Antalya
07.03.2019
A
SEKTÖR , TARIM
Çiftçinin ‘Gelecek yıl hayali’ de öldü
Çiftçinin ‘Gelecek yıl hayali’ de öldü

İki üniversite bitirip yüksek lisansını tamamlamasına rağmen iş bulamadığı için seracılık yaptığını belirten Osman Levent Aksu, “Girdi maliyetleri 2 kat arttı. Çiftçi sürekli ‘Gelecek yıl hayali’ ile yaşardı. Artık çiftçiler o hayali de kuramıyor” dedi

Serik’e bağlı Abdurrahmanlar Mahallesi’nde seracılık yapan Osman Levent Aksu, son yıllarda üreticinin masraflarını dahi çıkaramadığını belirterek, “Önceden çiftçi ‘gelecek yıl hayali’ ile üretimine devam ederdi. Girdiler o kadar arttı ki; çiftçi artık gelecek yılın hayalini bile kuramıyor” dedi.


GİRDİLER 2 KAT ARTTI


Kendisinin iki üniversite bitirdiğini, yüksek lisansını yaptığını, ancak alanında iş bulamadığı için seracılık yaptığını belirten Aksu, tanzim satış noktalarında zararına ürün satıldığını anlattı. 10 dönüm serasının olduğunu belirten Aksu, asgari ücret kadar kazanç elde etmediğini belirterek, “Şu anda seraların önemli bölümü boş. Piyasa böyle devam ederse çiftçi üretmez. Tanzim satış kurulacağına, çiftçinin girdi maliyetleri düşürülmeli. Çünkü ilaç gübre fidan gibi girdiler, geçen yıla göre en az 2 kat arttı” dedi

Osman Bey sizi kısaca tanıyalım. Eğitim durumunuz nedir, neden çiftçilik yapıyorsunuz?
Ben Süleyman Demirel Üniversitesi’nde İşletme ve Tohumculuk bölümlerini okudum. Ardından iş sağlığı ve güvenliği bölümünü bitirdim. İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım. Şu anda da açıktan adalet bölümü okuyorum. Bitirdiğim bölümlerde iş bulamadığım için ailemizin seralarında üretim yapıyorum. Kardeşlerimin şirketleri var ancak iş yapmıyor. Önceden hiçbir şey yapamayan insan çiftçilik yapıyordu. Ben hiçbir iş bulamadım, çiftçiliğe yöneldim ancak bu işi de bırakmak zorunda kalacağım.

 

 

Bir dönüm domatesin maliyeti nedir?


1 dönüm için hesap yaparsak; Toprağın hazırlanması ve solarizasyonu için 500 TL harcıyoruz. Fidan maliyetimiz 3 Bin TL, ısıtma için 500 TL, ilaç ve gübre için 5 Bin TL, işçilik için de 5 Bin TL civarında harcıyoruz. Tüm bu masrafların toplamı 15 Bin TL’yi buluyor. 1 dönüm seradan 7 ton civarında domates satıyoruz. Şu andaki fiyatlar 2.3 TL civarında. İki hasat yapıyoruz ve ikinci hasatın fiyatı biraz daha düşük oluyor. İki hasattan ortalama 20 Bin TL para kazanabiliyoruz. Bu rakamdan yüzde 12 stopaj ve komisyon gideri kesiliyor. Diğer maliyetleri de çıkarınca, çiftçiye bir asgari ücret kadar para kalıyor. Kendi seramızda asgari ücretle çalışıyoruz.

 

Bu rakamlar her sera için  geçerli mi?


Büyük serası olanlar sürümden az da olsa kazanabiliyor. Ancak küçük serası olanlar hayatlarını ancak idame edebiliyor.

Seracılığın son yıllarda bu noktaya gelmesini neye bağlıyorsunuz?
Girdi maliyetleri çok arttı. Geçen yıl potasyum nitratın çuvalını 90 TL’ye alıyorduk, şu anda 180-200 TL arasında. 20x20 gübreler geçen yıl 95 TL idi, şu anda 220 TL. Birçok girdi ikiye katladı, bazıları iki katından daha pahalı hale geldi. Aynı şekilde ilaç fiyatları da yüzde 100’ün üzerinde arttı.

Tüketicinin, ucuz sebze tüketebilmesi için kurulan tanzim satış noktaları hayatımıza girdi. Anlattıklarınıza göre üretici için de bir tanzim satış noktası gerekiyor?
Geçen hafta Tarım Bakan yardımcısı, Tarım Kredi Genel ve il müdürleri geldi. Tanzim satış için domates alacaklarını söylediler. Bizden 2 TL’ye domates almak istediler. Girdi fiyatlarını söyleyip 2 TL’ye domates satamayacağımızı söyledik. Bizden fedakarlık istediler. Yüzde 10’luk komisyon parasını almayacaklarını söylediler. Biz de komisyoncu ile sorunumuz olmadığını anlattık. Çünkü komisyoncu bizim garantörümüz. Düğünümüz, cenazemiz veya ihtiyacımız olsa, faizsiz para ihtiyacımızı karşılıyor. Biz kendilerinden bu ihtiyaçlarımızı karşılamasını istedik, paralarının olmadığını söylediler. Biz de kendilerine, borçlarımızın olduğunu ve deliğin her geçen gün büyüdüğünü anlattık. Birçok çiftçinin, komisyonculara borcu var. Tanzim Satış’a ürün hazırlamamız için önce komisyoncuya olan borcumuzu ödemeliyiz.

 

 

Tanzim Satış için yaptığınız görüşmeler nasıl sonuçlandı?


Tanzim için yapılan görüşmelerde, o güveni vermedikleri için anlaşmadık. Abdurrahmanlar’da bir tüccarla anlaştılar. Anlaştıkları tüccar, 4.8 TL’ye tanzim için mal yaptı. 4.8 TL’ye mal edilip İstanbul’a gönderilen ürünler, Tanzim Satış’ta 3 TL’ye satıldı. Kilo başına 1.8 TL’lik zarar yine çiftçinin cebinden, halkın cebinden çıkıyor. Sadece Kınık’ta 2.7 TL’ye domates aldılar. O ürünler de sel felaketinde zarar gören ürünlerdi ve birçoğu yolda zaten telef oldu. Tanzim Satış Noktaları için 2 aylık deneme süreci olduğunu söylediler. Yani seçimden sonra bu uygulamadan vazgeçilecek.

 

Tanzim Satış noktalarının, fiyatların düşmesine etkisi yok mu?


Şu anda Toptancı Hali’nde domates 4 TL civarında. Çünkü mevsim nedeni ile ürün azlığı var. Bugünlerde patlıcan yetiştiren çiftçi yok. Kilosunu 20 TL’ye almak isteseniz bile patlıcan yok. Çünkü bu mevsimde patlıcan yetişmiyor. Biz Hal’e domatesi 4 TL’ye verirsek, Tanzim için 2.5 TL’ye almak istediler. Bu uygulama, çözüm olmaz, tüketiciye geçici destek anlamı taşır.

 

 

Bir tarım ülkesi olan Türkiye, sizce nasıl bu noktaya geldi?


Atatürk’ün dediği gibi; ‘üretmeyen toplum yok olmaya mahkumdur’. Ancak üreten çiftçiye terörist muamelesi yaparsanız, o çiftçi üretmez. Çiftçinin daha ucuza mal satması isteniyorsa, girdi maliyetleri azaltılır.

Bu anlattıklarınızdan, fiyat artışının sebebinin komisyoncular olmadığını anlıyorum. Komisyonculuğun kaldırılması ile ilgili tartışmalar için ne düşünüyorsunuz?
Fiyatların artmasının sebebi çiftçi veya komisyoncu değil. Komisyoncudan çıktıktan sonraki aracılar. Aracılar, marketler ve pazarcı esnafı şu anda çiftçiden daha fazla para kazanıyor. Ben bir kilo domatesi 2 TL’ye satıyorsam, pazarda 6-7 TL’ye alıyorum. Aradaki aracılar bu fiyat artışının sebebidir. Çiftçi 2.2 TL’ye satıp masraflarını çıkardıktan sonra çok az bir kar edebiliyorken, Hal’deki komisyoncudan ürün alan aracılar 4 TL kazanıyor. Fiyat artışının sebebini burada aramak lazım.

 

Bu konuda verebileceğiniz bir örnek var mı?


Geçen yıl 10 dönümlük serada 55 bin tane marul ürettim ve tamamını 5 Bin TL’ye sattım. Çünkü para yapmadı. Seramdan çıkması için 55 bin marulu 5 Bin TL’ye sattım. Bir tane marulu 10 Kuruş’a bile satamadım, ancak pikniğe giderken bir AVM’den kendi marulumu 1.2 TL’ye satın aldım. Fiyat artışının sebebini merak edenler bu örneği iyi incelemeli.

Tarım Kredi kooperatiflerinin teşvikleri var. Bu teşvikler üretim için size katkı sunmuyor mu?
Üretim için dönüm başı 80 TL teşvik alıyoruz. Bu paranın önemli bir bölümünü de zaten, evrak masrafı olarak geri alıyorlar. Su parası ödemediğimi söylüyorlar. Ben Aksu Sulama Birliği’ne dönüm başı 120 TL para ödüyorum. Üretim yapacağımı bildirmezsem yüzde 50 fazla ödüyorum. Abdurrahmanlar’da su parayı ödemeyen kimse yok. Hatta, sulama kanallarına, her tarlanın başına su sayaçlarının konulacağını gazetelerde okuduk. Çiftçinin suyu hor kullandığı için sayaç takılacağını söylüyorlar. Bu uygulama ile fiyatları daha da artacaktır.

 

 

Gübrede KDV oranı düştü. Bunun faydası olmadı mı?


Gübrede yüzde 18 olan KDV yüzde 1’e düştü. Ancak gübre fiyatları yüzde 100 arttı. Görünüşte destek var ancak realitede fiyatlar daha da artıyor.

 

Tüm bu anlattıklarınızdan yola çıkarsak, çiftçiyi nasıl bir gelecek bekliyor?


Böyle devam ederse, çiftçi üretimi bırakır. Abdurrahmanlar’da bazı seralar zaten ekilmiyor. Üretimden vazgeçen insan sayısı artıyor. Yıllardır üreten çiftçi, artık umudunu kaybetti ve üretimden vazgeçti. Fiyatlar böyle devam ederse, ben 2 sene zor dayanırım. Çiftçinin senesi vardır, “Gelecek yıl daha iyi para eder” diye. Ben şimdi bunu diyorum ve bir yıl daha üretmeye devam ederim. Ancak umutlarımız o kadar kırıldı ki, artık hayalimiz kalmadı.

 

Komisyoncular kaldırılırsa, çiftçi bundan nasıl etkilenir?


Komisyonculuk kalkarsa, çiftçiyi çok güzel dolandırırlar. İki yıl önce kışlık kavun yetiştirdim ve komisyona getirmek yerine bir tarım firmasına elden satmayı tercih ettim. Paramı alamadım ve 50 Bin TL param gitti. Aynı adam Abdurrahmanlar’da 150 Bin TL, Cihadiye’de 600 Bin TL borç takıp gitti. Ben bu İki mahalleyi biliyorum, diğer ilçelerde neler yaptığını bilmiyoruzm.  Komisyonculuk kalkarsa, biz çiftçilerin akıbeti böyle olacak.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: