Antalya
11.03.2019
A

Konyaaltı Sahili'nin mülkiyet durumuyla ilgili 1933 yılında verilen, uzun gelgitlerden sonra 1956 yılında Yargıtay tarafından onaylanarak kesinleşen mahkeme kararını, sonradan Büyükşehir olan Antalya Belediyesi'nin  mahkeme kararına rağmen maliye ile yaşadığı sorunları, belediye eski başkanları Selahattin Tonguç ve Hasan Subaşı'nın dilinden bugünkü gazete haberimiz içinde verdik.
                    *****
Mahkeme kararına konu alanın sınırları doğuda Antalya Müzesi önünde başlayıp batıda Küçük Arapsuyu'nda bitiyor. Alanın güney sınırı deniz, kuzey sınırı Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu'nun bulunduğu falez bandı.  Mahkeme bu sınırlar içinde bulunan 1100 dönüm civarındaki alanı "seyrangah" ilan ediyor; yasa gereğince de seyrangahın devir tesliminin Antalya Belediyesi'ne yapılmasına hükmediyor.                 
                    *****
Selahattin Tonguç kendi başkanlığı dönemi için, "Biz karara dayanarak Maliye'nin kira talebini kabul etmedik ve ödemedik" diyor. Sonraki dönem başkanlarından Hasan Subaşı, uygulamanın "usulsüz olduğunu" vurgulayarak, "Haciz, vb. durumlarla karşılaşmamak için, Maliye'nin istediği kirayı ödedik" diyor.
                    *****
Tonguç'un vurguladığı bir başka nokta var, o da çok önemli: Antalya Müzesi önündeki alanla ilgili yurt dışı kaynaklı bir otel projesi gündeme geliyor. Proje Amerika'nın Akdeniz filosunda görev yapan subayların eşleriyle birlikte olması düşüncesinden esinli bir proje. Antalyalıların direnmesi sonucu bu proje uygulamaya geçmiyor. Proje Yener Ulusoy zamanında Konyaaltı koruluğu yanında gündeme getiriliyor. Temel atma çalışmaları sırasında, projenin karşısına Rauf Bey'in mahkeme kararı çıkıyor. Otel yapımından vazgeçiliyor; alanın halkın kullanımı esasına bağlı seyrangah olarak kalma durumu, fiili bir durum olarak kendini dayatıyor. Bunu, seyrangah olma hukuki durumu kendini fiilen dayatıyor, şeklinde anlamamanızı öneriyorum.
                    *****
Görünen o ki, hukukun kendini dayattığı bu fiili durum, bir başka fiili durum tarafından, Maliye'nin haksız yere bir alanı kendi mülküymüş gibi değerlendirme fiili durumu tarafından geçersiz kılınıyor. Mahkeme Maliye'nin tapu tescil talebini reddettiği, alanın devir tesliminin belediyeye yapılmasına hükmettiği noktada akla şu sorular geliyor: Maliye sonradan 1100 dönümün tapusunu almış mıdır? Almışsa, bu mahkeme kararına rağmen nasıl almıştır? Almamışsa, alanı belediye ya da şahıslara hangi hakla kiraya vermektedir? Maliye, herhangi bir hakka dayanmadan bu uygulamalara yer veriyorsa işgalci konumunda demektir. Durum eğer böyleyse, Türel ya da 31 Mart sonrası belediye yönetiminin Maliye'yi mahkemeye verip, yaklaşık 40 yıldır ödediği kira ve ecrimisil bedellerini faiziyle birlikte geri istemesi gerekir.  
                    *****
Bu durum, Belediye'nin alana uyguladığı projeleri ve bu projelerle ilgili belediye ihalelerini de ilgilendirmekte. Seyrangah alanını Maliye'nin mülkü kılan bir başka mahkeme kararı var mı? Kıyı kanunu ve bağlı yönetmeliklerdeki değişiklikler, mahkeme kararını geçersiz kılar mı? Mahkeme kararına gerekçe gösterilen Belediye Kanunu'nun 159. maddesi, hükme esas teşkil eden şekliyle olduğu gibi duruyorken bir başka mahkemenin aksi yönde verdiği karar ne kadar geçerli olabilir? Bu konular hukukçuların cevap verebileceği konular. Aynı zamanda bir hukukçu olan Hasan Subaşı'nın önümüzdeki günlerde düzenleyeceği basın toplantısı bu açıdan çok önemli. "Konyaaltı seyrangahı"yla ilgili tartışmalar, Maliye - Belediye ilişkileri konusunda yeni bir durum ortaya çıkarırsa, bu, sahiller konusunun Türkiye genelinde yeniden masaya yatırılması anlamına gelecektir. Subaşı'nın konuyla ilgili basın toplantısını olduğu gibi, gündeme gelecek görüşleri de merakla bekliyorum.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok