde Konyaaltı ve Lara sahilleri için Maliye'ye kira ödemediklerini, kendisinden sonraki dönemlerde Maliye'ye kira ödendiğini, bu ödemelerin usulsüz olduğunu savundu. Seyrangah alanıyla ilgili mülkiyet konusunu yargıya taşıdıklarını belirten Selahattin Tonguç, açtıkları tapu iptal davaları ve tarihi mahkeme kararı gereğince buradaki tapuların iptal edildiğini söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Hasan Subaşı da Maliye'ye kira ödenmesinin usulsüz olduğunu, ancak Maliye'yle sorun yaşamamak için sahiller için kira ödemek zorunda kaldıklarını söyledi. Subaşı, mahkeme kararı üzerinde çalıştığını, önümüzdeki günlerde bir basın toplantısı düzenleyerek konuyu kamuoyu gündemine taşıyacağını ifade etti.

'ANTALYA BELEDİYESİ'NE DEVİR VE TESLİMİNE...'
Antalya Hukuk Mahkemesi'nin 1956 yılında onanarak kesinleşen kararında, "Mezkur mahallin seyrangah olduğunu delili zahirand bulunmasına binaen vekili mumaileyhin bu noktalara mütedair itirasatı şayanı kabul görmediğinden 1580 numaralı Belediyelerin İdaresi Hakkındaki Kanunun 159 nolu maddesi mucibine müdeabih Konyaaltı mevkiinde vaki (Şarken tatlı su membaları üzerindeki kaya ve cenuben denizle) muhat kumluk denilen seyrangah mahallin hazinei maliye tarafından Antalya Belediyesi’ne devir ve teslimine ve gerçi müddei vekili tarafından mahalli mezkurun tapuya tescili dahi talep olunmakta ise de menafii umumiyeye ait olan yerler tehlike mevzu olmaması sebebi ile tescile tabi bulunmadığı" hükmüne yer verildi.

MÜZE'DEN KÜÇÜK ARAPSUYU'NA 1100 DÖNÜMLÜK ALAN
Mahkeme kararında dava konusu seyrangah, "Antalya kasabasının garp cihetinde ve Konyaaltı merkezinde .... ve kasabaya üç kilometre mesafede vaki şimalen ve şarken kaya ve cenuben deniz ve garben Küçük Arap Suyu denilen dere ile mubat ve takriben 1100 dönüm miktarındaki kumluk denilen mahal" olarak tanımlanıyor. Tonguç, başkanlığı döneminde belediye sınırının İkinci Arapsuyu'na kadar olduğunu belirterek, seyrangah alanının Müze önünden başlayıp İkinci Arapsuyuna kadar uzandığını, kuzey sınırının Konyaaltı Koruluğu ve Su Otel'in bulunduğu yere kadar vardığını; "kaya" ve "su kaynağı" denilen yerin Konyaaltı Koruluğu'nun bittiği, Açık Hava Tiyatrosu'nun da içinde yer aldığı falez bandı olduğunu ifade etti.   

'MÜLKİYETE KONU EDİLEMEZ'
Antalya Hukuk Mahkemesi kararının kendi döneminde de Maliye ile mülkiyet tartışmalarını gündeme getirdiğini belirten Büyükşehir eski Başkanı Hasan Subaşı da şunları söyledi:  "Benim 1991'de açtığım bir dava sonunda Danıştay'dan çıkan bir kararla seyrangah konusuyla ilgili Turizm Merkezi Kararnamesini iptal ettirmiştim. Şimdi onu arıyorum. Bu iki belgeyi inceledikten sonra bir basın toplantısı düzenleyerek, bu konuyu gündeme getirmeyi düşünüyorum. 1956 yılında kesinleşen kararda mahkeme Varyant'tan Arap Suyu'na kadar olan sahili, halkın istifade etmesi gereken plaj, serinleme, piknik, sularından yararlanma alanı, mahkemenin deyimiyle 'seyragah' alanı olarak belirlemiş. 'Bu şekilde kullanılmalı, belediyelerin tasarrufunda olmalı' diyen bir karardır o. Bu alanlar mülkiyete konu edilemez ve de Hazine'nin bu alanları belediyelere teslim etmesi lazım. Şu ana kadar yanlış uygulamalar söz konusudur; Maliye Hazinesi, milli emlak, bu alanlardan kendi mülküymüş gibi kira alır, ecrimisil alır, hem de belediyelere karşı buraları kendi alanıymış gibi yorumlar. Bu yanlış uygulamanın bir örneğini fuar alanını ve sahili düzenlerken yaşadım. Buraları 10 yıllık kirayla verdiler bize.  Oysa burası, o mahkeme kararına göre, mülkiyete konu olmayan seyrangah alanı; belediyenin tasarrufunda halkın kullanımına yönelik yerler olması gerekir. Haciz benzeri uygulamalara maruz kalmamak için Hazine'ye itiraz edemiyorduk, ama sahillerin seyrangah olarak kullanılmasını pratikte uyguluyorduk. Falezler üzerindeki otellerin bu bölgelerdeki yapılarını, bu arada Lara Sahili'ndeki bu tür yapıları yıkarak sahili halka açmıştık."
 
159. MADDE
Antalya Hukuk Mahkemesi'nin kararına gerekçe teşkil eden 1580 Sayılı Belediye Kanunu'nun
"Belediye hududu dahilinde belediyelere ait mallar" başlıklı 159. maddesi  (Değişik: 25/2/1998-4342/33 md.) şu şekilde: "Belediye sınırları içinde sahipsiz arazi mahiyetindeki seyrangah, harman yeri, koruluk ve bataklıkların ve belediye marifetiyle deniz, nehir ve gölden doldurulmuş olan yerlerin ve yıkılmış kale ve kulelerin metruk arsaları ve enkazının tasarruf, idare ve nezareti kaffei hukuk ve vecaibi ve varidatı ile beraber belediyelere devrolunur." 

5393 SAYILI KANUN
5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun (2005) seyrangahları da içeren 79. maddesi de şu şekilde: "Diğer kanunlarla getirilen hükümler saklı kalmak üzere, mezarlıklar ile belediye sınırları içinde bulunan ve sahipsiz arazi niteliğinde olan seyrangâh, harman yeri, koruluk, dinlenme yerleri, meydanlar, bataklık, çöp döküm sahaları, yıkılmış kale ve kulelerin arsaları ve enkazı ve benzeri yerler belediyenin tasarrufundadır. Belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanlar, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla Maliye Bakanlığı tarafından belediyelerin, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakılır."

Mustafa KOÇ

 

Mahkeme Kararı

Hakem: Rauf Bey
Müddei: Antalya Belediye Dairesi Vekili umumisi Avukat Yusuf Cemil Bey
Mealeyh: Antalya Hazine-i Maliyesi vekili Avukat Kazım Bey
Antalya kasabasının garp cihetinde ve Konyaaltı merkezinde .... ve kasabaya üç kilometre mesafede vaki şimalen ve şarken kaya ve cenuben deniz ve garben Küçük Arap Suyu denilen dere ile mubat ve takriben 1100 dönüm miktarındaki kumluk denilen mahal 22.9.1929 tarihinde Vilayet makamının tasdikine iktiran (?) eden Belediye heyeti mazbatası ... ona merbut krokide gösterilen Belediye hududu ve sınırları dahilinde olup mahalli mezkur öteden beri halkın yaz mevsimlerinde deniz üzerinden gelen serin havaları teneffüs ve içmeye salih memba sularından istifade ve kayaların gölgelerinde istirahat ve denize .... kumlar üzerinde yıkanmak ve yatmak ve muayyen zamanlarda cirit oyunları yapmak sureti ile gezip eğlendikleri seyrangah bir mahalli olduğu mahalinde yapılan tahkikat ve tetkikat ve … havi kroki ve 3.11.1932 tarih ehlivukuf raporu ve belediye hududunun tayin ve tespitine dair tanzim olunan 30.12.1926 tarihli belediye heyeti mazbatası ve mezkur mazbatada irade kılınan hudut ve mevkileri gösterir ve huzuru mahkemede istida (?) kılınan 12 nefer, şahitlerin vuku bulan ihbar ve şahadetleri ile sabittir. Gerçi hazine vekili tarafından evvel ve ahı ..sebkeden müdafalarında müddeabih mahallin denizin şekillenmesinden mütehassıl kumluk ve çalılık bir mahal olduğu cihetle, bu kabil mahallenin idare ve tasarrufu devlete ait bulunduğu ve ağaç ve gölgelikten mahrumiyeti sebebiyle seyrangah tabirine şayeste olmadığı beyan kılınmakta ise de müdabih mahallin denizin şekillenmesinden mütehassıl bir saha olduğuna dair bir .. güna delayil ima edilmekle beraber bu iddianın hilafı, ehlivukuf raporunda da gösterilmesine ve seyrangah mahallerinde ağaç bulunmaması bu kabil mahallerin bir vasfı lazı olmayıp yukarıda yazılı olduğu vechile mevki mezkure tabratın ibzal ettiği muasır ve bedayiinden de istifade edildiğine ve müddeabih mahalli son senelerde hazinei maliyenin kahvecilere kiraya vermesi ve kahvecilerin de oraya gelen halka kahve çay vs. satmasında mezkur mahallin seyrangah olduğunu delili zahirand bulunmasına binaen vekili mumaileyhin bu noktalara mütedair itirasatı şayanı kabul görmediğinden 1580 numaralı belediyelerin idaresi hakkındaki kanunun 159 nolu maddesi mucibine müdeabih Konyaaltı mevkiinde vaki (Şarken tatlı su membaları üzerindeki kaya ve cenuben denizle) muhat kumluk denilen seyrangah mahallin hazinei maliye tarafından Antalya Belediyesi’ne devir ve teslimine ve gerçi müddei vekili tarafından mahalli mezkurun tapuya tescili dahi talep olunmakta ise de menafii umumiyeye ait olan yerler tehlike mevzu olmaması sebebi ile tescile tabi bulunmadığı Kanunu Medeninin 641 ve 912. maddeleri iktizasından olmakla talebi vakiin reddine ve masrafı mahkeme ile müddei vekilinin mazruf sayine mukabil takdir edilen 25 Lira ücreti vekaletin Hazinei Maliye’ye tahsiline kabili temyiz olmak üzere 24.4.1933 tarihinde verilen karar tarafeyn vekillerine usulen ve alenen tefhim kılındı. İşbu iki sahifelik ilam sureti davacı Belediye vekili Zeki Şeremet tarafından verilen16.10.1956 günlük dilekçe ile istenilen ve 3.12.1934 tarih ve 3778/3371 sayılı ilam ile tasdik edilmiş olan işbu ilama karşı hakem suretile Vakıflar İdaresi tarafından vaki itirazın kat'i olarak reddine 13.5.1954 gün ve 434 esas 309 sayı ile karar verilmiş ve ahiren hazinei maliyenin dahi vaki itirazı dahi kat'i olarak 18.10. 1956 gün ve 787 esas ve 745 karar sayısı ile reddine karar verilmek sureti ile hüküm kesinleşmiş olduğu tasdik kılınır. 18. 10. 1956

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: